Kitabın 94. ve 95. sayfalarından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.
Annesi ve babası, kardeşi Şakir'le birlikte İzmir'de yaşarlarken, Füreya İstanbul'da anneannesinin evinde kalıyordu. Oğlunun baba katili olması ve hapse girmesiyle korkunç bir darbe yemiş olan yaşlı kadın, küçük torununu da kaybedince, ev tam anlamıyla sonu gelmeyen bir matem havasına bürünmüştü. Füre-ya'nın tek tesellisi, yine aynı apartmanın bir başka katında oturan Ayşe Teyzesini sık sık ziyaret ederek, küçük kuzenleriyle oynamaktı. Okuldan geldikten sonra, derslerini yapar yapmaz, evin kasvetinden kurtulmak için, hemen üst kata çıkıyordu. Orada küçük kuzenleriyle ilgileniyor ve çocukluğundan edindiği alışkanlıkla, büyülenmiş gibi Ayşe Teyzesinin piyanosundan yükselen müziği dinliyordu. Füreya, teyzesinin piyanonun tuşları üstünde uçuşan parmaklarını seyrederken kendinden geçiyordu adeta. Bıraksalar bütün bir gün hiç kımıldamadan Cho-pin dinleyebilirdi. Ama ne yazık ki, büyülü saatler sonunda bitiyor ve kös kös kendi katına, akşam yemeğini yemeye iniyordu.
Her zaman çok eğlenceli olan Aliye'ye de bir şeyler olmuştu. Yüzü hiç gülmüyor, Füreya ile eskiden olduğu gibi ilgilenmiyordu.
"Birkaç sene bekleyeceksin Füreya, bu yaşlarda ara açılır, sonra yine kapanır. Aliye bir genç kız oldu, sen ise hâlâ çocuksun," diyordu anneannesi. "Sen kendine arkadaş istiyorsan, gece yatısına o Rus kızını davet et. Neydi adı?"
"Tatiana, anneanne."
"Her neyse işte. Pek terbiyeli bir çocuk. Hem de senin akranın. Çağır onu, gelsin hafta sonu bizde kalsın. Aliye'nin peşini bırak kızım, onun derdi kendine yetiyor."
Tatiana da böylece, birçok hafta sonunu Füreya ile birlikte Şakir Paşa Apartmanı'nda geçiriyordu.
Yine böyle bir hafta sonu, küçük kızlar odalarında oyun oynarlarken, Füreya su almak için mutfağa gittiğinde, anneanne-siyle Ayşe Teyzesini telaşlı telaşlı konuşurlarken buldu.
"Bu ne cürettir? Nasıl yapabilirler böyle bir şeyi?" diyordu
Ayşe Teyzesi.
"Mürteciler oldu bitti rahat vermemişlerdir bu memlekete. Koskoca imparatorluğu işte bu kafa yıktı," diyordu anneannesi. "Babanız da bu kafalardan uzak kalmak için taşındıydı ya Ada'ya."
"Hakkiye Ablama bir telgraf mı çeksek, ne yapsak, malumat almak için? Emin Paşa işin iç yüzünü herkesten iyi bilir."
"Aman sen de lazım, böyle meseleler yazılır mı hiç telgrafta? Emin Paşa'nın başım belâya mı sarmak istiyorsun. Ahmet Bey'in de İstanbul'da bulunmaması kötü oldu. O bizi aydınlatırdı."
"Ne olmuş, ne olmuş?" diye sordu Füreya. Kadınlar, çocuğu görünce irkildiler.
Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.kitap

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder