Elianta henüz yatmıştı ki bir çığlık işitti. Yürek paralayan bir çığlık, kulübesinin hemen yanındaki kulübeden geliyordu. Aceleyle dışarı koştu ve yüzü, gövdesi kasılarak yerde yuvarlanan komşusu Bimisi'yi gördü.
"N'oldu sana? Söyle!"
"Beni... sok... soktu..."
Adam konuşamıyordu. Çok acı çekiyor olmalıydı.
"Nerede?"
Cevap veremiyordu.
Başkaları da gelmiş, yavaş yavaş herkes toplanmaya başlamıştı.
"Su getirin!" diye emretti Elianta. "Gidip kulübesini araştırın, onu sokan hayvanı bulup bana getirin."
Elianta'nın kuşkusu yoktu ama emin olmak istiyordu. Bimisi'nin yuvalarından fırlamış gözlerinde acı kadar kaygı da okunuyordu. Şoka girmişiti. Elianta onun elini tuttu.
"Yavaşça nefes al... Yavaşça... Ağır ağır... Evet, böyle... Çok iyi... Sakin ol... Evet, böyle... Çok iyi..."
"Bir karadul," dedi bir erkek sesi. Küçük bir grup, hayvanı uzağa bırakmak için ormana doğru yola çıkmıştı bile.
Elianta'nın çekindiği de buydu. Karadul. Ölümcül bir ısırık... Krakus hamakların yerine yatakları koydurtmasaydı bunun olmayacağını düşünmekten alıkoyamadı kendini...
Hemen bir şeyler yapmalıydı. Çok çabuk. Son zamanlarda kendi samanlık yeteneğinden sıklıkla kuşku duymuştu. Hatta kesin olarak vazgeçmeyi, yeni bir sayfa açmayı bile düşünmüştü. Ama vaktiyle onu canlandırmış olan her şey, onu bu yola itmiş olan o belli belirsiz duygu içinde aniden yükseliyor, güçlü bir şekilde yüzeye çıkıyordu. Başkalarına şifa bulmak onun göreviydi, yazgısıydı, bundan vazgeçemezdi. Bu adamı yalnızca kendisi kurtarabilirdi. Bu kez ayahuskaya, transa, ruhlarla konuşmaya ihtiyacı yoktu. Kötülüğü de nedenini de gayet iyi biliyordu. Özellikle çaresini. Ustası ona öğretmişti. Hazırlanması oldukça uzun sürüyordu ama vakti vardı. Yapabilirdi. Yapmalıydı.
"Chimalis, sen yanında dur. Onu sakinleştir, düzenli aralıklarla su ver. Hepiniz oturun, sakinlesin. Bu ona iyi gelecektir. Onun yanında kalın. Zaltana, bir çanakta su kaynat. Sen, Awan, bir meşale alıp benimle birlikte gel!"
Awan ateşten bir odun parçası kaptı ve alevi canlandırmak için üfledi. Elianta gerekli yapraklan toplayabilmek için acele ediyordu. En çok vakit alacak şey, onları kaynatıp sularım çıkarmak olacaktı. Ormana daldı. Awan, Elianta'yı takip etmekte zorluk çekiyor, alevleri yol boyu nemli dallan yalayan, bitkilerin üzerine hareketli ve esrarengiz bir ışık yansıtan meşaleyi güçlükle taşıyordu.
kitap

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder