17 Aralık 2013 Salı

Ustam Ve Ben

Ustam Ve Ben, Elif Şafak tarafından yazılmıştır.http://kitapgalerisi.com'da %20 İndirim ve aynı gün kargoya teslim avantajıyla alabilirsiniz. | Doğan Kitap, Roman, 9786050918038, 472 Sayfa, Aralık/2013

Kitabın 178. ve 179. sayfalarından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.

Avusturya Sefiri Busbeeq, devlet işlerine olduğu kadar doğaya ve hayvanlara da meraklı adamdı. Ne vakit saraya davet edilse, hayvanat bahçesini görmeyi talep ederdi. Kendi malikânesinin bahçesinde de hatırı sayılır bir hayvan koleksiyonu vardı. En sevdiği mahluklar kaplanlardı bir de Çota.
Bir ikindi vakti yanında bir ressamla çıkageldi Busbecq. Sanatkârın ismi Melchior Lorichs'ti ve bilhassa iki şeyi resmetmeye can atıyordu: bir, uzun feraceleri ve yaşmaklarıyla Osmanlı kadınlarını; bir de Sultan Süleyman'ın muhteşem beyaz filini. Melchior bunlardan ilki değilse de, ikincisi için hünkârdan izin koparınca Cihan ile Çota'nın hayatlarının düzeni tepetaklak oldu. O andan itibaren haftanın üç günü  fil ile fîlbaz, sefirin Pera'daki konağını ziyaret etmekle görevlendirildi.
Busbecq kitaplara düşkündü ve Cihan'ın, ilk izleniminin aksine, cahil bir hayvan terbiyecisi olmadığını fark edince onunla muhabbet etmeye başladı. Cihan hayrete şayan bir şey öğrendi bu sayede. Sefirin ülkesinde, kralın sarayında da bir fil vardı. Üstelik adı Süleyman'dı!
"Hakaret değil, seni temin ederim" dedi Busbecq. "Bilakis saygı ifadesi file sultanın ismini vermek." Böyle dedi ve göz kırptı muzipçe.
Busbecq ile Cihan bunları konuşurken ressam Melchior, üzerinde kül rengi, uzun bir önlük ve gözlerinde sert bir bakışla belirdi. İyi birine benziyordu ama sanatkâr taifesinin nicesi gibi kendine fazla düşkündü. Bir türlü filin nerede poz vereceğini bulamadı. Oraya baktı olmadı; buraya baktı beğenmedi. Sonunda, Cihan'ın itirazlarına rağmen, Çota'nın bir akasya ağacının altında durmasına karar verdi. Tam fili istediği yere yerleştirmiş, resim sehpasını da karşısına koymuştu ki Çota uzanıp bir dal yakaladı, yaprakları yemeye başladı.
"Hey, dursana!" diye bağırdı Melchior.
Çota dinlemedi.
"Filbaz! Neredesin? Bu mahluk neden aç?"
"Aç değil, efendim" dedi Cihan. "Sıkı kahvaltı etti."
"O vakit neden yiyor yaprakları?"
"Hayvan olduğu için, efendim."
Delikanlının kendisiyle dalga geçtiğinden şüphelenerek ters ters baktı Melchior. "Bir dahaki sefere, buraya gelmeden önce mahluku daha iyi besle."
Cihan söyleneni yaptı. Çota artık her sabah iki misli yiyor; sefirin konağına varınca da akasya yapraklarını götürüyordu. Birkaç denemeden sonra ressam yer değiştirmeye razı oldu. Fili dışarı çıkarıp sokağa kuruldular.
Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder