Bugünlerde Selanik Yunan olmuş mudur? Yeni
haritalarda, öyle; evlerin ve sokak tabelaların
renklerinde, evet. Peki ya başka yerlerde?
Ta yüreğinde, kent Yunan değil ve asla olmadı da...
Burası su katılmamış uluslararası bir kent.
Ya da, daha doğrusu, gayri-millileştirilmiş bir kent.
Yunanistan'a katılmasından sonra bile,
Selanikli Rumlar küçük bir parçası olarak kalmaya,
sakinlerinin en büyük çoğunluğunu oluşturmamaya devam etti.
A. FRACCAROLI (1916)
Milli Hizip
1940'larda, prens Konstantinos'un at üzerinde bir heykeli Vardar Meydanı'nın gölgeli tarafına yerleştirildi. Bugün otobüsler tren istasyonundan kente yolcu taşırken heykelin yanından geçiyorlar. Yunan ordusunun başkumandanı, 1912'de kente muzaffer girişlerini yaparken öncülük ettiği birliklerinin izlediği güzergâhta batı banliyölerinden meydana doğru atını sürüyor. Ana cadde boyunca belki bir kilometre ötede, sultan II. Murad'ın hamamından en fazla 100 metre mesafede, bir başka ünlü Yunan simanın, bu kez karizmatik Yunan başbakanı Venizelos'un heykeli var. Osmanlı Girit'inde bir asi elebaşı olarak başlayan ve ardından Yunanistan'ın en hayalperest ve tartışmalı devlet adamına dönüşen, devletinin hem iç modernleşmesinin hem dış genişlemesinin mimarı olan adam, kentin göbeğindeki ana meydanda, büyük bir özgüvenle adımını atarken görülür. Yunanistan'ın bu iki ünlü isminin heykelleri arasındaki mesafe bir rastlantı değil. Konstantinos ile Venizelos, Balkan Savaşları sırasında Yunanistan'ın askeri ve diplomatik liderleri olarak ortak hareket ettiler ve 1913'te babasının öldürülmesinin ardından, Konstantinos'un kral olmasından sonra da öyle yapmaya devam ettiler. Ancak ertesi yıl I. Dünya Savaşı'nın patlaması, ikisi arasında onarılamaz bir kopmaya yol açtı. Kral Konstantinos Alman silahlarının üstünlüğüne inanıyor, dolayısıyla Yunanistan'ın tarafsız kalmasını istiyordu; aynı derecede İtilaf Devletleri'nin galip geleceğine inanan Venizelos ise, İngiliz ve Fransızlar yanında savaşa girmek gerektiğini savunuyordu. Çatışmaları, Yunan monarşisinin anayasal konumunu şüpheli bir hale soktu ve ülkeyi tarihinin en kötü siyasal krizine sürükledi. Sonunda İtilaf Devletleri uluslararası hukukun inceliklerine hiç saygı göstermeksizin müdahale etti ve 1917'de Konstantinos sürgüne gönderildi. Bu olaylarda Selanik'in rolü de çok büyük oldu, zira 1916'da Venizelos kendi geçici hükümetini burada kurdu ve kentin Atina'yla rekabeti ölümcül yeni bir anlam kazandı.
kitap

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder