Kitabın 13.14. ve 15. sayfalarından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.
TÜRK BİRLİĞİ
Dünya Türklüğü yalnız Türkiye'dekilerden ibaret değildir. Rusya, İran, Çin, Romanya, Bulgaristan, Yugoslavya, Rodos, Kıbrıs, Suriye, Irak ve Afganistan'daki Türklerin sayısı Türkiye'dekilerden daha çoktur. Mısır'da, Libya'da, Avrupa'da, Kuzey ve Güney Afrika'da, Uzakdoğu'da yaşayan ve herhalde birkaç on bin tutarında olan Türkleri de, kadroyu tamamlamak için, bu listeye sokabiliriz.
Genel istatistikler olmadığı için dünyadaki Türklerin sayısını doğru olarak bilmiyoruz. Düşmanlar, kasdi olarak bu sayıyı azaltmaya çalıştıkları gibi, dostlar da körükörüne çoğaltmaktadırlar.
Türkleri, eskiden beri kalabalık bir millet oldukları hakkındaki düşünceler, tarihi incelemelerin ilerlemesinden sonra, çürümüştür. Türkleri pek kalabalık gösteren şey, onların büyük siyasî rol oynamaları ve hareketli oluşlarıdır. Gerçekte ise Türkler, bütün kırgınlara rağmen, hiçbir zaman XX. Yüzyılda oldukları kadar çok olmamışlardır.
Türklerin sayısı hakkında en müsbet bilgiye, yalnız Türkiye ve Rusya Türkleri hakkında sahibiz. 1926 ve daha sonra Rusya'da 1927'den beri de Türkiye'de yapılan genel nüfus sayımlarından sonra yayınlanan istatistiklere göre, bugün, toparlak hesapla Türkiye'de 30, Rusya'da ise 35 milyon Türk vardır. Başka ülkelerde yaşayan Türkler hakkında ise birbirinden uzak, türlü rakamlar ileri sürülüyor. Meselâ Çin Türkistanında yaşayan Türkleri bazıları 3 milyon olarak gösterdiği halde, bu rakamı 13, 15 hattâ 18 milyona çıkaranlar bile vardır. Türklerin sayısını çok göstermek eğiliminde olanlar, mesela Rusya'da 40 - 50 milyon Türk yaşadığını, Rusların siyasî düşüncelerle Türklerin az gösterdiklerini ileri sürüyorlar.
Rusların siyasî endişelerle Türkleri az göstermek istemeleri hakkındaki iddia doğrudur. Ancak bunda da mübalağaya kaçmak yersiz bir düşünce olur. Ruslar ne kadar çalışsalar oradaki Türkleri yarı yarıya indirip gösteremezler. Biz de kendi millî ve ırkî gücümüzü hesaplarken aşırılığa kaçmamak zorundayız. Bazılarının iddia ettikleri gibi, gerçekten 120 milyonluk bir milletsek ve buna rağmen büyük bir kısmımız tutsaksa, bu geleceğimiz için ümit kırıcı bir durumdur. Bunu düşünerek gerçekleri olduğu gibi göstermekten çekinmemeliyiz. Hele çocukça düşünceler uğruna, lehimizdeki gerçekleri değiştirenleyiz. Bu gerçek şudur:
Biz, azlık bir millet olduğumuz ve bazı sebeplerle teknikçe geri kaldığımız için, kalabalık milletlerin tutsaklığına düştük. Fakat bu azlığımıza rağmen, kendi aramızda toplanabilirsek, dünyada yenemeyeceğimiz kuvvet yoktur.
Her milletin, yaşamak için, bir ülküye ihtiyacı vardır. Bu ülkü, milletlere göre ayrıntılarda değişse bile, anaçizgilerinde hemen hemen bir gibidir. Çünkü şu tarihi gerçeği kimse inkâr edemez ki her tutsak milletin ilk ülküsü bağımsızlığını kazanmak, her bağımsız milletin ilk ülküsü de, henüz tutsak yaşayan ülküde üçüncü dönemdir.
Bu, kabataslak bir sınıflandırmadır. Hayata, olaylara, milletlerin Özel durumlarına göre bu dönemler biraz değişebilir. Meselâ, bir milletin fetihlere başlaması için, mutlaka bütün urukdaşlarını kendi sınırları içine almış olması gerekmez. İtalya, Birinci Dünya Savaşı'ndan önce millî birliğini aşağı yukarı elde etmiş ama Avusturya'da, Fransa'da, Malta'da, Tunus'ta epey İtalyan, başka milletlerin tutsağı olarak yaşıyordu. Buna rağmen İtalya, millî ülkünün üçüncü dönemi olan fetihlere başlamıştı. Habeşistan ve Türkiye ile yaptığı savaşlar bunu gösterir. Demek ki, millî ülkünün üç dönemi bağımsızlık, millî birlik ve fetihler olmakla beraber, bunlar, birbirleri içine girmişlerdir. Biri tamamlanmadan öteki başlayabilir.
Millî ülkülerde dâima bu üç dönemin varlığına tarihten istediğimiz kadar örnek bulabiliriz:
İrlanda, yüzyıllarca uğraşıp İngiliz tutsaklığından kurtulduktan sonra, şimdi İngiltere elinde bulunan Kuzey İrlanda'yı almak, yâni milli birliği kurmak için uğraşıyor.
Yine İngiliz tutsaklığından kurtulan Mısır, ilk iş olarak Sudan'ı almak, sonra da bütün Arap ülkelerini kendi çevresinde toplamak dâvası ardındadır.
Almanların şimdiki dâvası, Rus tutsaklığmdaki Doğu Almanya'yı kurtarmaktır. Arkasından da sıra yine Avusturya ile birleşmeye gelecektir.
Finlerin, Karelya için çalışan dernekleri vardır.
Macarlar, Transilvanya'dan hiçbir zaman vazgeçmemişlerdir.
Yugoslavlar, çok eski zamanlarda olduğu gibi, yine bütün Makedonya'yı ve Selanik'i almak sevdası peşindendirler.
Bulgarlar, Sırp ve Yunan Makedonyaları ile Doğu ve Batı Trakya da gözleri vardır.
kitap
