Kitabın 251. ve 252. sayfalarından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.
"Fesimi getirin! Hemen! Nereye koydunuz fesimi?" Dedesi öfkeyle homurdanıyor. Yaşamı boyunca koşup durmuş adamın o yeşil gözleri hâlâ kıvılcımlarla baksa da artık yatağından kalka-mayışı onu hırçınlaştırıyor. Yaşam dairesi tamamlanırken iyice eski zamanlara gitmiş o. Kırmızı fesini bulamazsa sokağa nasıl çıkacak? Bir zamanlar ayrılmaz parçası olan bu başlığı bulsa, duvarda asılı o sararmış siyah beyaz fotoğraftaki genç adama dönüşebilir mi? Üzerini kaplayan camı atıp zamandan sıyrılarak o eskimiş bağa çerçevenin dışına sıçrayabilir mi?
Eczacı Mektebi'nin toplu mezuniyet fotoğrafı... Bir erkekler topluluğu bu, kız öğrenci yok. Yuvarlak payandalı ahşap çıkmanın altındaki merdivenlere dizilmişler hepsi. Yüz yirmi üç kişi arasında "gran tuvalet" giyinmiş olarak; yelekli takım elbisesi, düzgün kravatıyla kararlı bir duruş genç adamda...
kitap

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder