14 Mart 2014 Cuma

Milliyet A.Ş.

Milliyet A.Ş. Uğur Mumcu tarafından yazılmıştır. http://kitapgalerisi.com'da %20 İndirim ve aynı gün kargoya teslim avantajıyla alabilirsiniz. | Umag Yayınları, İnceleme Araştırma, 9789758084401, 213 Sayfa, Aralık/2011

Kitabın 128. ve 129. sayfasından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.

EYLEMLİ VE SİLAHLI
İçişleri Bakanı İrfan Özaydınlı'nın "eylemli silahlı sağa da,
eylemli silahlı sola da karşıyız" biçiminde konuşması, haklı ya da haksız bazı eleştirilere yol açmıştır.
Bugüne dek içişleri Bakanları, "eylemli silahlı sağ" ve "eylemli silahlı sol" yerine, "aşırı sağ" ve "aşırı sol" gibi soyut, kaypak ve ne anlama geldiği belli olmayan kavramlar kullanırlardı.
"Aşırı sağ" ve "aşırı sol" gibi kavramların siyasal içeriklerini saptamak olanaksızdır. Kimin ne kadar aşırı olduğu, kimin kimden aşırı sayıldığı, nesnel ölçülerle ortaya konulamaz. Düşüncelerin geometrik boyutları olmadığına göre, "aşırı sağ" ve "aşırı sol" gibi kavramların yerini, "eylemli silahlı sağ" ve "eylemli silahlı sol" gibi kavramların alması, bir ölçüde hukuksal ağırlık da taşımaktadır.
"Eylemli silahlı sağ-eylemli silahlı sol" tanımı bu ölçütü kullananlar için, en azından "biz düşünce suçu tanımıyoruz" anlamına gelmektedir. Bu da çağdaş ve demokratik bir tutumdur.
Düşüncenin ölçüsü, tartısı, sınırı, azı, çoğu, aşırısı, zararlısı, zararsızı, tatlısı, tuzlusu olmaz. Bir dönemde suç sayılan düşünce, bir başka dönemde geçerlik ve yasallık kazanır. "Aşırı sağa ve aşırı sola karşıyız" biçiminde özetlenen görüş yerine, "eylemli silahlı sağ ve eylemli silahlı sola karşıyız" biçiminde ortaya çıkan tavır, hiç olmazsa ölçüyü kesin sınırlarla belirlemektedir: Silahlı eylem...
Ceza Yasamızın 168 ve 169'uncu maddeleri, Anayasayı değiştirmeye yönelik silahlı örgüt oluşturanlar için ağır yaptırımlar öngörmektedir. "Eylemli silahlı sağ" ve "eylemli silahlı sol", hukuksal kaynağını Ceza Yasamızın bu maddelerinde bulmaktadır.
Yazımızın bu bölümüne bir noktalı virgül koyarak, değerli hukukçu Avukat Halit Çelenk'in "Yeni Ülke" adlı aylık dergide yayımlanan bir incelemesine kısaca göz atalım. Çelenk, bu incelemesinde bazı siyasal kavramların bazı savcı ve yargıçlarca nasıl tanımlandığını belgelere dayanarak ortaya sermektedir. Şu örneklere bakın:
Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi Savcılığınca hazırlanan 975/15 sayılı iddianamedeki "burjuva" tanımı aynen şöyle:
-  Küçültücü bir sıfat olarak antikomünist kişiler için söylenen söz...
Aynı iddianamedeki "emperyalizm" tanımı ise şöyle:
-   Kapitalist ülkelere karşı kullanılan yıkıcı bir propaganda sloganı..,
Yine aynı iddianameden "faşizm" kavramının nasıl değerlendirildiğini aktarıyoruz:
-  Dar anlamda kötüleme sloganıdır. Komünistler, Marksist-Leninist düzenin dışında kalan yönetim şekillerini faşistlikle ve faşist diktatörlükle suçlarlar. ..
Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı 2 No'lu Askeri Mahkemesinin 26.12.1972 gün ve 972/3-164 sayılı kararına göre "Anayasa sosyalizme açıktır" demek, "komünist taktiği", "Kurtuluş Savaşı", "Türkiye'de komünist düzenin kurulması için verilen savaş", "halk" ise "proletarya" demektir, Kavramlar bunlarla da bitmiyor.
Ankara Sıkıyönetim Askeri Mahkemesinin 4.9.1973 gün ve 973/21-41 sayılı kararında, "kooperatifleşmeyi önermek", aynen şöyle tanımlanmıştır:
-  Özel mülkiyeti ortadan kaldırmak...
"Gelir dağılımında değişiklik" istemek, Ankara Sıkıyönetim 3 nolu Askeri Mahkemesinin 17.10.1972 gün ve 1972/44 sayılı kararına göre ne demektir, bilir misiniz? Açıkça komünizm propagandası... Ya "faşizmi yerle bir edelim" demek?.. O da, "anayasal düzeni yerle bir edelim" demek anlamına gelirmiş...
İşte böyle bir ortamda, böyle bir ülkede, bir İçişleri Bakanı çıkıp "eylemli silahlı sağa ve eylemli silahlı sola karşıyız" derse, bunda eleştirilecek bir "antidemokratik" yön bulunabilir mi? Bulunamaz. Yeter ki hükümet "eylemli silahlı sağ"ın kaynağını, kökenini, amaç ve yöntemlerini yeterince belirlesin...
Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder