Kitabın 283. sayfasından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.
Arif Ağa, girdiği derin yalnızlık kuyusundan, "Bundan böyle Sultan Selim Efendimizin en has kuluyum, değil mi ki bana böyle bir mürüvvet göster-di," sözleriyle çıktı. Erikli Baha'ya kurbanlar kesti, günlerce mahalle halkına kavurma ve helva dağıttırdı. Sanki Sabit değil, kendisi çorbacı olmuş gibiydi. Sabit her zamanki haliyle sabahtan çıkıp giderken, o, evde, komşuların ve silah arkadaşlarının tebriklerini pür neşe kabul ediyordu. "Baba Erenler," dedim Abdi Baba'ya, "aşkolsun görülmeyeni gören gözlerin günler öncesinden Arif Ağa'nın kurtuluş bulacağını gördü." "Amma yaptın yahu Sarı," dedi Abdi Baba, "Nere-deyse keramete yoracaksın. Yok öyle bir şey." "Olur mu Baba Erenler," dedim, "Hatırlamıyor musun bana söylediklerini?" Terslendi. "Bunamadım. Elbette hatırlıyorum. Benim dediğim, bunu görmek için evliyadan olmanın gerekmediği.
kitap

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder