Kitabın 1.sayfasından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.
Efsaneler denizindeydiler ve gittikleri yerlere kendi efsanelerini de götüreceklerini henüz bilmiyorlardı. Midilli'den görülebilen ufuklar dört kardeşin büyüklerine göz kırpıp duruyor köpüklü bağrını göstererek Ötelere, daha ötelere çağırıyordu. 0 ve İlyas, küçük olan ikisi, henüz kendilerine uğur getirecek süslü kalyetaları bile seçmemiş, bir akşam limana demir atıp seherde yola çıkar gibi kaderlerini etkileyecek zarif kadırgaları beklemeye bile başlamamışlardı. Ama ağabeyleri, İshak ile Oruç, açıklardan geçen gemiler dâhil bütün yüksek bordalı kancabaş, perkende ve karakaları, kürekli kalyetaları, kadırgaları, firkateleri; hatta denizlerde yeni yeni görülmeye başlayan yelkenli nev-icat kalyonlar ile gökeleri, İsmiyle, rengiyle, pruva veya mizanalarında, seren veya babafingolarında dalgalanan sancak veya flamalarıyla tanıyor, başbodoslamasında heybetle kükreyen gemi aslanı veya ejderhaları birbirinden ayırt edebiliyor, hangisinde kaç kürek ve her kürekte kaç forsa; hangisinde kaç güverte ve her güvertede kaç top olduğuna dair iddialara bile girebiliyorlardı.
kitap
