Kitabın 78. ve 79. sayfalarından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.
"Kocandan ses çıkmadı mı?" diyorum, "ya bulursa seni? Korkmuyor musun?" "Nerde aradığını bilse bulacak da daha aklına gelmedi du bakalım. Bazı geceler aklıma düşüyor 'beni bulursa' diye ezana kadar uyuyamıyorum. Sabahına uyanıyorum, ben hep bu hastanedey-mişim, hiç kocam, başka bir evim olmamış sanki..."
Ülker Abla bebek hırkasının koluna geçmiş, ilmek atıyor. Elleri makine gibi seri. Damarlarının rengi ördüğü kazağın üç ton koyusu... "Bitirdin valla kazağı, rengi de çok güzelmiş," dedim, "Zanaks eflatunu" deyip ikinci sıraya geçti.
Dedim ki, "Ülker Abla; benim de aklıma yattı bu re-fakatçilik işi. Evden de kurtulmam lazım. Belki burada bir refakatçilik işi de bana..." Ülker Abla sert sert baktı, "Olur mu bir hastanede iki refakatçi? Göze batar. Beni de yerimden edersin. Hem sen beni kendinle bir tutma bakalım. Oğlum asker ocağında ben hastanedeyim. Devlet bize bakıyor ama biz de devlete hizmet ediyoruz bir yerde. Senin elinde bir çocuk, memende bir çocuk, sen mi hastalara bakacaksın hastalar mı senin çocuklarını pışpışlayacak?"
Mememden bir damla süt geldi, "Benim kız acıkmıştır, artık eve gideyim." "Senin kocan da alkolik mi?" dedi, "Evet" dedim. "Antabus ver," dedi. "Antabus?" O da hastanede kalmaya başlayınca öğrenmiş. Antabus içkiyi bırakma ilacıymış. Vay be ilacı da mı var bunun? Antabus içkiye iştahı azaltıyormuş. Ne demişti amcam, "Kocan içmediği zamanlarda çok iyi bir adam aslında." Belki kocam da içmeyip iyi bir adam olabilir. Dedim ki; "Ülker Abla, benim kocam, 'Ben alkolik değilim evimde içiyorum,' diyor. Ona, 'İçkiyi bırakma ilacı iç,' desem canıma okur." "Canım, söylemeyiver sen de, suda erit, çorbasına katıver. Yarım ver ama, içkiyle beraber kullanınca yan etkisi çokmuş..." Şişi ördüğü kazağa batırıp eczane poşetine koyarken kurumlanarak, "Eh, biz de doktorların yanında dura dura kaptık bir şeyler." Birlikte masadan kalkarken, "Başka doğurma bari," dedi. "Valla dün spiral taktırmıştım, bugün gelip söktürmek zorunda kaldım. Benim sonum yaş." "E tüplerini bağlattır sen de. Kesin çözüm..." Ülker Abla sürprizlerle dolu...
Eve dönerken eczaneye uğrayıp Antabus'un fiyatını sordum. Yanımda o kadar yok. Alamadım. Eve vardım. Ayşe'yle annem bir muhabbette ki sormayın. Annem kek yapmış, çay demlemiş, karşılıklı oturmuş yiyip içiyorlar. Evcilik oynuyorlar. Güya Annem, Ayşe Hanım'a misafirliğe gelmiş. Tövbe ya Rab! Ayşe tapıyor anneme de babama da... Madem bunca şefkatlilerdi, bana niye hiç göstermediler? Neyse, Ayşe'nin sevecek birileri olsun bari etrafında.
Annemi kenara çektim, "Tüplerimi bağlattıracağım, senin kenarda köşede paran vardır..." Vermedi. Günahmış. Yalvarıp yakarıyorum; "Bak iki çocuk doğurdum, bunlara günah değil mi? Bari başka sabinin canı yanmasın." "Cehennemde yanarsın kızım, beni de günahına ortak etme... Hem Remzi duyarsa, Allah etmeye... Sen canına mı susa-dın kızım?" dedi. Çok düşünür canımı annem.
Kocam içmediği zamanlarda iyi de içirmemeyi nasıl başaracağım? Para lazım ki ilaç alayım. Remzi'nin parası var ama eve parayı hesaplayarak bırakır. Eksik çıkarsa hesabını sorar. Ben bu ilacın parasını nerden bulacağım? Evde para edecek bir şey de yok ki satayım... O an kafamda bir ampul yandı. Evdeki gizli hazinemiz: Bira şişeleri! Satıp büfeden depozitolarını alsam... İçkiyi bırakma ilacının parasını içki şişelerinden çıkarsam... "Sineğin bir kanadında zehir, diğerinde panzehir vardır," diye boşuna dememiş peygamberimiz, iki büyük çöp poşeti bira şişesi çıktı evden. Şişelerden gelen parayı saydım; Antabus'u alır. Ama tüpleri bağlatmaya yetmez.
Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.Ülker Abla bebek hırkasının koluna geçmiş, ilmek atıyor. Elleri makine gibi seri. Damarlarının rengi ördüğü kazağın üç ton koyusu... "Bitirdin valla kazağı, rengi de çok güzelmiş," dedim, "Zanaks eflatunu" deyip ikinci sıraya geçti.
Dedim ki, "Ülker Abla; benim de aklıma yattı bu re-fakatçilik işi. Evden de kurtulmam lazım. Belki burada bir refakatçilik işi de bana..." Ülker Abla sert sert baktı, "Olur mu bir hastanede iki refakatçi? Göze batar. Beni de yerimden edersin. Hem sen beni kendinle bir tutma bakalım. Oğlum asker ocağında ben hastanedeyim. Devlet bize bakıyor ama biz de devlete hizmet ediyoruz bir yerde. Senin elinde bir çocuk, memende bir çocuk, sen mi hastalara bakacaksın hastalar mı senin çocuklarını pışpışlayacak?"
Mememden bir damla süt geldi, "Benim kız acıkmıştır, artık eve gideyim." "Senin kocan da alkolik mi?" dedi, "Evet" dedim. "Antabus ver," dedi. "Antabus?" O da hastanede kalmaya başlayınca öğrenmiş. Antabus içkiyi bırakma ilacıymış. Vay be ilacı da mı var bunun? Antabus içkiye iştahı azaltıyormuş. Ne demişti amcam, "Kocan içmediği zamanlarda çok iyi bir adam aslında." Belki kocam da içmeyip iyi bir adam olabilir. Dedim ki; "Ülker Abla, benim kocam, 'Ben alkolik değilim evimde içiyorum,' diyor. Ona, 'İçkiyi bırakma ilacı iç,' desem canıma okur." "Canım, söylemeyiver sen de, suda erit, çorbasına katıver. Yarım ver ama, içkiyle beraber kullanınca yan etkisi çokmuş..." Şişi ördüğü kazağa batırıp eczane poşetine koyarken kurumlanarak, "Eh, biz de doktorların yanında dura dura kaptık bir şeyler." Birlikte masadan kalkarken, "Başka doğurma bari," dedi. "Valla dün spiral taktırmıştım, bugün gelip söktürmek zorunda kaldım. Benim sonum yaş." "E tüplerini bağlattır sen de. Kesin çözüm..." Ülker Abla sürprizlerle dolu...
Eve dönerken eczaneye uğrayıp Antabus'un fiyatını sordum. Yanımda o kadar yok. Alamadım. Eve vardım. Ayşe'yle annem bir muhabbette ki sormayın. Annem kek yapmış, çay demlemiş, karşılıklı oturmuş yiyip içiyorlar. Evcilik oynuyorlar. Güya Annem, Ayşe Hanım'a misafirliğe gelmiş. Tövbe ya Rab! Ayşe tapıyor anneme de babama da... Madem bunca şefkatlilerdi, bana niye hiç göstermediler? Neyse, Ayşe'nin sevecek birileri olsun bari etrafında.
Annemi kenara çektim, "Tüplerimi bağlattıracağım, senin kenarda köşede paran vardır..." Vermedi. Günahmış. Yalvarıp yakarıyorum; "Bak iki çocuk doğurdum, bunlara günah değil mi? Bari başka sabinin canı yanmasın." "Cehennemde yanarsın kızım, beni de günahına ortak etme... Hem Remzi duyarsa, Allah etmeye... Sen canına mı susa-dın kızım?" dedi. Çok düşünür canımı annem.
Kocam içmediği zamanlarda iyi de içirmemeyi nasıl başaracağım? Para lazım ki ilaç alayım. Remzi'nin parası var ama eve parayı hesaplayarak bırakır. Eksik çıkarsa hesabını sorar. Ben bu ilacın parasını nerden bulacağım? Evde para edecek bir şey de yok ki satayım... O an kafamda bir ampul yandı. Evdeki gizli hazinemiz: Bira şişeleri! Satıp büfeden depozitolarını alsam... İçkiyi bırakma ilacının parasını içki şişelerinden çıkarsam... "Sineğin bir kanadında zehir, diğerinde panzehir vardır," diye boşuna dememiş peygamberimiz, iki büyük çöp poşeti bira şişesi çıktı evden. Şişelerden gelen parayı saydım; Antabus'u alır. Ama tüpleri bağlatmaya yetmez.
kitap
