Kitabın 164. ve 165. sayfalarından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.
TED, eğitim alanında lider bîr sivil toplum kuruluşu olma özelliğini uzun süredir koruyor. Siz bu başarısını neye bağlıyorsunuz?
Derneğimiz 80 yıldır çok büyük bir sorumluluk ve adanmışlık gerektiren eğitim sektöründe hizmet ediyor ve bu alanda liderliğini sürdürüyor. Başarımızın birkaç anahtarı var. Öncelikle, sistemin işleyişi sırasında rutin işlerin doğru yapılmasıyla yetinmeyip, hep doğru işler yapmaya çalışıyoruz. Bunu yaparken de başarı çıtasını sürekli biraz daha yükseğe çekiyoruz. Sorgulayıcı ama aynı zamanda tamamlayıcı olarak üstlendiğimiz öncülük rolünü hakkıyla yerine getirdiğimize inanıyorum.
Bir farkındalık ve farklılık yaratıyoruz. Bunu gerçekleştirirken müdüründen, öğretmeninden hizmetlisine kadar tüm çalışanlarımızda bir sahiplenme ve aidiyet duygusu yaratıyoruz. Kurumu sahiplenmek, işi sahiplenmeyi de beraberinde getirir. Dışarıdan empoze edilerek başarıya ulaşmanın olanaksız olduğunu düşünüyoruz. Mezunlarımızın her zaman söylediği bir söz vardır, "Böylesine büyük bir camianın üyesi olmaktan gurur duyuyoruz" derler. Bir diğer anahtar ise sürekli öğrenebilmeyi başarmak. Eğitim durağan bir sistem değil, iç dinamikleri açısından sürekli yenilenmeye ihtiyaç duyan karmaşık bir yapıya sahip. Hangi sektör olursa olsun, sağlık, hizmet ya da eğitim, kurumların ayakta kalabilmeleri ve lider olabilmeleri için değişime ayak uydurabilmeleri gerekiyor.
Artık öyle bir çağda yaşıyoruz ki, hem sürekli bir bilgi bombardımanı altındayız, yani bir bilgi kirliliği yaşıyoruz, hem de bugünün geçerli olan bilgisi yarın eskimiş oluyor. TED olarak biz sürekli öğrenebilen bir yapıya sahibiz. "Yaşam boyu öğrenme" 21. yüzyılın eğitim sloganı haline geldi. Nasıl öğrenemeyen kişiler değişime ayak uyduramıyorlarsa, öğrenemeyen kurumlar da ayakta kalmayı başaramıyorlar. Bizim başarılarımızın temelinde gerek TED çalışanları, gerekse kurumun kendisinde sürekli bir öğrenme ve yenilenme isteğinin olması yatıyor.
Liderliğin özünde etkileme vardır. Bulunduğumuz
ortamın ya da sektörün yapısı ve karmaşıklığı, bizlerin
davranışlarını belirliyor. Artık yönlendiren-yönlendîrilen
ayrımı ortadan kalkmıştır. Önemli olan tüm çalışanlarla
beraber ortaya belli bir sinerjinin çıkarılabilmesidir.
TED Genel Başkanı olarak sizin liderlik anlayışınız nedir?
Son yıllarda liderlerde olması gereken bireysel özelliklerin uzun listeler halinde sıralandığını görüyoruz. Karizmatik olmak, vizyon sahibi olmak, çalışma arkadaşlarını motive edebilmek ve etkileyici konuşabilmek bunlardan yalnızca bazıları. Ben adeta reçete niteliğinde sunulan bu özelliklerin tek başına yeterli olduğunu düşünmüyorum. En iyisi budur şeklinde kesin ve tek bir liderlik davranışından söz edemeyiz. Bana göre liderliğin özünde etkileme vardır. Bulunduğumuz ortamın ya da sektörün yapısı ve karmaşıklığı, bizlerin davranışlarını belirliyor. Artık yönlendiren-yönlendirilen ayrımı or-tadan kalkmıştır. Önemli olan, tüm çalışanlarla beraber ortaya belli bir sinerjinin çıkarılabilmesidir. Artık 1+1=2 etmiyor, 1+1= 3 ediyor. Yani bir şeyin bütünü, tüm parçaların toplamından daha büyüktün Tüm parçaları toplayın üst üste koyun belki bir toplam elde edersiniz ama bütüne ulaşamazsınız. Bu sinerji yakalanamadığı zaman başarıya ulaşmak zorlaşıyor. Liderin Önemi işte burada ortaya çıkıyor. İster kurum, ister kişi olsun sektöründe lider konumunda olanlara baktığımızda bunu başarabildiklerini görüyoruz. Atatürk'ü başarılı bir lider yapan da bu özelliği olmuştur. Yalnızca parçaları toplamakla yetinmemiş, bütünü oluşturabilmiştir. Bizim de bunu başarabildiğimizi düşünüyorum. Ayrıca bilgi çağında "bilgi" bir güç konumuna gelmiştir. Dolayısıyla bilgi ve liderlik gibi bazı özellikler ekonomik gücün/maddi servetin önüne geçmiştir. Bunun en önemli kanıtı pek çok büyük şirketin artık profesyoneller tarafından yönetilmesidir.
kitap

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder