Kitabın 136. ve 137. sayfalarından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.
Hortumu yere fırlatıp suyu kapatmak için musluğa doğru yürürken, "Eve gitme zamanı!" dedim. Bisikletime atladım ve Oberon'a son sürat gideceğimizi söyledim. Dul kadının evinden bîr an önce uzaklaşmalıydık, yoksa onun da hayatı tehlikeye girebilirdi.
Ben hızlanmak için çılgınca pedallara basarken bana ayak uyduran Oberon, "Bu sesi çıkaran da ne?" diye sordu.
Nefesimi bisiklet sürmeye saklayıp zihnimden, "Onlar Fir Bolgları, "dedim.
"Sanırım hızlandılar. Koşmaya başladılar. "
"Yerimizi buldular. Arkana bakmay koşmaya devam et. Beni dinle. Bu heriflerin mızrakları vardır, ama onları göremezsin. Sadece güven bana, mızrakları yanlarında olacaktır. Onlar da seni göremeyecekler. Senden yapmanı istediğim sol bacaklarına, bileklerinin tam üzerindeki yumuşak noktaya saldırman."
"Asil tendonuna mı? Bunu hatırlıyorum. "
"Güzel Ama baldırlarım hedeflemeksin. Bu herifler göründüklerinden çok daha irilerdir, Aşil tendonları da yaklaşık olarak bir insanın baldırının olacağı yerdedir. Onları bir kez ısırıp üzerine devrilmeden ya da sana saldırmadan önce oradan hemen uzaklaş."
"Peki ya zırh giyiyorlarsa?"
"Giymiyor olacaklar. Göreceğin her şey bir illüzyondan ibaret. Büyük ihtimalle çıplak ayaklı olacaklar. Derileri oldukça kalındır."
Köşeden 11. Cadde'ye dönerken risk alıp Roosevelt'e baktım. Normal görüşüm bana, Harley Davidson kıyafetleriyle sokak lambalarının altında, sanki bilardo salonunun dışında motosikletlerini devirmişim gibi beni kovalayan dokuz pislik olduğunu gösteriyordu. Faerie gözlüklerimse üzerlerinde kısa donlar ve çivitotundan başka bir şey olmayan, neredeyse çıplak dokuz Fir Bolg gösteriyordu. Sağ ellerinde mızraklar, sol ellerin-deyse kocaman, tahta kalkanlar taşıyorlardı ve beklenti içinde sırıtıyorlardı, çünkü arayı kapatmaya başlamışlardı.
Evime ulaşınca bisikletimi çimenliğe sürdüm, üzerinden atlayıp onun verandaya doğru sürücüsüz bir şekilde gitmesine izin verdim. Verandadan gelen bir küfür duyunca karanlıkların içinde beni kimin beklediğini merak ederek Fragarach'ı kınından sıyırdım.
Bisikletim aniden durup bana doğru fırlatılırken tanıdık bir ses, "Lanet olsun sana Atticus, ne haltlar karıştırıyorsun?"
diye sordu.
Yüzüm gevşedi ve hafifçe gülümsedim. "Leif!" diye seslendim. Sesimdeki rahatlamayı fark etmemesi imkânsızdı.
Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.kitap

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder