6 Şubat 2014 Perşembe

Camın İşçileri

Camın İşçileri, M. Hakan Koçak tarafından yazılmıştır. http://kitapgalerisi.com'da %20 İndirim ve aynı gün kargoya teslim avantajıyla alabilirsiniz. |  İletişim Yayınları, İnceleme Araştırma, 9789750514210, 581 Sayfa, Ocak/2014

Kitabın 24. ve 25. sayfalarından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.

Emek tarihçiliğimize bakış

Yakınlarda, erken cumhuriyet dönemi emek tarihçiliğine ilişkin gelişen tartışmada, bu dönem emek tarihçiliğinin, bir hareket tarihi olarak gelişmiş olması eleştirilmiş, bunun işçilerin tarihsel anlatıda özcü ve indirgemeci biçimde kurgulanmasına neden olduğu iddia edilmiştir.4 Oysa sadece erken cumhuriyet dönemi için değil, emek tarihimizin geneli için asıl sorun; “hareket tarihçiliği” yapılıyor olması değil tersine; işçi sınıfının kendi deneyimini ve eylemini merkeze koyan biçimde gerçek anlamıyla yeterince yapılmıyor olmasıdır. Şimdiye dek yazılmış işçi hareketi tarihleri büyük ölçüde; istatistiki dökümler (işgücü, grev, sendikalaşma rakamları/oranları vb.), tanıklığa dayalı anlatımlar ve kurumsal belgelerle kurulmuştur. Bunların tümü de bütünlüklü bir tarih oluşumu için gerekli ve önemli olmakla beraber, içlerinden sadece birisine yaslanan çalışmalar bütünsel bakış açılarının geliştirilmesine yeterli olamamaktadır.
Söz konusu yetersizliğin sadece bize özgü olduğunu da düşünmemek gerekir. Munck’un: “Hindistan’daki emek çalışmaları, şimdiye kadar endüstri ilişkileri, resmî sendika tarihi, emek verimliliği ve emek istatistikleri üzerinde odaklanmıştı” diyerek yaptığı saptama çarpıcı benzerliğe işaret eder. İşçi araştırmalarında küresel düzeyde getirilen açılımları, “Uluslararası Yeni İşçi Araştırmaları” başlığı altında değerlendiren Ronaldo Munck’un çizdiği çerçeve bu noktada yararlı olacaktır:

“İşçi araştırmaları yalnızca emeği biçimlendirenin sınıf mücadelelerinin dinamiği olması ölçüsünde, işçi sınıfı diğer sınıflar la ilişkileri içinde çalışılırsa yararlı olabilir. Küresel yaklaşımımız sendikaların ya da diğer formal işçi sınıfı örgütlerinin incelenmesine indirgenemez; emeğin toplumsal, kültürel ve politik ifadelerinin bütün bir dizisini kucaklamalıdır.” Munck’un ifadesini tersinden de okumak mümkündür: Sendikaların tarihte ya da bugün incelenmesinin; “emeğin toplumsal, kültürel ve politik ifadelerini” kapsayacak bir bütünlükle yapılması gerekir. Sosyal tarih disiplininin öncü isimlerinden Hobsbawn; “amacımızın basitçe geçmişi keşfetmek değil, aynı zamanda geçmişi açıklamak ve bu suretle şimdiyle bir bağ kurmak” olması gerektiğini söylerken haklıdır. Bizim bilmek istediğimiz der Hobsbawn; neler olduğu kadar niçin olduğudur.

Ahmet Makal “emek tarihi alanına ilişkin çalışmalar nicelik ve nitelik yönünden eksik olmakla ve alan yeterince gelişmemiş olmakla birlikte, ‘sefalet’ sözcüğünü hak etmeyecek bir bilgi birikimi sağlanmış”tır demektedir. Şimdi bu ciddi birikime yaslanarak; kuramsal arayışları da olan, işçi sınıfı oluşumunu çok boyutlu olarak resmetmeye yönelmiş, öznesi işçiler ve onların örgütleri olan bir sınıf tarihini oluşturmak için daha fazla olanak vardır. İşçi hareketinin tarihini anlamak sadece sendikaların kurumsal düzeyde ürettikleri belgeleri bir araya getirmekle –her ne kadar henüz bu da hakkıyla yapılmamış olsa da– olmayacak, onun toplumsal altyapısını anlamak için işçileri; siyasal katılım, göç, kentleşme gibi deneyimleri içinde ve günlük mücadele alanında araştırmak gerekecektir. Yanı sıra, makro ya da mikro düzeyde işçi hareketinin gelişimini belirleyen; iktisadi, sosyal, ideolojik vb. dinamikleri anlamak, hareketin tarihini bunların içine yerleştirmek gereklidir. Bu durumda farklı alanlarda üretilen bilgi kümelerini bir araya getirmek, işçi sınıfının oluşum sürecinin bir parçası olarak yeniden okumak gibi bir görev karşımıza çıkacaktır.
Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder