Şahsına teslim edilecek 2 Haziran 1946
Maggie, Brenda'nın yanına gitti. "Oh, Tanrı aşkına, içlerinde ne var acaba?"
"Birazdan öğreneceğim," dedi Brenda. Eline tornavidayı almıştı yine. "Bayan Dalton'ın evdeki eşyaları istemediğini söylemiştin, değil mi? İçlerinde kıymetli bir şeyler varsa satar, parasını da bir hayır kuruluşuna bağışlarız olmaz mı?"
"Şey... olur sanırım ama bence Bayan Dalton'a sormadan sandıkları açmasak daha iyi olur."
"Merak etme. Eminim bir şey demez." Brenda dört kilidi de açıp sandıkların kapağını araladı. Sandıklardan biri pek çok gece elbisesiyle doluydu ve diğerinde de bir dizi resmi erkek giysileri vardı.
"Off, sadece kıyafetmiş," dedi Brenda.
Ama Maggie kıyafetleri gördüğüne çok sevinmişti. Sandığın içindeki gece elbiselerinden birini aldı. "Aman Tanrım, bunlar harika! Bunlar kesin Paris'ten alınmış orijinal tasarımlardır!" Brenda da eline bir elbise aldı. Ne yazık ki beden olarak ikisi için de çok küçüklerdi. Maggie daha soma yan kısımdaki küçük çekmecelerden birini açtı. Burada siyah boncuklu bir gece ayakkabısı ve uyumlu bir gece çantası vardı. "Ah, vay canına. Bayan Dalton istemiyorsa bunları tiyatroya verebiliriz. Çok güzel dönem kostümleri olur bunlardan."
"Harika," dedi Brenda. "Ama önce bir bakalım başka neler var." Maggie elbiseleri incelerken Brenda da erkek ta-kım elbiselerine bakıyordu. Birdenbire geri sıçrayarak, "Vo-oooooovv!" diye bağırdı.
Maggie başını kaldırıp Brenda'ya baktı. "Ne oldu? Bir şey mi buldun?"
Brenda cevap vermemişti. Orada öylece kalakalmıştı ve gözleri kocaman açılmıştı. "Voooooovvv!" dedi yine.
"Ne buldun?" Maggie de Brenda'nın yanına gidip sandığa baktı. O sırada altın gibi sapsarı bir güneş huzmesi pencereden süzülerek sandığı bir spot lambası gibi aydınlattı. Maggie sandığın içindekini görünce neredeyse korkudan öle-çekti. Diğer erkek giysilerinin arasına bir askıyla beraber üzerinde resmi bir İskoç eteği ve ekoseli bir kuşağı olan iskelet asılmıştı. Kemikten ellerden biri siyah kadife bir ceketin içine yerleştirilmişti. Maggie, Brenda'nın koluna sarıldı. "Yüce Tanrım, gerçek mi bu? Bu gerçek bir iskelet olamaz, değil mi?"
"Bilmiyorum, ama şimdi anlarız. Geride dur." Brenda sandığa biraz daha eğilerek iskeleti tornavidasıyla dürttü. Dokunduğu şey kesinlikle bir kemikti. Brenda çığlığı basmıştı. Çantası elinden yere düştü.
"Lanet olsun, evet, gerçek bu. Buradan hemen çıkalım!"
Maggie'yle birlikte bir bizon sürüsü gibi gümbürtü çıkararak daracık merdivenlerden aşağı inmişlerdi. Sonunda bi-rinci kata indiklerinde nefes nefese kalmışlardı. Maggie, Benim bir yere oturmam gerek," dedi.
"Bir an kalp krizi geçireceğimi sandım," dedi Brenda.
kitap

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder