Kitabın 128. ve 129. sayfalarından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.
Eski günlerden söz etmenin huzur verici ve sağaltıcı bir yanı olduğunu biliyordum... İnsanı acılar içinde bıraktığını da elbette..
Oğuz Sipahi yerinden kalkıp çardağın korkuluğunun dibinde bir şeyler arandı. Ne aradığını Burcu'yla merak ederek baktık. Küçük bir deri çantayla dönüp koltuğuna oturdu, çantanın fermuarını açıp içerisinden çıkardığı dört pipoyu masaya özenle dizdi. İçlerinden birini seçti, küçük bir paketten parmakuçlarıyla aldığı tütünü hiç acele etmeden pipoya tıkıştırdı, birkaç kez ağzına götürüp nefesler çekti, önce deri çantanın içinde sonra masanın üzerinde bir şeyler arandı, Burcu onun ne aradığını anlayıp kitapların yanında duran çakmağı kucağındaki Havin'i rahatsız etmemeye özen göstererek ona uzattı, Oğuz Abi yeniden dişlerinin arasına sıkıştırdığı pipodaki tütünü yaktı, etrafa yayılan koku çok hoştu birkaç kez derin nefes aldım, avcuna sıkıştırdığı piponun emziğini bir bebeğin annesinin memesini emer gibi emdi ve ağzından çıkan dumanı çardağın tavanına doğru üfledi.
O, piposunu emdi.
Ben kollarımı göğsümde kavuşturup geriye yaslandım.
Burcu uzaklara bakarak kucağındaki Havin'in başını okşamaya devam etti.
"Sonra?" dedi Oğuz Sipahi.
Burcu önce Oğuz Sipahi'ye sonra bana baktı.
"Sonra Bekir Tunç'un peşine düşeceğim" dedim kararlılıkla.
"intikam alacaksın yani" dedi.
Başımı salladım. Evet, Bekir Tunç'un bana bir can borcu vardı. İntikam alacaktım.
"İntikam tehlikeli bir sanattır" dedi. "Eğer bu sanatı bilmiyorsan ölürsün."
Usulca öne doğru eğildim. Belimden çıkardığım silahı masanın üzerine bıraktım.
"Bundan daha büyük bir sanat yok" dedim.
Hayatında ilk kez silah görüyormuş gibi baktı masanın üzerindeki silahıma... Hilenin de bir strateji olduğunu unutmuş olamazdı Oğuz Sipahi, şüpheyle yüzüne baktım. Bir silahın hem ölüm dağıttığını hem de hayat verdiğini bilmediğimi düşünüyor olamazdı. Silahım ölüm dağıtacaktı: Bekir Tunç'un kalbine bir kurşun sıkacaktım. Silahım hayat verecekti: Bugüne kadar onlarca hatta yüzlerce insanın ölümüne neden olan bu adamın ortadan kaldırılması, onun karartmak istediği pek çok hayata can verecekti... İstediğim buydu. Elbette ki Bekir Tunç'un silahı da can almaya devam edebilirdi. Ve ben her zaman o kadar şanslı olmayabilirdim. Şunu da biliyordum ki, Bekir Tunç işini şansa bırakmazdı artık: Bir daha karşılaşırsak ve o kazanırsa beni bir mezara gömmeden ayrılmazdı başımdan...
"İntikamın çok tehlikeli bir şey olduğunu biliyorum" dedim sakince. "Şu silahtaki kurşunlardan yalnızca bir tanesini kullanma şansımın olduğunu da elbette. O bir tek kurşunu iyi kullandım kullandım, yoksa bedenime bu kez yüzlerce kurşunun saplanacağını, havaya üç el şan olsun diye değil bu kez o üç kurşunu kafama sıkacaklarını da biliyorum."
Sönmüş piposunu masanın üzerine bıraktı.
"Neden intikam peşine düşüyorsun ki? Hayatı böyle yaşayıp gitmek daha kolay değil mi?" dedi Burcu.
"En azından şansımı denemek istiyorum komiserim" dedim tatlılıkla gülümseyerek.
"Ahmet Çınar'ı ararken şansını denedin ve yenildin. Hayat her zaman bir çelik yelek de sunmaz sana" dedi. Yüzünde ciddi ve sert bir ifade vardı.
Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.Oğuz Sipahi yerinden kalkıp çardağın korkuluğunun dibinde bir şeyler arandı. Ne aradığını Burcu'yla merak ederek baktık. Küçük bir deri çantayla dönüp koltuğuna oturdu, çantanın fermuarını açıp içerisinden çıkardığı dört pipoyu masaya özenle dizdi. İçlerinden birini seçti, küçük bir paketten parmakuçlarıyla aldığı tütünü hiç acele etmeden pipoya tıkıştırdı, birkaç kez ağzına götürüp nefesler çekti, önce deri çantanın içinde sonra masanın üzerinde bir şeyler arandı, Burcu onun ne aradığını anlayıp kitapların yanında duran çakmağı kucağındaki Havin'i rahatsız etmemeye özen göstererek ona uzattı, Oğuz Abi yeniden dişlerinin arasına sıkıştırdığı pipodaki tütünü yaktı, etrafa yayılan koku çok hoştu birkaç kez derin nefes aldım, avcuna sıkıştırdığı piponun emziğini bir bebeğin annesinin memesini emer gibi emdi ve ağzından çıkan dumanı çardağın tavanına doğru üfledi.
O, piposunu emdi.
Ben kollarımı göğsümde kavuşturup geriye yaslandım.
Burcu uzaklara bakarak kucağındaki Havin'in başını okşamaya devam etti.
"Sonra?" dedi Oğuz Sipahi.
Burcu önce Oğuz Sipahi'ye sonra bana baktı.
"Sonra Bekir Tunç'un peşine düşeceğim" dedim kararlılıkla.
"intikam alacaksın yani" dedi.
Başımı salladım. Evet, Bekir Tunç'un bana bir can borcu vardı. İntikam alacaktım.
"İntikam tehlikeli bir sanattır" dedi. "Eğer bu sanatı bilmiyorsan ölürsün."
Usulca öne doğru eğildim. Belimden çıkardığım silahı masanın üzerine bıraktım.
"Bundan daha büyük bir sanat yok" dedim.
Hayatında ilk kez silah görüyormuş gibi baktı masanın üzerindeki silahıma... Hilenin de bir strateji olduğunu unutmuş olamazdı Oğuz Sipahi, şüpheyle yüzüne baktım. Bir silahın hem ölüm dağıttığını hem de hayat verdiğini bilmediğimi düşünüyor olamazdı. Silahım ölüm dağıtacaktı: Bekir Tunç'un kalbine bir kurşun sıkacaktım. Silahım hayat verecekti: Bugüne kadar onlarca hatta yüzlerce insanın ölümüne neden olan bu adamın ortadan kaldırılması, onun karartmak istediği pek çok hayata can verecekti... İstediğim buydu. Elbette ki Bekir Tunç'un silahı da can almaya devam edebilirdi. Ve ben her zaman o kadar şanslı olmayabilirdim. Şunu da biliyordum ki, Bekir Tunç işini şansa bırakmazdı artık: Bir daha karşılaşırsak ve o kazanırsa beni bir mezara gömmeden ayrılmazdı başımdan...
"İntikamın çok tehlikeli bir şey olduğunu biliyorum" dedim sakince. "Şu silahtaki kurşunlardan yalnızca bir tanesini kullanma şansımın olduğunu da elbette. O bir tek kurşunu iyi kullandım kullandım, yoksa bedenime bu kez yüzlerce kurşunun saplanacağını, havaya üç el şan olsun diye değil bu kez o üç kurşunu kafama sıkacaklarını da biliyorum."
Sönmüş piposunu masanın üzerine bıraktı.
"Neden intikam peşine düşüyorsun ki? Hayatı böyle yaşayıp gitmek daha kolay değil mi?" dedi Burcu.
"En azından şansımı denemek istiyorum komiserim" dedim tatlılıkla gülümseyerek.
"Ahmet Çınar'ı ararken şansını denedin ve yenildin. Hayat her zaman bir çelik yelek de sunmaz sana" dedi. Yüzünde ciddi ve sert bir ifade vardı.
kitap

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder