11 Aralık 2013 Çarşamba

Elif

Elif, Paulo Coelho tarafından yazılmıştır. http://kitapgalerisi.com'da %20 İndirim ve aynı gün kargoya teslim avantajıyla alabilirsiniz. | Can Yayınları, Roman, 9789750712913, 247 Sayfa, Ağustos/2013


Kitabın 108. ve 109. sayfalarından  tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.

Yao bana sesleniyordu.
"Muhabir geldi."
Hava hâlâ aydınlıktı. Tren bir istasyonda durmuştu. Başım dönerek kalkıp kapıyı araladım. Yayıncım dışarıda bekliyordu.
"Ne kadar uyudum?"
"Sanırım bütün gün. Saat akşamın beşi oldu."
"Biraz zaman verin," dedim. Yıkanıp kendime gelmem gerekiyordu, yoksa sonradan pişman olacağım şeyler söyleyebilirdim.
"Rahatınıza bakın. Tren burada aşağı yukarı bir saat duracak."
İyi ki durmuştuk, sallanan bir vagonda yıkanmak hem zor hem tehlikeliydi. Ayağım kayabilir, seyahati akla gelebilecek en aptal şekilde, bacağımda alçıyla tamamlayabilirdim. Ne zaman banyoya girsem sörf yapıyormuş gibi oluyordum. Ama o gün hiç zorlanmadım.
On beş dakika sonra dışarı çıkıp ötekilerle bir kahve içtim, o sırada muhabirle de tanıştırıldım. Söyleşinin ne kadar süreceğini sordum.
"Randevuyu alırken bir saat diye kararlaştırmıştık. Bir sonraki istasyona kadar size eşlik edip..."
"On dakika diyelim. Röportaj bitince burada inebilirsiniz, böylece size de zahmet vermemiş oluruz."
"Ama bu..."
"Size zahmet vermek istemem," diye karşılık verdim. Aslında bu söyleşiyi hiç kabul etmemeliydim ama boşluğuma gelmişti. Bu seyahatteki amacım başkaydı.
Muhabir yayıncıma baktı, o da yüzünü pencereye çevirdi. Yao, masanın çekim için uygun olup olmadığını sordu.
"Vagonların arasındaki bölme daha iyi olur." Hilal gözlerini bana çevirdi; orası Elifin olduğu yerdi. Bütün gün vagondaki masanın başında beklemekten yorulmuyor muydu acaba? Keman çalıp beni zamansız ve mekansız bir yere gönderdikten sonra uyurken beni seyretmiş olabilir miydi? Daha sonra bunları konuşmaya bol bol vaktimiz olacaktı.
"Mükemmel," dedim. "Siz kamerayı hazırlayın. Ama sırf meraktan bir sorum olacak: Niye burayı değil de o küçücük bölmeyi seçtiniz?"
Muhabir ile kameraman o tarafa yollanmıştı bile, biz de peşlerindeydik.
Yine de onlar hazırlıklarını yaparken ısrarla sordum:
"Niye bu küçücük yerdeyiz?"
"Televizyon seyircisine gerçeklik hissi vermek için. Yolculukta bütün hikâyeler burada yaşanır, insanlar kompartımanlarından çıkar, koridor çok dar olduğu için burada sohbet ederler. Sigara içenler birbirini burada bulurlar. Gizli gizli buluşanlar... Bütün vagonların başında ve sonunda böyle bölmeler vardır."
Küp şeklindeki bölmenin içi şimdi muhabir, yayıncım, tercümanım, Hilal, bendeniz ve sohbeti dinlemeye gelen bir aşçının işgali altındaydı.
"Yalnız biz kalsak daha iyi olur."
insanın yalnız kalamayacağı bir ortam varsa o da televizyon programlarıdır, ama yayıncım ile aşçı yine de dışarı çıktı. Hilal ve tercümanımsa yerlerinden bile kıpırdamadılar.
"Biraz sola kayabilir misiniz?"

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder