Kitabın 11. sayfasından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.
Neşide Hanım'ın Revaklı Ayvalık Konağı
Güya Zeus o gece kızgınmış; gözü hiçbir şeyi görmüyormuş.
Güya hırçın ve kıskanç Hera, insanlara ve tanrılara dünyayı zehir eden hiddetli sabahlarının birindeymiş.
Güya zaman belirsiz deniyormuş.
Güya mekân da sınırsızmış.
Güya tesadüfün tanrıçasıyla isabetin tanrısı birbirlerini görmeden geçmişler.
Güya tanrıları ölümsüzleştiren nektarın sırrını, yeşeren bitkiler tannçası bilmiyormuş. Deniyor ki, meyve başka bir tanrıçanın işiymiş.
Güya bütün karşıtlıkları sadece aşkın tanrıçası çözer sanılıyormuş.
* * *
Bütün güyalar yanılmışlar; bütün varsayımlar boş çıkmış...
Yedi "güya"nın yedisinde de hikmetli insan bahisleri eksik kalmış.
Ümit ve hüsran aynı zeminde boy vermiş.
Zaman da sessiz kalıp, olan biteni kurnazca izliyormuş...
Çareyi yakında arayanlarla uzakta bulanlar birbirlerinin öyküsüne dudak bükmüşler...
Mutluluk tanrısı bu hale gülüp geçmiş; "Bu doğru değil" demiş!
Çünkü arkada sadece, uzaktan bakmayla yakından bakmanın farkım anlatan övünmenin tesadüfü varmış...
Bu öykü, eğer söylenenler doğruysa, tam doksan yıldır Ayvalık'ta anlatılırmış...
Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.
kitap

