20 Aralık 2013 Cuma

Lüzumsuz Adam İshak Alaton

Lüzumsuz Adam İshak Alaton, Mehmet Gündem tarafından yazılmıştır.http://kitapgalerisi.com'da %30 İndirim ve aynı gün kargoya teslim avantajıyla alabilirsiniz. | Alfa Yayınları, Biyografi, 9786051066653, 491 Sayfa, Aralık/2012
Kitabın 240. ve 241. sayfalarından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.

CEVAPSIZ SORULAR


İçimden bin türlü şey geçiyor.                                                 
Ne oldu, neden öldürdüler, kim yaptı, neden Eyüp Mezarlığı? Ne yapıyordu orada? Yoksa zorla mı götürdüler, öldürdükten sonra oraya mı attılar?
Hiçbir şey bilmiyordum.
Üzeyir'in orada ne işi var, belki de karıştırmışlardır, ölen başkasıdır, Üzeyir değildir...
İnsan her durumda yine bir umut arıyor...
İlk anda bunlar geçti aklımdan.
Sonra herkesin sorduğu soruyu ben de sordum kendime.
Eyüp Mezarlığ'ında ne arıyordu? Mevlana Küçük Hüseyin Efendi kimdir, Üzeyir'in onunla nasıl bir ilgisi var?
Bana hiçbir zaman açmadı bu mevzuu. Öyle gizli tutmuş ki kimse bilmiyor, karısı ve çocukları dahil hiç kimse bilmiyor...
Sadece bir kişi biliyormuş, Cemal Usta. Alarko'nun eski bir çalışanı.
Bizde 30 yıl ustabaşı olarak çalıştıktan sonra emekli olmuş Cemal Usta. Tabii o süre içinde Üzeyir'in de dostluğunu kazanmış Cemal Cumalı. Bulgaristan göçmeni.
Hepimizin merak ettiği "Mevlana Küçük Hüseyin Efendi ile Garih arasında nasıl bir yakınlık var?" sorusuna Cemal Cumalı cevap veriyor:
"1992 yılında Üzeyir telefonla Cemal Usta'yı aradı ve acele gelmesini istedi. Buluşma yeri olarak da Eyüp Mezarlığı'm tarif etti. Cerrıal Usta bu duruma şaşırsa da hayır demedi ve hemen söyle-ilen yere gitti- Üzeyir Garih onu mezarlığın kapısında karşıladı. Biraz sohbetten sonra önde Üzeyir, arkada Cemal Usta mezarlıkta yürümeye başladılar.
Üzeyir bir kabrin başında durdu;
'Bak Cemal Usta, benim bir işim var, bunu sen yap. Yalnız senden bir ricam var, bunu kimseye söylemeyeceksin,' dedi ve o mezarda yatan Mevlana Küçük Hüseyin Efendi'yi anlattı."

KÜÇÜK HÜSEYİN EFENDİ SIRRI

1855'te doğan Mevlana Küçük Hüseyin Efendi, 1932'de vefat eder. Kabri, Garih'in babasının dostu olan Mareşal Fevzi Çakmak'ın mezarıyla yan yanadır.
Üzeyir Garih "Cemal Usta, burada yatan zat benim için çok değerlidir," diye söze başlamış.
Hikâyenin aslı şu:
Babası Osmanlı Sarayı'nın son diş hekimlerinden. Şişli'de altı katlı bir apartmanı var. Küçük Hüseyin Efendi de orada zemin katı kiralamış. Yalnız başına münzevi bir hayat. Evlenmemiş. Mevlevi şeyhi ve manevi bir dünyası var. Zaman içinde Üzeyir'in babası da bu dünyayı keşfediyor.
Önce kızı oluyor Ezra Garih'in ve hayal kırıklığı yaşıyor, İlk çocuğun erkek olmasını bekliyor. Olmayınca üzülüyor ve hayal kırıkğını dile getiriyor Küçük Hüseyin Efendi'ye.
O da "Merak etme, en geç bir sene içinde senin erkek çocuğun olacak," diyor, galiba adını da söylüyor, Üzeyir koyarsın diyor.
Baba şokta, ama bunu bir işaret olarak görüyor. Çünkü "olacak" diyen bir adam var karşısında.
Ve bir yıl sonra ailenin ikinci çocuğu Üzeyir doğuyor.
Üzeyir'in hakiki ismi, doğum ismi Hezekiel'dir.
Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder