Kitabın 11. ve 12. sayfalarından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.
Evren Betimlemeleri
Günlerden bir gün ünlü bir bilim insanı (Bertrand Russell olduğunu söyleyenler var) astronomi konusunda halka açık bir ders vermekteymiş. Dünyanın güneşin etrafında nasıl döndüğünü, keza güneşin de galaksimizin, dev bir yıldız topluluğunun merkezi etrafında nasıl döndüğünü anlatmış. Dersin sonunda arka sıralardan kısa boylu yaşlı bir kadın ayağa kalkarak sözü almış: "Bize anlattığın her şey saçmalık. Dünya aslında dev bir kaplumbağanın sırtında duran bir düzlükten ibarettir." Bilim insanı biraz üstten alarak gülümseyip yanıt vermiş: "Peki, kaplumbağa neyin üzerinde duruyor?" "Sen çok zekisin, genç adam, çok..." demiş yaşlı kadın. "En aşağıya kadar hep kaplumbağa var işte!"
Evrenin sonsuz sayıda kaplumbağadan oluşmuş bir kule olarak algılanmasını çoğumuz saçma buluruz, peki ama neye dayanarak doğrusunu bildiğimizi düşünüyoruz? Evren hakkında neyi, nasıl bilebiliyoruz? Evren nereden geldi, nereye gidiyor? Evrenin bir başlangıcı var mı, varsa ondan önce ne oldu? Zamanın doğası nedir? Zamanın sonu gelecek mi? Zamanda geriye gidebilir miyiz? Yeni teknolojilerin yardımıyla fizikte yaşanan çığır açıcı önemdeki son ilerlemeler sayesinde artık bu kadim soruların bazılarına yanıt verebiliyoruz. Günün birinde bu yanıtlar da bize dünyanın güneş etrafında dönmesi kadar açık ya da belki de kaplumbağa kulesi kadar saçma gelecek. Bunu zaman (artık o da ne anlama gelecekse) gösterecek.
MÖ 340 yılı gibi eski bir tarihte Yunan filozof Aristoteles Gökyüzü Üzerine adlı kitabında dünyanın düz bir tepsi değil yuvarlak bir küre şeklinde olduğuna inanmamız için iki iyi kanıt gösterebilmişti. Birinci olarak ay tutulmalarının nedeninin dünyanın güneş ile ay arasına girmesi olduğunu fark etmişti. Dünyanın ay üzerine düşen gölgesi her zaman yuvarlak oluyordu ve bu ancak dünya küre şeklindeyse mümkün olabilirdi. Dünya düz bir daire biçiminde olsaydı, gölge boyu tutulmanın güneşin doğrudan dairenin merkezinin altında olduğu zamanların haricinde uzun ve eliptik olurdu. İkincisi Yunanlılar yaptıkları yolculuklardan Kutupyıldızı'nın gökyüzünde güneyden bakıldığında kuzey bölgelere nazaran daha aşağıda göründüğünü biliyorlardı. (Kutupyıldızı Kuzey Kutbu'nun üzerinde yer aldığı için Kuzey Kutbu'ndaki bir gözlemcinin tam üstünde görünür, ancak Ekvator'dan bakan birisi onu tam ufukta yer alıyormuş gibi görür.)
Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.
kitap


