Kitabın 168. ve 169. sayfalarından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.
Karşılaştığı zorluklar karakterini keskinleştirdi.
Fatih Terim o günlerini ileride "Adananın göbeğinde topraksız bir emekçi çocuğuydum" cümlesiyle ifade edecekti. Babasıyla birlikte birçok ağır işte çalıştığı sokaklar, Fatih Terim'in ilk hayat derslerini aldığı yerdi.
Bir gün, iki tekerlekli el arabasında Antep fıstığı satan babasına yardım ederken unutamayacağı bir olay yaşadı. Babasının el arabasını tutarken, bir yandan da eline geçen bir futbol topuyla bazı figürler yapmaya kalkınca, arabayı devirdi! Hayali ile gerçeği birbirine girmişti. Ailenin geçim kaynağını devirince, babasından okkalı bir tokat yedi. Terim yıllar sonra, bu olayın, hayatında önemli bir kırılma noktası olduğunu anlatacaktı.
Belki de bu gibi olayların etkisiyle, gerçeğin acımasız zorunluluklarından hayallerinin sınırsız fırsatlarına yöneldi.
Hayatını değiştirmek için futbola tutundu
Terim hayatının akışını değiştiren meşin yuvarlakla bugün kendi adını taşıyan caddede tanıştı. Çevresindekiler gibi o da iki taş üst üste konduğunda futbol sahasına dönüşen kenar mahallenin boş arsalarında top oynamaya başladı. Onun için mekân değil topla arasında kurduğu bağ önemliydi.
Fatih Terim'e okul hayatı hiçbir zaman futbol kadar cazip gelmedi. Babasının isteği üzerine Motor Sanat Enstitüsü'ne gitti ancak ikinci sınıfta devamsızlıktan okulu bırakmak zorunda kaldı.
Fatih gibi diğer çocuklar da meşin yuvarlağın peşinde koşturuyordu. Ancak onu diğer çocuklardan ayıran çok önemli bir özelliği vardı: Hırsı!
Ayrıca Adana insanının karakteristik özelliklerini de taşı-yordu. Öfkesinden ürettiği motivasyonla mücadele ediyordu. Yaşamı boyunca karşılaştığı koşullar onu hayata karşı sert bakmaya, güçlü olmaya, "erkekçe" mücadele etmeye ve başını eğmemeye yönlendirmişti.
Motor Sanat Enstitüsü'ne devam ettiği günlerde okulun futbol takımında oynadı. Türkiye şampiyonasında gösterdiği performans dikkati çekti. Okul ve futbol arasındaki bocalaması uzun sürmedi ve tercihini meşin yuvarlaktan yana koydu.
Yönetmek için doğmuştu, girdiği her takımda kısa süre sonra kaptan oluyordu.
1969 yılında, 16 yaşındayken Adanademirspor'la profesyonel futbol hayatı resmen başlamış oldu. Fatih Terim farklı olduğunu daha o yıllarda kabul ettirdi. Adanademirspor genç takımında kimse para almazken bir tek Terim maaş alıyordu. Henüz çocuk yaştaki Terim'in maaşı 150 liraydı ve diğer futbolcular görmesin diye bu para gizlice veriliyordu!
Başarıya âşık genç Terim için üç yıl sonra Adanademirspor'un kaptanlığına yükselmesi çok da sürpriz olmadı. İlk kez kaptanlık pazu bandını koluna geçirdiği andaki heyecanını hiçbir zaman unutmadı.
kitap

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder