11 Kasım 2013 Pazartesi

Hikmetin Yeniden İnşası Yolunda Beyaz Kale

Hikmetin Yeniden İnşası Yolunda Beyaz Kale, Esat Arslan tarafından yazılmıştır.http://kitapgalerisi.com'da %20 İndirim ve aynı gün kargoya teslim avantajıyla alabilirsiniz. | Kapı Yayınları, Felsefe, 9786055107208, 183 Sayfa, Kasım/2013


Kitabın 21.22. ve 23.sayfalarından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır. 

1. APOLLON-DIONYSOS = CEMAL-CELAL
İslam tasavvufunu kuran merkezi kavram çiftlerinden birini dile getirmek isteseydik, bu, hiç kuşkusuz, onların Tanrı'nın yeryüzündeki etkinliğinin kuşatıcı tarzlarını ifade etmek için kullandıkları Celal-Cemal kavram çifti olurdu.
Tasavvufta Allah'ın yeryüzündeki her etkinlik türü, O'nun bir isminden kaynaklanır. Örneğin canlıların, ihtiyaçları olan yiyeceği bulup yemeleri eyleminde Allah Rezzak (Rızık Verici) olarak görünür. Kötülük yapmış bir insanın cezasını bulma eyleminde ise O Müntakim (İntikam Alıcı) olarak görünür.
Tasavvuf için Allah'ın sonsuz adı, yani yeryüzündeki eylemlerinin sonsuz türü vardır. Onlar bu isimlerden 99 tanesini Kurandan türeterek onlara Esma-i Hüsna (En Güzel İsimler) adını verirler. Fakat bu bir sınır değildir. Zira tasavvufa kaynak oluşturduğu sürece Kuran, tüm güzel isimlerin Allah'a ait olduğunu söylediğinde (İsra Suresi), Allah'ın, sufi hepsine vakıf olamayacak olsa da, sonsuz isminin bulunduğunu dile getirmiş olur.
Fakat sufi için Allah'ın yeryüzündeki etkinliğini tanımak, sadece onun eylemlerinin türlerini tasnif etmekten ibaret değildin Bu isimlerin altında durdukları kuşatıcı bir kavram ikilisi vardır ki, bu ikili bir anlamda bu isimlerin yeryüzünde etkide bulunmalarının tarzını anlatır. Bu ikili, Celal-Cemal ikilisidir.
Cemal en saf anlamıyla güzellik demektir. Bir anlamı bütünlemek demek de olan "cümle" kelimesiyle aynı kökten gelen kelime, bu güzellikte aynı zamanda bir bütünlüğün de tesis edilmiş olduğunu gösterir. Celal ise bir şeyi kaplamak, kuşatmak ve örtmek anlamlarından hareketle yücelik anlamına gelir. Güzelliğin bir şeyi bütünlemesine karşılık, Yücelik tam da o şeyi kapladığı, kuşattığı ve örttüğü için onu parçalama ve parçalarından yeniden bir araya getirme yeteneğine sahiptir.
Bu kavrayışa göre tasavvufta bütün isimler ya Celali, ya da Cemalî'dirler. Örneğin Rezzak, Cemali bir isimken, Müntakim Celali bir isimdir. Fakat bu durum, Allah'ın eylemlerinin türleri olarak isimlerin birbirinden kopuk halde yeryüzünde etkinlikte bulunduklarını göstermez. Aksine onlar dinamik ve bütünleşik bir etkinliğin sadece analitik olarak ayrıştırılan parçalarıdır. Örneğin Kuran'da Allah tek bir eyleminde şu isim çiftiyle tanıtılır: O Azizü'r-Rahim'dir, yani Kudretin Sahibi ve Merhametli Olan'dır.
Bu sebeple Celal-Cemal çifti, hükümleri birbirinden ayrışık iki eylem tarzını anlatmaz. Çoğu zaman farklı isimlerin tek bir bütünleşik eyleminde ayrışmamış olarak görülen iki birbirine zıt, fakat birbirinin hükmünü cerh etmekten çok dinamik olarak etkinleşerek sürekli yeni yaratımlara sebep olan kuşatıcı bir bütünlüğü anlatır.
Celal ve Cemal bu adlarıyla Kuran'da geçmez. Sufinin bu tarzları Kuran'dan ayrıştırdığı yer genellikle beraberce geçen Celalî-Cemalî isim çiftleridir. Azizü'r-Rahim gibi.

Bu isim çiftlerinden özellikle bir tanesi ise sufiye Cemal-Celal ikilisinin özünü verir. Bu isim çifti Vahidü'1-Kah-har'dır. Kabaca "Bir olan ve Kahreden" anlamına gelen bu isim çifti, Kuran'da büyük peygamberlerin ıstırap dolu yaşamlarına atıfla dile getirilir. İbrahim, Yusuf ya da Muham-med herhangi bir suça karşılık olmayarak kahredilir ve sonrasında parçalanmış yaşamları yeniden bütünleştirilir. Bu tek seferlik bir hareket de değildir. Bir peygamber bunu yaşamında defalarca deneyimler.
Kahhar, "karşı konulmaz bir şekilde zorlayan ve yenen" anlamına gelir. Kahhar isminin bu peygamberlere yaptığı şey şudur: Peygamberin yaşam bütünlüğü ve mutluluğu tesis edilmiş bir durumdayken (örn. Mısır Veziri'nin evlatlığı olarak Yusuf'un mutlu yaşamı), karşısına kendi suçu olmayarak çıkan zorlayıcı güç (Zeliha'nın Yusuf'a aşkı) onun yaşamını paramparça eder. (Yusuf bir anda kendini ağır bir iftiraya uğramış şekilde, çıkması muhtemel görünmeyen bir hapishane hücresinde bulur). Kuran, Kahhar isminin yaptığı bu eylemi 'öldürme' fiiliyle anlatır. Peygamber bu eylemden sonra manen ölmüştür.
Fakat bu öldürme eylemi asla peygamberin sönüp gitmesi, yok olması ve kişiliği tamamen imha edilmiş şekilde yıkık dökük kalması değildir. Kuran'da bu paramparça oluş her zaman için yeni ve çok daha güçlü bir doğuşun başlangıç momenti olarak sunulur.
Bu kıssalarda peygamberin dağılmış parçalarının bir araya getiriliş sürecinde ortaya çıkan yaşam çok daha güçlü bir yaşamdır. Tüm onurunu yitirerek Mısır'dan kaçmak zorunda kalan Musa, bu şehre güçlü bir peygamber olarak döner. Yusuf hapisten çıktığında Mısır'ın en kudretli bakanı haline gelir.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder