Kitabın 188. ve 189. sayfalarından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.
Beni dağıtan, gözyaşları oldu.
Belki inadımı sürdürüp ona kafa tutardım. Ruhtan neden vazgeçemeyeceğime dair bahaneler üretirdim. Mantığını kararlılığımla yenmeye çalışırdım. Ama o gittikten sonra yavaş yavaş ayılırken, gözyaşları bir an olsun aklımdan çıkmadı. Gözlerinde nadiren beliren şehvet, beni kendimden geçirmeye yetiyordu. Israrla kendine sakladığı duygularının birazını bile benimle paylaşması. Sydney, hislerini belli edebilen biri değildi. Sırf tutkusundan nasibimi aldığım için bile kendimi şanslı sayıyordum. Ama bu gece hüznüne de tanık olmuştum. Sonrasında, yeniden görüştüğümüzde, hiçbir şey olmamış gibi davrandı. Sözüne sadık kaldı ve beni terk etmedi. Ama gülümsemelerine ve sakin duruşuna rağmen, içinde kopan fırtınaları tahmin edebiliyordum. Bir sorunu vardı. Hayır, sorun bendim. Ve Sydney bunu çözemiyordu. İçi içini yiyor olmalıydı ve bir süre daha düşündükten sonra, bunun onun sorumluluğu olmadığına karar verdim. Daha önce kimse benim için ağlamamıştı. Açıkçası, kimsenin gözyaşlarına değeceğimi düşünmezdim.
"Eğer beni bu kadar seviyor ve önemsiyorsa, onu hayal kırıklığına uğratamam," dedim, bir gün Jill'e. "Sydney, benim önemli olduğumu düşünüyor. Ona yanılmadığını kanıtlayacağım."
"Sen önemlisin zaten," dedi Jill.
Yatakhane binasının bahçesinde oturmuş, ılık kış havasının keyfini çıkarıyorduk. Taş binanın gölgesi bizi güneş ışığından koruyordu.
Kafamı salladım.
"Bilemiyorum. Ona ve dünyaya ne sunabilirim, bilmiyorum. Şimdiye dek hep ruh sayesinde var olduğumu düşündüm. Dünyaya ancak onun sayesinde bir katkıda bulanabile-ceğimi. Tıpkı sana ve Olive'e yaptığım gibi." Saraya gittiğinden beri Olive'den haber alamamıştım. Belki de çabalarım boşa gitmişti.
Jill, elimi tutup gülümsedi. "Benim hayatıma gerçekten büyük bir katkıda bulundun ama Sydney haklı. Ruh olmadan da neler yapabileceğini öğrenmek zorundasın. Çoğu insan, dünyada büyük mucizelerle iz bırakmıyor. Bunu yapanlar da var tabii. Ama bazen, ufak şeyler en büyük etkiyi yaratır."
"Sydney, hapse girersem ya da ölürsem kimseye bir faydam dokunmayacağını söylüyor," diye mırıldandım.
kitap



