Jennifer L. Armentrout etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Jennifer L. Armentrout etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Nisan 2014 Pazartesi

Kış Güneşi

Kış Güneşi, Jennifer L. Armentrout  tarafından yazılmıştır. http://kitapgalerisi.com'da %20 İndirim ve aynı gün kargoya teslim avantajıyla alabilirsiniz. |   Dex Plus, Roman, 9786050919950, 316 Sayfa, Nisan/2014


Kitabın 206. ve 207. sayfalarından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.

Bedenimin en doğru noktaları gerçekten muhteşem ve hiç bilmediğim bir şekilde sızlıyordu. Herkesin seks konusunda neden bu kadar deli olduğunu yeni anlıyordum. Yaptığımız inanılmazdı. O kadar saftım ki her daim bu kadar muhteşem olmadığını bilmiyordum ancak kendimi daha önce hiç böyle hissetmemiştim, hiç böyle boşalmamıştım ya da bu kadar doldurulmuş ve bütünlenmiş hissetmemiştim, Tanrım, bunu düşündüğüme inanamıyordum.
Seksin bu kadar güzel olabileceğini hiç bilmiyordum.
Kalbimin yavaşlaması sanki saatler sürmüştü ve Kyler için de aynı şey geçerliydi çünkü içimden çıkınca sırtüstü uzanmış ve beni de kendine çekmişti. Yarı yarıya onun üzerindeydim. Bir kolum ve bacağım ona sarılmıştı ve yanağım kalbinin üstündeydi. O şekilde kaldık, eli belime doğru ağır hareketlerle daireler çiziyordu. Olabildiğince dibine sokulmuştum ve hiç böyle keyifli olduğumu hatırlamıyordum.
Her şey bir rüya gibiydi. Harika bir şey yaptıktan sonra karlı bir günde ateşin yanında yatmak. Kim bilir kaç aşk romanında şöminenin önünde tutkulu bir seks sahnesi yazılmıştı?
Sayamayacağım kadar çoktu. Neredeyse gülecektim ama...
Fakat Kyler henüz bir şey dememişti.
Gözlerimi açıp kütükleri saran alevleri izlemeye başladım ve kendi kendime ürküp bunu mahvetmemem gerektiğini söyledim; her neyse artık bu. Elbette beynim bana kulak asmadı ve sinir bozucu bir çocuk gibi birbiri ardında soruları sıralamaya başladı. Niye hiçbir şey demiyor-du? Pişman mıydı? Hoşuna gitmiş miydi? Beni frijit bulmuş ve bir an önce buradan kaçmak için sabırsızlanıyor muydu? Suratıma bir yumruk indirecek hale gelene dek düşünce üretmeye devam ettim ancak işin gerçeği, Kyler hiçbir şey dememişti ve en azından bir şeyler demesi gerekmez miydi? Nate bile sonrasında konuşmuştu, hoşuna gittiğini söylemişti ki sonradan bunun yalan olduğu anlaşıldı ama en azından çenesini açmıştı..
Tanrım, ya bu yaptığımız bir hataysa?
Gözlerimi sımsıkı yumdum. Yaptığımızı asla bir hata olarak görmemiştim. Kesinlikle öyle değildi ama ya Kyler?..
Sırtımı okşayan eli durdu ve o an taş gibi kaskatı kesildiğimi fark ettim.
"Syd?"
içimden kafamı gömüp yok olmak geçiyordu ancak battaniye kalçalarımızın arasına dolanmıştı ve kafamı oraya sokmam gerçekten çok abes kaçardı. Başımı kaldırıp ona bakmaya zorladım kendimi. Gözleri yarı açıktı ama beni gördüğünü biliyordum, her şeyi görüyordu.
"Ne düşünüyorsun?" diye sordu.
Yanaklarıma ateş basmıştı ve doğrulmaya başladım "Hiçbir şey. Yani, her şeyi düşünüyorum aslında. Yaptığımızı... Harikaydı. Gerçekten. Umarım sen de benim gibi..."
Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

18 Temmuz 2013 Perşembe

Opal - Lux 3 kitabından okuma parçası

Opal - Lux 3 kitabından okuma parçası

Opal - Lux 3 kitabı son dönemde çok beğenilen fantastik romanlar serisinin başında geliyor. Yazar Jennifer L. Armentrout'ın yarattığı bu seri tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de büyük ilgi görüyor.

Opal Lux serisi 3. kitapla okurlarını selamlarken kitaptan tadımlık bir okuma parçası paylaşıyoruz...

Opal Lux 3, Bilge N. Zileli Alkım'ın Türkçeye çevirdiği, Dex'in bastığı 420 sayfalık fantastik bir macera kitabıdır.

Fantastik macera sevenlere ilaç gibi gelecek Opal Lux 3...


- 1 -

Beni neyin uyandırdığından emin değildim. Yılın ilk harbi kar fırtınasında uğuldayan rüzgâr dün gece yatışmıştı ve odam sessizdi. Huzurluydu. Yan tarafıma döndüm, gözlerimi kırpıştırdım.

Çiy kaplı yaprakların rengindeki gözler, gözlerime dikilmişti. Tüyler ürpertici şekilde tanıdık ama sevdiklerime kıyasla donuktu bu gözler.

Dawson.

Battaniyeyi göğsüme bastırarak yavaşça doğruldum ve karmakarışık saçlarını yüzümden çektim. Belki de hâlâ uykudaydım çünkü Dawson’ın, çılgınca, sırılsıklam ve büyük ihtimalle delicesine âşık olduğum oğlanın ikiz kardeşinin, neden yatağımın kenarına tünemiş olduğunu gerçekten hiç bilmiyordum.

“Şey, her şey... her şey yolunda mı?” Boğazımı temizledim ama sesim rahatsız edici çıktı, seksi olmaya çalışırmış da acınası biçimde beceremezmiş gibiydim. Annemin psikopat erkek arkadaşı Michaels beni ambardaki kafese kilitlediğinde attığım tüm o çığlıkların sesim üstündeki etkisi, bir hafta sonra bile hâlâ sürüyordu.

Dawson bakışlarını yere indirdi. Gür, kömür karası kirpikleri, olması gerekenden daha solgun, çıkık ve keskin hatlı elmacık kemiklerine yayıldı. Dawson hakkında öğrendiğim tek şey, defolu mal olduğuydu.

Saate göz attım. Sabahın altısıydı neredeyse. “Nasıl girdin buraya?”

“Kendim girdim. Annen evde yok.”

Başka birisi olsa ödüm kopardı ama Dawson’dan korkmuyordum. “Winchester’da kardan mahsur kaldı.”

Başını öne salladı. “Uyuyamadım. Uyumadım.”

“Hiç mi?”

“Evet. Dee’yle Daemon da etkilendiler.” Bana, sanki kelimelere dökemediğini anlatmak istercesine bakıyordu. Kahretsin, Dawson, Lux hapishanesinden kaçtığı için üçüzler düpedüz iğne üstünde oturuyordu çünkü günler birbirini kovaladıkça, Savunma Departmanı’nın ortaya çıkmasını bekliyorduk. Dee, erkek arkadaşı Adam’ın ölümünü ve sevgili erkek kardeşinin yeniden ortaya çıkışını hazmetmeye çalışıyordu hâlâ. Daemon, erkek kardeşinin yanından ayrılmamaya, onlara göz kulak olmaya çalışıyordu. Fırtına birlikleri daha evimize dalmamıştı ancak hiçbirimizin içi rahat etmiyordu.

---

Bu alıntı tanıtım amaçlı yapılmıştır.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

KitapGalerisi Facebook / KitapGalerisi Twitter