Kitabın 96. ve 97. sayfalarından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.
Işığın savaşçısı, kılıcını elinde tutar.
Neyi yapacağına, neyi yapmayacağına karar veren kendisidir.
Öyle anlar gelir ki hayat onu bir krizin içine iter; sevdiği şeylerden ayrı düşmüştür; işte o zaman düşünmeye başlar savaşçı. Tanrı'nın isteğini mi yerine getiriyorum yoksa bencillik mi ediyorum, diye bakar. Sevdiklerinden ayrı düşmesi, Yolunun bir parçasıysa yakınmadan kabullenir bunu.
Ancak bu ayrılığın kaynağı, bir başkasının sapkın hareketleriyse savaşçının yanıtı amansız olur.
Savaşçı hem kudretlidir hem de bağışlayıcıdır. Her iki özelliğini de aynı beceriyle kullanır.
Işığın savaşçısı şu sözcüğün tuzağına asla düşmez: "Özgürlük."
Halkı baskı altındayken özgürlük tartışmasız bir kavramdır. Bu gibi zamanlarda kılıcını ve kalkanını kullanarak soluk alabildiği ve yaşadığı sürece mücadele eder. Baskıyla karşılaştırıldığında özgürlüğü anlamak çok kolaydır: Tutsaklığın tam tersidir.
Ama kimi zaman yaşlı insanların şöyle dediğini duyar savaşçı: "Çalışmayı bırakırsam özgür olurum." Bir yıl sonra, aynı insanlar şöyle yakınır: "Hayat ne kadar da tekdüze." Bu durumda özgürlüğü anlamak zordur: Özgürlük, anlam olmaması demektir.
Işığın savaşçısı her zaman bir şeye bağlıdır. Hayallerinin tutsağıdır ama istediğini yapabilir.
Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.
kitap

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder