Kitabın 129. sayfasından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.
Brighton Cephesi
Dominik ders verdiği dönemde belli bir rutine göre hareket edebiliyordu. Saatleri; konuşmalarını hazırlamak, dersler, not vermek ve kuzey hattındaki Hampstead'in yeşillikleri arasından şehrin merkezindeki kopkoyu kalabalıklara doğru yolculuk yapmak arasında bölünmüştü.
Şimdi, yazmak için akademiyi bıraktığından kendini kararsızlık denizinin tam ortasında, belli bir konuya odaklanamadan kalmış gibi hissediyordu. Bir şeylerden esinlenmekten çok, doğru sözleri bulmaya çalışırken klavyesine ve bilgisayar ekranının kibirli bakışlarına tutsak halde başıboş bir hayatın ortasına düşmüştü.
Günlük hedefine ulaştığı andan itibaren boşluğu derin bir günah kuyusuna dönüşen, upuzun bir gün uzanırdı önünde. Bazen her şey süratle akar ve erkenden uyanıp işe koyulduğu için öğleye doğru boş kaldığı zamanlar kendini geç saatte güzel bir kahvaltıyla ödüllendirirdi. Başka zamanlarsa yaptığı iş, yeni satırlar eklemek yerine yazılardan düzeltmekle geçirdiği güç bir göreve dönüşürdü.
kitap

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder