Kitabın 190. ve 191. sayfalarından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.
Bereket dolu Cirit
Bundan başka Balkan Savaşları sırasında (Uşi Antlaşması'yla) başlayan italyan hâkimiyetinden kalan ve yavaş yavaş eriyen bir nüfusla birlikte hâlâ küçümsenmeyecek sayıda olan Yahudi cemaatleri, Osmanlı'nın yerleştirdiği Türkler ve Lübnanlılar vardı. Bilhassa Girit gibi yerlerde Sünni Müslümanların yanında Alevilik ve Bektaşiliğe yakın olan gruplar da yerleşmişti.
Şurası da bir gerçektir ki devlet Kırım ve Bosna gibi yerlerin aksine, 17. asrın ikinci yarısında fethedilen Girit Adası'nda medreseler inşa etmek, hatta 19. asra kadar Mevlevi ve Nakşi dergahları kurdurmak gibi teşebbüslerde pek bulunmadığından, İslamiyet bir ölçüde Bektaşi dervişlerin faaliyetleri ile yayılmıştı.
Bu nüfus yapısı özellikle Osmanlı Türklerinin bölgede en çok bulundukları Sakız, Sisam (Samos), Rodos, Kos (İstanköy) ve Meis'in oluşturduğu Oniki Adalar'da göze çarpar. Kuzey Ege Adaları diyeceğimiz Taşoz, Limni, Semadirek (Samotraki), Midilli, Bozcaada (Tenedos) ve Gökçeada (İmroz) da böyledir.
Kuzey Ege Adaları ve Oniki Adalar II. Meşrutiyet'ten sonra, Balkan Harbi başlarında İtalya ve Yunanistan arasında işgale uğrayıp paylaşıldı. Kiklad Adaları ise 19. asırda Yunanistan tarafından tek tek ele geçirildi.
Muhteşem güzellik ve bereket dolu Girit ise bu adalara dahil değildir. Burada iklim daha mutedildir; sebebi de Afrika'nın sıcak rüzgarlarını kesen İda Dağları'dır. Bu bakımdan Girit, Ege Adaları'nın içinde İstanköy ile birlikte hemen hemen en sulak ve hiç şüphesiz en verimli, en çeşitli tarımsal ürünün devşirildiği bölgedir.
İlk gazete bu bölgede
1664'te Osmanlı harp teknolojisinin yönettiği başarılı kuşatmayla inatçı Venedik savunması ve kale teknolojisi karşı karşıya geldi. İki asır sonra ada tekrar Müslümanlar ve Helenler arasında kanlı bir çatışmaya sahne oldu, 1890'larda özerklik verildi. 1908'den sonra da Bosna-Hersek'in Avusturya'ya, Doğu Rumeli'nin Bulgaristan'a ilhak edilmesi gibi Girit de Yunanistan'a ilhak edildi. Bundan sonra Türkiye'nin Ege ve Alideniz sahillerine sonsuz bir Giritli Müslüman göçü başladı. Akdeniz adaları 1912'den sonra Türkiye'den ayrılsa da buradaki Ortodoks kiliselerin Fener Patrikhanesi'ne bağlılığı devam ediyor.
Ege Adaları'nın kendine has sorunları vardı. Mesela Midilli zengin zeytin tarımı ile tanınır ama tahıl Anadolu'dan gelirdi. Bu ticaret demekti. Nitekim Osmanlı döneminde ada Yunanistan'a katıldıktan sonra Midilli'deki malikâneler ve refah da kayboldu. Adaların 17. asırda Türk nüfusu arttı. Bu noktada Anadolu'dan muhtelif nedenlerle göçmen geçtiği anlaşılıyor. Sonra Türk nüfusta azalma başladı.
1829'da Yunanistan bağımsız oldu, İzmir yakınlarındaki Samos ise Sisam emareti adıyla bağımsızlık kazandı. Adanın nüfusu militan Helenlerdi. İdare için Fenerli Rum beylerinden biri Sisam emiri olarak tayin edildi, bunların en ünlüsü Milti-yadi Everet Bey'dir. Adanın bir meclisi vardı, eğitim Rumcaydı ve bir de elimizde bulunmayan bir vilayet gazetesi çıkıyordu.
kitap

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder