aynı yıldızın altında oku etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
aynı yıldızın altında oku etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Nisan 2014 Perşembe

Aynı Yıldızın Altında

Aynı Yıldızın Altında, John Green tarafından yazılmıştır. http://kitapgalerisi.com'da % 20 İndirim ve aynı gün kargoya teslim avantajıyla alabilirsiniz. | Pegasus Yayınları, Roman, 9786053430933, 317 Sayfa, Mart/2014

Kitabın 154. ve 155. sayfalarından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.

"Haberin olsun diye söylüyorum, tam burada oturuyorum," dedi annem. "Yanındayım. Annen. Sen küçücük bebekken ilk adımlarını attığın sırada elini tutan kadın."
"Arkadaşça," diye açıklama yaptım ve dönüp onu da yanağından öptüm.
"Bana çok arkadaşçaymış gibi gelmedi," dedi Augustus sadece benim duyabileceğim bir sesle. Büyük Jestlerin Me-taforlara Meyilli Augustusu'ndan ortaya şaşkın, heyecanlı ve masum Gus çıktığı zaman kelimenin gerçek anlamıyla ona karşı koyamıyordum.
Detroit'e yaptığımız kısa uçuştan sonra uçaktan indiğimizde küçük, elektrikli bir araba bizi karşıladı ve Amsterdam uçağının kapısına götürdü. Bu uçaktaki her koltuğun arkasında televizyon ekranı vardı, bulutların üstüne çıktığımızda Augustus'la kendi ekranlarımızdan aynı anda aynı romantik komedi filmini seyredebilmek için zaman ayarlaması yapmaya çalıştık. Fakat oynatma düğmesine mükemmel bir zamanlamayla basmamıza rağmen onun filmi hep benimkinden birkaç saniye önce başladığı için her komik sahnede ben esprinin ne olduğunu henüz duymaya başlamışken o kahkahalara boğuluyordu.
Annemin, uçuşun son birkaç saatinde uyumamız konusunda büyük planları vardı, böylece sabah sekizde indiğimizde hayatı iliklerine kadar sömürebilmemiz filan için kendimizi şehrin sokaklarına vuracaktık. Bu yüzden film bittikten sonra hepimiz uyku hapı aldık. Annem saniyeler içinde bayıldı ama Augustus'la ikimiz bir "süre daha pencereden dışarıyı seyrettik. Bulutsuz bir gündü ve güneşin batışını göremesek de gökyüzünün buna nasıl karşılık verdiğini izleyebiliyorduk.
"Tanrım, çok güzel," dedim daha çok kendi kendime.
'"Doğan güneş sönmekte olan gözlerini alıyordu,'" dedi, Görkemli Izdtrap'tan alıntı yaparak.
"Ama güneş doğmuyor ki," dedim.
"Bir yerlerde doğuyor," diye karşılık verdi, hemen ardından
ekledi: "Gözlem: Bir süreliğine dünyanın çevresinde gündoğu-munu kovalayabilecek kadar hızlı bir uçakla uçmak muhteşem olurdu."
"Ayrıca daha uzun yaşardım." Yan yan bana baktı. "Görecelilikten filan işte." Hâlâ kafası karışık görünüyordu. "Olduğumuz yerde durmaya nazaran hızlı hareket ettiğimizde daha yavaş yaşlanıyoruz. Yani şu anda bizim için zaman yerdeki insanlara göre daha yavaş akıyor."
"Üniversiteli hatunlar," dedi. "Çok zeki oluyorlar."
Gözlerimi devirdim. (Gerçek) diziyle benimkine vurdu, ben de aynı şekilde karşılık verdim. "Uykun geldi mi?" diye sordum.
"Kesinlikle hayır," diye yanıt verdi.
"Evet," dedim. "Benim de gelmedi." Uyku hapları ve narkotik ilaçlar beni, normal insanları etkilediği gibi etkilemiyordu.
"Bir film daha izleyelim mi?" diye sordu. "Hazel Done-mi'nden bir Portman filmi var."
"Senin seyretmediğin bir şey olsun."
Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

23 Temmuz 2013 Salı

Aynı Yıldızın Altında

Aynı Yıldızın Altında

Aynı Yıldızın Altında, John Green | Pegasus Yayınları, Roman, Çeviren Çiçek Eriş, 320 sayfa, Ciltli, Haziran 2013, 9786053430933.

Aynı Yıldızın Altında, yaşamın manâsını aramanın, sevmenin ya da aldığımız her nefesin tadına varmanın romandır...

Aynı Yıldızın Altında, Time dergisi tarafından 2012'nin en iyi romanı olarak lanse edildi, Goodreads tarafından 2012'nin en iyi genç yetişkin kitap ödülüne değer görüldü...

Aynı Yıldızın Altında, hem yaşama hem ölüme hem de arafta kalmaya dair bir roman. Kahkaha atacak, ağlayacak, yine kendinizi durduramayıp baştan okuyacaksınız...

                   

Aynı Yıldızın Altında, Birinci Bölüm

On yedinci yılımın kış aylarının sonunda annem depresyonda olduğuma karar verdi; muhtemelen evden nadiren çıktığım, yatakta oldukça fazla vakit harcadığım, aynı kitabı tekrar tekrar okuduğum, seyrek olarak yemek yediğim ve son derece bol olan boş vaktimin oldukça büyük kısmını ölümü düşünerek geçirdiğim için

Ne zaman kansere dair bir broşüre veya bir internet sayfasına filan göz atsanız, kanserin yan etkilerinden biri olarak depresyonu da listeliyorlar. fakat aslına bakarsanız depresyon, kanserin yan etkisi değil. Depresyon ölmenin yan etkisi. (Kanser de ölmenin yan etkisi aslında. Hatta aslında hemen hemen her şey öyle.) Fakat annem tedaviye ihtiyacım olduğuna inandığı için beni Düzenli Doktorum Jim'e götürdü ki o da insanı paralize eden ve korkunç bir klinik depresyon için yüzdüğüme, ilaçlarımın ayarlanmasının ve haftalık bir Destek Grubu'na katılmamın gerektiğine karar verdi.

Bu Destek Grubu, tümör kaynaklı sıkıntıların farklı evrelerindeki, sürekli değişen bir dizi karakteri bünyesinde barındırıyordu. Karakterler neden sürekli değişiyordu? Ölmenin yan etkisi.

Destek Grubu tabii ki korkunç derecede kasvetliydi. Her çarşamba haç şeklindeki taş bir kilisenin bodrum katında buluşuyorlardı. Haçın tam ortasında, iki kalasın birleştiği, İsa'nın kalbine tekabül eden yerde bir daire oluşturarak oturuyorduk.

Bunu fark etmiştim çünkü Destek Grubu Lideri ve odadaki on sekiz yaşın üstündeki tek insan olan Patrick, her lanet toplantıda İsa'nın kalbinden konu açıyor, genç kanser felaketzedeleri olarak nasıl İsa'nın o kutsal kalbinin tam ortasında oturduğumuzdan filan bahsediyordu.

Tanrı'nın kalbinde olaylar şöyle işliyordu: Altımız, yedimiz ya da onumuz yürüyerek ya da tekerleklerle içeriye giriyor, bayat kurabiyeler ile limonatalardan otlanıyor, dairedeki yerimizi alıyor ve Patrick'in insanı kasvete sürükleyici, azap dolu hayat hikâyesini bininci kere dinliyorduk: Testislerinde nasıl kanser varmış da, nasıl öleceğini düşünmüşlermiş de, ama ölmemiş de işte şu anda buradaymış da... Amerika'nın yüz otuz yedinci en güzel şehrindeki kiliselerden birinin bodrum katında, boşanmış bir yetişkin; video oyunlarına bağımlı, pek arkadaşı olmayan, kansertastik geçmişini sömürerek vasat bir hayat idame ettiren ve kariyer hedeflerini hiçbir şekilde geliştirmeyecek bir yüksek lisans derecesi için çabalayan ve hepimiz gibi, Demokles'in kılıcının, kanserin onca yıl önce testislerinin ikisini de alıp ancak son derece cömert bir ruhun hayat olarak adlandırabileceği kısmını bağışladığı sırada kaçan huzuru ona vermesini bekleyen bir adam.

SİZ DE BÖLYE ŞANSLI OLABİLİRSİNİZ!

---

Bu alıntı tanıtım amaçlı yapılmıştır.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

KitapGalerisi Facebook / KitapGalerisi Twitter