MAMAK CEZAEVİ...
Mamak Cezaevi, Ankara'da Hüseyingazi eteklerine kurulmuş on-on beş yıl önce. Gerçek adı "28. Tümen Ceza ve Tutukevi." Cezaevi tek kat üzerine yapılmış. Dışarıdan görünüşü çok sevimli. Cezaevinin önünde ikiye ayrılmış bir bahçe bulunuyor. Bahçenin içinde voleybol sahası, bir küçük havuz, bir de çardak var. Çardağın yanında bir de güvercin kulübesi. Siyasal tutuklularla beyaz güvercinler, aynı bahçede birbirlerine bakıyor. El çırpınca güvercinler kaçıyor. Bazen de takla alıyorlar kanat çırparak.
Cezaevi, dokuz tutuklu koğuşundan oluşuyor. Bu koğuşlardan ikisi, ikişer kişilik hücreler için ayrılmış. Bunlar "arka hücre" ve "ön hücre" olarak adlandırılıyor. Bir koğuş bahçeye bakıyor. Buna "Dış-b" deniliyor. Bu koğuşun önünde yeşil mazılar ve bir de küçük şeftali ağacı var. İç koğuşlardan dördü bir karanlık koridora sıralanmış. Bunların pencereleri cezaevi "avlusuna" bakıyor. Bu koğuşlardan sadece bir tanesinde yüz-numara var. Yüznumaraya gidebilmek için, bulunduğun koğuşun kapısı açılır ve yeniden kilitlenir. Yüznumaradan çıkınca, kapılar yeniden açılır ve yeniden kilitlenir. Gece yüznumaraya gidecekseniz önce gardiyanı, uyandırmanız gerekir. Gardiyan uyanırsa gelip kapıyı açar. Uyanmazsa yüznumaraya gidemezsiniz.
Öteki iki koğuş, cezaevinin arka tarafındadır. Pencereler tavana yakındır. Rutubetlidir bu koğuşlar. Üstelik de havasızdır. Buralarda birkaç ay yatanların beti benzi solar. Bu yüzden, "Dış-B" koğuşuna aktarılmayı "yarı tahliye" sayar tutuklular. Sevinirler dış koğuşa gelince.
Bir de cezaevinin arka bölümünde "tecrit" hücreleri var. Bunlardan biri iki, diğeri dört kişilik Bu hücrelere getirilenler sabah akşam dövülür. Yüznumaraya gitme hakkı günde üç kez olarak sınırlanır. Erat mutfağı bu hücrelerin bitişiğindedir. Dayak yanında günde üç öğün de küfür yersiniz burada. Gelen geçen küfreder. Ananıza, avradınıza küfür edilir durmadan.
Cezaevinin dört köşesinde nöbetçi kuleleri bulunur. Bu kulelerin küçük balkonlarında birer sterili nöbetçi dolaşır. Kulelerin alt katında da iri yarı kurt köpekleri beslenir. Geceleri kesik kesik havlar bunlar. Ulurlar bir de...
Bahçeye çıktığınızda, cezaevini çeviren tankları ve tutuklulara çevrilmiş topları görürsünüz. Askeri araçlar üzerinde eli tetikte bekler nöbetçiler Bir gün nöbetçi erin eli tetiği fazlaca sıkmış olacak ki, bahçede dolaşırken top ateşi ile karşılaştık. Allah'tan kimseye rastlamadı top mermileri, Kazayı ucuz atlattık hep birlikte.
Cezaevi içinde askeri disiplin sağlanmıştır. Karavanaları tutuklular taşır. Koğuştan mutfağa gider ve karavanayı taşırsınız. Eğer nöbetçi erin hoşuna gitmemişseniz yolda sövgü yağmuruna uğrarsınız. En hafifinden:
- Yürü lan. Önüne baksana. Patlatırım ha...
Prof. Mümtaz Soysal'la, Uğur Alacakaptan'la, Emil Galip Sandalcıyla, Muzaffer Erdost'la, Mükerrem Erdoğan'la, Sedat Özkol'la kaç kez gidip gelmişizdir böyle.
Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.
kitap

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder