20 Mayıs 2014 Salı

Küresel İletişim

Küresel İletişim, Nilgün Tutal Cheviron tarafından yazılmıştır. http://kitapgalerisi.com'da % 20 İndirim ve aynı gün kargoya teslim avantajıyla alabilirsiniz. |  EksLibris Yayınları, İletişim, 9786059000000, 239 Sayfa, Mayıs/2014
Kitabın 104. ve 105. sayfalarından  tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.
Bu kaçınılmazlıkta, vurgulanması gereken temel noktalardan biri, modernlik ile küreselleşmenin birbirinden ayırt edilmesinin imkansızlığıdır. Modernliği teknik ilerleme, mutluluk, birey ve demokrasi gibi terimlerle düşünürsek, küreselleşmenin yaygınlaştırdığının bu modernlik olduğunu görürüz. Ama buna karşı modernliğin tek biçimli bir gerçeklik olarak görülmemesi gerekir. Modernlik, toplumların denetlemeye ve kendilerine uyarlamaya çalıştıkları bir gerçekliktir (Moreau, 1993:102). Bu uyarlama, uyarlamayı yapan toplumları dönüştürmektedir. Bu biçimiyle modernlik, toplumları bütünleştirdiği kadar da parçalamaktadır. Geçmisin mirası, gelenekler ve zihniyetler, yeni modernlik deneyimini somutlaştırmak üzere yeniden biçimlenmektedir.
"Wieviorka (2001:138), toplumsal kimliği bir gruba ya da topluluğa aidiyet duygusunun üstüne bina edildiği kültürel referanslar bütünü olarak tanımlarken, kültürel mirasla toplumsal/kültürel bir hak arasındaki ilişki üzerine önemli bir not düşer. Her ne kadar toplumsal kimlik toplumsal bir inşa sürecinde bir doğaya, ırka ya da kutsal veya mitsel bir kökene atfedilerek doğallaştırılı-yor olsa da günümüzde toplumsal kimlik bilinçdışı bir miras olarak yaşanmamaktadır. Aksine toplumsal/kültürel kimlik bir grubun bütünlüğünü tanımlayan değerler sistemi olarak bilinçli bir şekilde deneyimlenmektedir. Bu bilinçlilikse kimliğin içeriden ya da dışarıdan tehdit edildiğini varsaydığı uğraklarda stratejik toplumsal bir eylemliliği gündeme getirebilmektedir.
Zymunt Bauman da (2001:26-27) miras alınan ya da sahip olunan toplumsal kimlik anlayışını eleştirirken, bu eylemlilikle bağlantılı olarak toplumsal kimlik denildiğinde bir özdeşleşmeden söz etmenin yerinde olduğunu düşünür. Öyle ki bitmeyen bir etkinlik, tamamlanmamış ve açık bir süreç olarak kimlik arayışının ürettiği gerilimler, çatışmalar ve karşıtlıklar bir gün bitecek şeyler değildir. Baumanın çılgın bir hal aldığını düşündüğü bu kimlik arayışı, küreselleşme öncesi bir çağın kalıntısı değildir, küreselleşmenin yarattığı sonuçlardan biridir.

2- Aidiyetten Kimliğe
Aşırılıklar Çağı'nda Eric Hobsbawm (1996) kimlik ile küreselleşme arasındaki ilişkiyi ele alırken toplulukların sosyolojik anlamda yok olduğu çağımızda, topluluk/kimlik arayışının gitgide yaygınlaştığını belirtir. Bu yüzden insanlar; hareketin, değişimin, belirsizliğin kodlarını oluşturduğu çağımızda, aidiyetlerini sürekli kılabilecekleri güvenli topluluk arayışının peşine düşmüştür. Dolayısıyla kimlik, küreselleşen dünyada yok olan topluluğun, bu sözde doğal ikamet uzamının yerini almaktadır. Kimlik insanları topluluk mezarlığına doğru ilerletmekte ama ölüleri yeniden canlandırma vaadi sayesinde de her yerde takdirle karşılanmaktadır.
Topluluk aidiyeti sağlıyordu. Modern toplum, bu bağı değiştirmiş yerine kimliği koymuştur. Kimlik, bireyin ve grubun istikrarını sağlayan simgelere ve bağlılıklara karşılık gelen aidiyet kavramının yerini almıştır (Ditchev, 2001:113). 19. yüzyılda kültürel, ulusal ya da dinî kimlikten değil, aidiyetten söz ediliyordu. Modern toplum projesi ise varlık düzeninden sahip olma düzenine geçişi doğurmuştur. Kimlik böylece aidiyetten farklı olarak ötekiyle ilişkiyi gündeme getirmektedir. Terimin güncel anlamında kimliğin tanınması, diğer bireylerin kendilerine tanıdıkları bir takım hakları size tanımasını ama özellikle de tikel kültürel niteliklere sahip olma hakkını size tanımasını içermektedir.
Aidiyetin yerini alan kimlik bu haliyle 19. yüzyıl sonu 20. yüzyıl başının icadıdır. Eric Hobsbawm (1989) 1875-1914 arasındaki yıllarda yoğun bir gelenek üretiminin başladığını saptar. Kimliklerin icadı da aynı döneme denk gelir. Bu icat, aidiyetler arasındaki muğlaklıklara son verir. Kimlikler arasından seçim yapma da aynı icatla birlikte keşfedilirken, yatay kimlikler arasındaki geçişkenlikle karşılaştırma ve denklik kuralları oluşturulur. Bu benlikle ilişkinin kültürleştirilmesi anlamına gelmektedir (Ditchev, 2001:117-119).

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder