Kitabın 126. ve 127. sayfalarından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır
Yanaştıkları liman oldukça küçüktü. Gemi karadan bakıldığında tanrısal bir hava estiriyordu. Kavurucu bir sıcak ve sıcağı tüm adaya yayan bir rüzgâr hissediliyordu. Dört yüz kişinin gemiden inişi sırasında onları karşılayan rehberlerin, satıcıların yaygarasından uzak kalmak istiyordu. Uzaklarda dün gece tanıştığı adamı yüzündeki gülümsemesinden fark etti. Cem de onu görmüş olacak ki, gülümseyişini ona doğrulttu. Neşeli bir adamdı. Gerektiğinde yapıcı, akılcı düşünceler geliştiriyordu. Bir tesadüf olmasa hayatta bu gemiye binmeyeceğini söylemişti. Sırt çantasını alır, tek başına bir yolculuğa çıkmak için hiç düşünmezdi. Cem insanlardan sıyrılıp onun yanına geldi. Herkes kendi grubunu bulmaya çalışıyordu. Adanın tepelerine yapılacak olan bir yolculuk söz konusuydu.
"Uzun bir gün olacak," dedi Cem.
"Bütün bu yolu yürüyecek miyiz?"
"Öyle görünüyor. Turist olmanın cazibesi bu işte. Bile bile kendini dağlara taşlara vurmak..."
"Aslına bakarsan oraya tırmanacak halim yok,' dedi Kadın.
"İşte aradığım fırsat,' dedi Cem. "Bence burada kalıp güzel bir restoran bulmalıyız."
Adanın dar sokaklarında dolaşırken, bir zamanlar bu evlerde şarap üretildiğini, hatta her bir evin kendine özel şişeleri olduğunu öğrendiler. "Bunları mutlaka tatmalı-yız," dedi Cem. Sonra kalabalıktan tamamen kurtulduklarında hoş bir bahçesi olan bir yer buldular. Cem'in telefonu çaldı. Biraz uzaklaşıp konuşmaya başladı. Sırtını dönmüş, olabildiğince sessizce konuşmaya çalışıyordu. Yemeklerini yerken daha çok Cem konuştu. Hatta biraz geveze olduğu bile söylenebilirdi. Boşanmıştı. Beş yaşında bir kızı vardı. Tam olarak ne iş yaptığını açıklaması zordu. Oynuyorum, demişti. Oyuncu değildi, bir poker oyuncusu da değildi. Bazı hisse senetleriyle oynuyorum, demişti. İşte böylece kimi zaman sezgiyle kimi zaman tıpkı bir satranç oyuncusu gibi doğru hamleler yaparak oynuyorum.
"Kazanmanın yollarından biri de, kaybetmeyi hafife almaktır," dedi. "Böylece ne kaybettiğinde ne de kazandığında sonrası için, yıkımlar ya da zaferler için duygularımı yok sayabilirim. Yaşamak için yapılan bir eylem. Bunu burada olabilmemin bir aracı olarak görüyorum." Tam o anda bir telefon daha geldi. Masadan kalkıp uzaklaştı. Böyle olduğunda Kadın, onu yargılıyordu. Aslında onunla kendini kıyaslıyor, onunla aynı dili konuşup konuşmadıklarını anlamaya çalışıyordu.
Evet, kesinlikle biraz daha bekleyelim. Bana ihtiyacı yok herhalde.
Cem geri döndüğünde şöyle dedi:
"Yaptığın işte hırslı olmak gerekmiyor mu? Yani kesinlikle doğrudan para kazanmaya yönelik bir iş değil mi bu?"
Cem gülümsedi.
"Bütün gün ekonomi haberleri izlediğimi düşünmüyorsun sanırım," dedi.
kitap

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder