barbaros altuğ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
barbaros altuğ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Eylül 2013 Pazartesi

Bazıları Siyah Sever

Bazıları Siyah Sever, Barbaros Altuğ tarafından yazılmıştır. http://kitapgalerisi.com'da %20 İndirim ve aynı gün kargoya teslim avantajıyla alabilirsiniz. | Nar Kitap, Deneme, 9786058628755, 288 Sayfa, Ağustos/2013



Kitabın 108. ve 109. sayfalarından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.

Jön Türkler
Ayşe Arman, Antalya Altın Portakal Film Yarışması'na jüri olarak çağrıldı. Ama katılmayacağını açıkladı. Katılsaydı oyunun kime olabileceğini pazar günkü röportajından öğrendik.
Daha vizyona çıkmayan filmlerini Hürriyet sayfalarından tanıtmak için Ayşe Arman'a seyrettiren gay yönetmen çift Mehmet Bi-nay ve Caner Alper'in röportajını okurken takılacak çok şey vardı. Mesela ara başlık olarak da sunulan 'HEPSİ EŞCİNSEL DEĞİL Bİ-SEKSÜEL, GAY, ASEKSÜEL' ayrımındaki eşcinsel ve gay'in farklarını belki Ayşe Arman değerli bir yazısı ile açıklar. Benim bunca senelik bilgime göre biri diğerinin tercümesi. Ya da daha Avrupai söylenişi diyelim.
Ama ben yine esas olarak bir 'biyografi düzeltmesi'ne takıldım. Yönetmen çift, ilk filmlerini heyecanla anlattıkları röportajda, filmlerine konu olan eşcinsel Ahmet Yıldız'ın öldürülmesini ısrarla 'Doğulu' olmasına bağlıyorlardı.
Hatta röportajda 'Bizim ailelerimiz bizi kabul etti, çünkü biz batılıyız' bölümü de var!
Bir süre önce hasbelkader tanıştığım çiftin bundan önce yaptığı işleri de bildiğimden acaba ben mi yanlış hatırlıyorum diye araştırınca yönetmenlerden Caner Alper'in resmî sayfasına rast geldim. Orada da 'Batılı' yönetmenin İzmir'de doğduğu, kolejlerde okuduğu bilgisi vardı. Bunun üzerine arşive daldım; Türklere cömertçe kapılarını açan, ama adını pek kimsenin bilmediği Los Ange-les'taki ARPA Film Festivali (Mahsun Kırmızıgül'ün New York'ta Beş Minaresinin hayranı bir festival. Gerisim siz düşünün! Ya da Mahsun Kırmızıgül filmlerine hayran olan Atilla Dorsay sizin yerinize de düşünebilir!) broşüründe Caner Alper ile ilgili şu bilgi yer alıyordu: "Caner was born into a family of eastern Anatolian descent." Yanisi; Caner, Doğu Anadolu kökenli bir aileye mensup!
Batılı olmak 'Anadolu'daki Ermenilerin 1915 sonrası hayatta kalma mücadelesini' anlatan o eski filmi için pek de şık durmayacağından, yönetmen Caner Alper doğulu ailesinin mirasına sarılmıştı demek. Ama bunu uzun yıllardır hayatını paylaştığı Mehmet Binay'a söylemeyi atlamış olmalı. Yoksa Türkiye'de hiçbir sanatçının kökenini iş yaptığı ülkeye, konuştuğu gazeteye veya para almayı umduğu sponsora göre değiştireceğine olanak vermiyorum! Hele hele İstanbullu Bergüzar Korel, Ayşe Kulin, Müjde Ar, Şevval Sam ve Melis Behlil'in yanma İzmirli Vahide Gördüm'ü ekleyerek iyice 'Batılı' olan Antalya Altın Portakal jürisine şirin görünmek için böyle bir şey yapacaklarını kimse düşünmez!


Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

17 Ağustos 2013 Cumartesi

Bazıları Siyah Sever

Bazıları Siyah Sever

Bazıları Siyah Sever, Barbaros Altuğ | Nar Yayınları, Edebiyat / Deneme, 288 sayfa, 9786058628755, Ağustos 2013.

Murathan Mungan'dan Perihan Mağden'e, Ayşe Kulin'den Mehmet Murat Somer'e kadar pekçok yazarın temsilciliğini yapmış olan Barbaros Altuğ 2010-2013 yılları arasında Taraf gazetesi, Dipnot tablet dergisi ve Medyaradar internet sitesinden yayınlanan yazılarını bir kitapta topladı.

                   

Sayfası eksik kitaplar

Çocuklukta alınan yaralar daha derindir ve bu yüzden çocukluğun yaraları kolay sarılmaz. Anlata anlata, ağlata ağlata, içine tuz basarak, bir yerlerini köreltip, el yordamıyla hayata devam etmeye çalışır bazı çocuklar. Bazıları da kendilerini kanatarak bu hikâyeleri yazar, o hikâyeleri bizim hayatımıza sokar, herkesin unutmaya çalıştığı o çocukları hiç unutmadıkları için bize de unutturmazlar...

Normal olmak varken neden mutlu olasın ki?

Annesi babası ile aynı yatağa hiç girmiyor; babası geceleri çalışıyor, annesi de o saatlerde uyuyor. Babası geldiği anda kalkıp ev işlerini yapmaya başlıyor. Babası sabaha karşı eve geldiğinde, yedi yaşındaki o küçük kızı, bir gazete parçasının üstünde bacakları morarmış buluyor ve elinden tutup eve sokuyor. Bazen yanında boş bir cips paketi oluyor, komşuların verdiği. Çünkü herkes o küçük kıza nasıl davranıldığını evinde, biliyor. Sonra o kız büyüyor, on altı yaşında Oxford'a gidiyor ve dini bütün ailesini çileden çıkaracak son darbeyi vuruyor; bir başka kıza âşık oluyor.

Jeanette Winterson, geçen hafta çıkan son kitabında işte bunları anlatıyor. İlk kitabı, Portakal Tek Meyve Değildir'i (İletişim Yayınları) yirmi beş yaşındayken yayınlayan ve bu kitabı ile İngiltere'nin en önemli ödüllerinden Orange Prize'ı alan Winterson'ın hayatından izler taşıyan romanı aynı sene BBC tarafından diziye aktarılıyor ve seneler geçtikçe değerine değer katarak artık bir modern klasik olarak niteleniyor.

Dini bütün bir aile tarafından evlatlık alınarak büyütülen Winterson, kendisi hep eksik hissediyor.

"Çünkü evlatlık olanlar bilir ki, onlar, bir filme yarısında girmek zorunda kalmıştır, ellerine aldıkları kitabın başlangıç sayfaları kayıptır ve onlar hep kendilerinden önce başlamış bir hikâyenin bilmedikleri parçalarını tamamlamaya çalışırlar. Kendi uydurdukları bir körler alfabesi ile ve el yordamıyla." Ve şimdi, yetiştiği evde biri İncil olmak üzere sadece altı kitap bulunan, İngiltere'nin yaşayan en önemli yazarlarından kabul edilen Winterson, o küçük kızın hikâyesini anlatıyor bize. Her şeye rağmen kendi olmayı seçen, böyle mutlu olabileceği umudu taşıyan o güçlü kızın hikâyesini. "Normal olmak varken neden mutlu olasın ki?" diyen annesine rağmen...

Karanlık kuyulardan çekilen sular...

Kırklı yaşlarında, evli, zengin, yakışıklı bir adam. İstediği her şey var görüntüde. Karısı biraz dertli; küçük çocukları bir kazada ölmüş yakınlarda. Onu avutmak kendisine düşmüş ama yolunda gitmeyen bir şeyler de var. Günübirlik ilişkiler yaşasa da içinde bir yerlerde bir eksiklik var adamın. Bu eksiği tamamlayacak olanın genç ve yaralı bir başka erkek olacağını kendi bile hayal edemiyor.

Oysa hayat hiçbir plana uymuyor; orta yaşlı adam ve genç erkek birbirlerini tamamlıyorlar. Ve yavaş yavaş, o genç erkeğin kırık dökük, korkunç ve karanlık hayatının sırlarını öğrenmeye başlıyor adam.

Genç adam, çocuk yurtlarının, hoyrat erkeklerin ve kıskaca alındığı törelerin arasında kendini oldurmaya çalışırken her adımında delik deşik ediliyor. Ve kendini sağaltabilmek için o küçük çocuğun olma hikâyesini yazmaya çalışıyor. İşte o zaman âşık olduğu adamla aralarındaki tutku derin bir aşka dönüşüyor.

Ayşe Kulin, yüz binlerce okuru olan bir yazar. Yeni romanı Gizli Anların Yolcusu, işte bu yaralı âşıkların hikâyesini anlatıyor. Bir aşk romanı düpedüz. Okuyanı en az içinde kahramanlar kadar şaşırtacak ama kimilerini de çok kızdıracak bir aşk romanı. "Çünkü," diyor Kulin, "aşk sadece bir kadın ve bir erkek arasında olmaz. Bir kadın bir kadına ve bir erkek bir erkeğe de âşık olabilir."

Kitaplar, âşıklar ve hayatını yeniden kurmaya çalışanların, ama en çok da örselenmiş ve hiç mutlu olmamış o çocuğun hikâyesi Gizli Anların Yolcusu...

---

Bu alıntı tanıtım amaçlı yapılmıştır.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

KitapGalerisi Facebook / KitapGalerisi Twitter