29 Kasım 2013 Cuma

Sevdalinka

Sevdalinka, Ayşe Kulin tarafından yazılmıştır.http://kitapgalerisi.com'da %30 İndirim ve aynı gün kargoya teslim avantajıyla alabilirsiniz. | Everest Yayınları, Roman, 9789752892422, 338 Sayfa, Kasım/2013

Kitabın 1. 2. ve 3. sayfalarından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.


Saraybosna, Eylül 1986
Nimeta, mutfakta bulaşıkları yıkarken radyodan yükselen şarkının neşeli ritmine uygun hareketlerle sallanıp durmasına rağmen, iç sıkıntısından boğulacak gibiydi. Kahvaltıda oğlunun bile gözünden kaçmamıştı dalgınlığı.
"Anne, tam üç kere sordum aynı soruyu, sağır mısın?" demişti oğlu.
"Biraz dalgınım canım. Dün gece hiç uyuyamadım.'"
"Neden?"
"Kışa girerken böyle olurum.'"
"Kışa eylülde girilmez ki anne."
"Ne de olsa sonbahar. Ara mevsim işte. Sonra kış birden bas-tırıverir."
Oğlu, yine dün akşam içkiyi fazla mı kaçırdın, gibilerden bakmıştı yüzüne.
Üç yıldır, bir kadına yakışmayacak kadar çok içtiğinin, kocası, arkadaşları ve annesi kadar, oğlu da farkındaydı elbette. On bir yaşındaydı Fiko. Aldı da boyu gibi, yaşına göre hızlı gelişmişti. Uyanık, cin gibi bir çocuktu. Nimeta, zaman zaman onun bakışlarını üzerinde hissettiğinde, içini okuyabilmesinden korkardı, yüreğini okuyabilmesinden... Yüreğinde, olmaması gereken bir sevgiye yer vermişti çünkü. Bu sevgiyi, filizlenmeye başladığı andan itibaren yeşertmemek, büyütmemek için elinden geleni yapmıştı aslında. Ama boşunaydı çabaları... Stefan ile aynı şehirde yaşıyor olsalardı belki daha kolay olurdu kopmaları. Birbirlerini her gün ve her an görür, doyasıya sevişir, heveslerini alıp bıkabilirlerdi. Ya da ayrı şehirlerde yaşadıklarından dolayı, hiç görüşemeselerdi, unutur giderlerdi belki...
Ama yasak aşkların en şiddetlisine tutulmaları için, her türlü şartı öylesine inceliklerle hazırlamıştı ki kader, Nimeta, sonunda çaresizliğini ve utancını içkiyle yenmeye çalışır olmuştu.
"Ben çıkıyorum anne, Hana hazır değil, bugün onun keyfini bekleyemem, imtihanım var." Fiko kucağındaki sarman kediyi süt tabağının önüne bıraktı.
uSen git Fiko. Hana'yı okula ben bırakırım."
Fiko, dalgın ve yorgun annesinin yanağına bir öpücük kondurup çıkarken, kapıda bir an durup sordu.
"Babam bugün mü dönüyor?"
"Evet."
Fiko gitti. Nimeta iskemleye çöküp mutfak masasına uzattığı kollarına başını dayadı. Yıllardır geciktirmeye çalıştığı an, hızla yaklaşıyordu. Stefan'a, aralarındaki ilişkiyi kocasına anlatacağına dair söz vermişti. Bu sözü üç yıldır erteliyordu. Önceleri çocukların küçük olduğu bahanesini öne sürmüştü. Sonra, babası hastalanmıştı, onu üzemeyeceği bahanesine sığınmıştı. Derken Hana'nın okula başlamasını beklemişti. Bahaneler tükenmişti sonunda.
"Bir seçim yapmak zorundasın Nimeta," demişti Stefan. "Ben bu şekilde devam edemeyeceğim. Ya beni seç, ya kocanı. Sevdiğim kadının başka biriyle evli olmasına daha fazla dayanamayacağını."
"Ona boşanmak istediğimi söyleyeceğim. Bu hayattan bıktığımı, çok yalnız kaldığımı..."
"Olmaz, işin aslını anlatacaksın Nimeta. Kocan başka bir erkeğin varlığını bilmezse, boşanmaya razı olmaz. Adama kendinde kusurlar aratma. Başka birine âşık olduğunu söyle dürüstçe."
"Bu onu öldürür."
"Sizin inancınıza göre, hani sadece ecel öldürürdü insanları?"
Gülmüştü Nimeta, "Beni ecel değil, bu aşk öldürecek, kocamı da benim günahım, Stejo," demişti...
Burhan, her zamanki gibi, bu akşam da yorgun argın ve toz toprak içinde dönecekti evine. Çocuklarına ve karısına sarılmadan önce, doğru banyoya koşup, Nimeta'nın hazır ettiği sıcak su dolu küvete bırakacaktı kendini. Dağ başında geçen günlerinin yorgunluğunu atmak ister gibi, dakikalarca yatacaktı sıcak suyun içinde. Sonra yemekte, erik rakılarını karşılıklı yudumlarlarken, Nimeta'yı hiç ilgilendirmeyen mühendislik projelerini anlatıp duracaktı, en ufak ayrıntısına kadar. Hep o konuşacak, o anlatacaktı. Nimeta'nın yaptığı iş değilmiş gibi sanki, aklına bile gelmeyecekti karısına neler yaptığını sormak. Yemekten sonra, çocuklarla şöyle bir ilgilenecek, Fiko'nun derslerinin nasıl gittiğini öğrenecek, Hana'nın ısrarla söylediği yeni okul şarkısını dinler gibi yapacak, televizyona bakarken Bozo'yu kucağına alıp usul usul okşayacak, sonra da karısını yatak odasına sürükleyip, çocukların odaya dalmasına karşı kapıyı kilitleyerek, Nimeta'yla sevişmek isteyecekti. Günün en zor anı da o zaman başlayacaktı işte.
Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder