Kitabın 302. ve 303. sayfalarından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.
Su buz gibiydi ve Milla'nın sandığından daha derindi. Akıntı onu hızla sürüklerken, aynı zamanda dibe çekip özensiz bir çocuğun oradan oraya fırlattığı bir bez bebek misali sarsıyordu. Milla içgüdüsel olarak suyun üzerinde kalabilmek için bacaklarını çırpıyordu. Akıntıya karşı koymaktansa ona boyun eğmişti ve akıntı da sanki bunu takdir edermişçe-sine Milla'nın arada bir nefes almasına izin veriyordu.
Başını suyun üzerine çıkarmayı başardığı bir an kısa bir nefes alabildi. Saçları yüzüne yapışmıştı ve etrafını görmesini engelliyordu. Sanki çok uzaklardan gelen bir ses duyar gibi olduysa da anlayamadan kendini yeniden suyun altında buldu. Dalgaların içinde savrularak sol omzuna doğru yüklenmeye çalıştı ama hissettiği ağrıyla sırtını sağ tarafa verip yeniden suyun üzerine çıkmaya çabaladı. Bir şekilde suyun yüzeyine çıkmayı başarmış ve akıntıyla beraber yeniden sü-rüklenmeye başlamıştı. Var gücüyle yüzmeye çalışırken, aniden yerden bitiveren bir mantar gibi bir orada bir burada görünüyordu.
"Milla!"
Duyduğu ses sanki can havliyle çıkmış gibi sert ve kulak tırmalayıcıydı ama sesin kime ait olduğunu hemen tanımıştı. Başını çevirdiğinde hemen arkasında umutsuz ama bir o kadar da sert kulaçlar atmaya çalışan Diaz'ı gördü. Milla, "İyiyim," diye bağırırken su onu yeniden dibe çekmişti. Bacaklarını çırpıp suyun yüzeyinde kalmaya çalıştı.
Diaz iyi bir yüzücüydü ama Milla'dan daha ağırdı, bu nedenle de hiç mesafe alamamıştı. Milla, Diaz'ın ona yetişmesi amacıyla yüzmekten vazgeçecek olursa suyun onu yeniden tepetaklak etmesi muhtemeldi. Nehrin kenarlarındaki kayalar öylesine dikti ki, kıyıya doğru yüzmeye çalışsalar bile çıkabilecekleri tek bir nokta yoktu.
İleride nehir sola bükülüyordu. Sağ taraftaki kıyıda bir ağaç devrilmişti ve dalları neredeyse nehre kadar uzanıyordu. Diaz'ın arkasından, "Ağaç!" diye bağırmasıyla Milla ne yapması gerektiğini anlamıştı. Sağa doğru bir hamle yapıp ağacın dallarından birini yakalamaya çalıştı. Bu hareketle başı yeniden suyun altına gömülmüş ve ağız dolusu su yutmuştu. Milla yeniden yüzeye çıkmaya çalışsa da hem yorgunluğu hem de suyun soğukluğu galip geliyordu. Kol ve bacak kasları fena halde ağrıyor, ciğerleri yanıyordu. Eğer şu dallardan birini yakalayabilseydi, orada bir dakika da olsa dinlenebilir, hatta belki de o dal sayesinde dışarı bile çıkabilirdi.
Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.Başını suyun üzerine çıkarmayı başardığı bir an kısa bir nefes alabildi. Saçları yüzüne yapışmıştı ve etrafını görmesini engelliyordu. Sanki çok uzaklardan gelen bir ses duyar gibi olduysa da anlayamadan kendini yeniden suyun altında buldu. Dalgaların içinde savrularak sol omzuna doğru yüklenmeye çalıştı ama hissettiği ağrıyla sırtını sağ tarafa verip yeniden suyun üzerine çıkmaya çabaladı. Bir şekilde suyun yüzeyine çıkmayı başarmış ve akıntıyla beraber yeniden sü-rüklenmeye başlamıştı. Var gücüyle yüzmeye çalışırken, aniden yerden bitiveren bir mantar gibi bir orada bir burada görünüyordu.
"Milla!"
Duyduğu ses sanki can havliyle çıkmış gibi sert ve kulak tırmalayıcıydı ama sesin kime ait olduğunu hemen tanımıştı. Başını çevirdiğinde hemen arkasında umutsuz ama bir o kadar da sert kulaçlar atmaya çalışan Diaz'ı gördü. Milla, "İyiyim," diye bağırırken su onu yeniden dibe çekmişti. Bacaklarını çırpıp suyun yüzeyinde kalmaya çalıştı.
Diaz iyi bir yüzücüydü ama Milla'dan daha ağırdı, bu nedenle de hiç mesafe alamamıştı. Milla, Diaz'ın ona yetişmesi amacıyla yüzmekten vazgeçecek olursa suyun onu yeniden tepetaklak etmesi muhtemeldi. Nehrin kenarlarındaki kayalar öylesine dikti ki, kıyıya doğru yüzmeye çalışsalar bile çıkabilecekleri tek bir nokta yoktu.
İleride nehir sola bükülüyordu. Sağ taraftaki kıyıda bir ağaç devrilmişti ve dalları neredeyse nehre kadar uzanıyordu. Diaz'ın arkasından, "Ağaç!" diye bağırmasıyla Milla ne yapması gerektiğini anlamıştı. Sağa doğru bir hamle yapıp ağacın dallarından birini yakalamaya çalıştı. Bu hareketle başı yeniden suyun altına gömülmüş ve ağız dolusu su yutmuştu. Milla yeniden yüzeye çıkmaya çalışsa da hem yorgunluğu hem de suyun soğukluğu galip geliyordu. Kol ve bacak kasları fena halde ağrıyor, ciğerleri yanıyordu. Eğer şu dallardan birini yakalayabilseydi, orada bir dakika da olsa dinlenebilir, hatta belki de o dal sayesinde dışarı bile çıkabilirdi.
kitap

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder