14 Mart 2014 Cuma

Gümüş Yaz

Gümüş Yaz, Buket Uzuner tarafından yazılmıştır.http://kitapgalerisi.com'da %30 İndirim ve aynı gün kargoya teslim avantajıyla alabilirsiniz. | Everest Yayınları, Deneme, 9789752890480, 420 Sayfa, Aralık/202



Kitabın 294. ve 295.sayfalarından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.

Buket Uzuner Balık İzlerinin Sesi'ni
Anlatıyor

Dört yıl önce, Akdeniz'de sıcak bir yaz günü (Antalya 1988) Romain Gary'nin (Emile Ajar) Yalan-Roman adlı romanını okudum. O sıralar Güneş Yiyen Çingene'yi yazıyor, bir yandan da Ayın En Çıplak Günü''ne yayınevi arıyordum. 'Yalan-Roman' iki saatte yutularak okunan, bittiğinde de insanda yalnızlık ve boşluk duygusu yaratan kitaplardandı. Aynı geceden başlayarak, Romain Gary'ye yollanmak üzere mektuplar yazmaya başladım. İki yıl sonra, çoktan aramızdan ayrılmış bu sevgili yazara (1980'de intihar etmişti) yazılmış yüzlerce mektup vardı defterlerimde. Aslında yeni bir kitap projesi de böyle doğar. Fakat Romain Gary'ye 'Yalan Mektuplar' başlığıyla yazdığım mektupları bir kitap haline getirmekten kaçışımın kendimce haklı nedenleri vardı. Birincisi, Romain Gary'ye olan derin hayranlığım -ki aşk bir hayranlıktır ve hayranlık boyunca yaşanır- benzeyen yanlarımızın doyumsuz lezzetini yalnızca kendime saklama kıskançlığıydı. İkincisi, 'Balık İzlerinin Sesi' (kısaca BİS diyeceğim) NORMAL ve SIRADAN insanlara ve değer yargılarına sarsıcı bir eleştiriyle yaklaşan bir felsefeye sahipti ki, bu eleştirinin tonu yer yer suçlayan, sataşan, dışlayan noktalara varıyordu. Acaba benim metafor olarak kullandığım NORMALlik anlaşılacak mıydı? Çünkü konu yanlış anlamaya çok müsaitti. O zaman bu romanı, BİS'i, (romanın ilk adı Metafor'du) kendime saklamaya karar verdim. Ben yazarken aylarca roman/öykü karakterlerimle canlı bir ilişki içinde yaşar, kimi zaman onlarla tartışır, paylaşır, roman bittiğinde de onlardan ayrılmanın sıkıntısını duyumsarım. Yakın çevremdekiler bu dönemde benden adamakıllı çekerler, ama kaçacak delik bulduklarında oraya da ulaşır ve yazdıklarımı anlatırım. İşte BİS'in bu döneminde çevremdeki herkesin kendini NORMALler-den dışladığını ayrımsadım. Yani hiç kimse SIRADAN veya NORMAL olmayı kabullenmiyordu. O zaman BİS romanının hemen herkesin içinde yatan farklı, aykırı, sıradışı kişiyi yakaladığını hissettim. Beni tahrik eden de bu oldu. O içimize sakladığımız gizli çılgına, deliye, dahiye dokunmak duygusu... Çünkü bütün sıradanlığımıza karşın hepimizin içinde bir sıradışı yatar. Roman değişik uluslardan seçilmiş seksen sekiz özel insanın NORMALLERİN dünyasından uzakta yaşamak üzere bir araya gelişlerinin öyküsü. Kendilerini birer dahi olarak gören bu insanlar, kısa bir süre sonra ülkelerine sorun olan deliler olarak seçildiklerini (hatta tecrit edildiklerini) ve NORMALLEŞTİRİLMEK üzere bir araya toplandıklarım dehşetle ayrımsarlar. Bu dahi/deliler arasında ülkemizi Afife Piri adında genç bir kadın temsil etmektedir ve aynı anda iki seçkin erkeğe âşıktır. Erkeklerden biri yaratıcılık, zekâ, incelik ve güzelliği temsil eden çok yakışıldı bir ideal; öbürü güveni, dostluğu, sürekliliği temsil eden yaşlı bir bilgedir. Yani her kadının bir erkekte boşuna aradığı o iki farklı özellik yine iki ayrı erkekte bulunmaktadır... Balık İzlerinin Sesi bir ütopya arayışı olduğundan romanın kahramanı Afife Piri'nin de bir kadın olarak kadınlık ütopyalarından en ezeli olanı üzerinde bir ikileme düşmesi romanın kaçınılmaz bir bağlantısı olarak karşımıza çıkar. BİS, kitaplarım arasında en çok kendim için yazmış olduğum sayılabilir. Hem zaten delilikle dahilik arasındaki o ince çizgiyi kim görebilmiş ki...
Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder