Ölümle Randevu Tutku Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ölümle Randevu Tutku Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Ocak 2014 Perşembe

Ölümle Randevu

Ölümle Randevu, Sir Arthur Conan Doyle tarafından yazılmıştır. http://kitapgalerisi.com'da %20 İndirim ve aynı gün kargoya teslim avantajıyla alabilirsiniz. | Tutku Yayınları, Polisiye Roman, 9786054308729, 368 Sayfa, Mayıs/2012
Kitabın 136. ve 133. sayfalarından  tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.

"Sanırım, James McCarthy'yi temize çıkaracak bir yol buldum," dedi Holmes. "Onu hapishanede görme iznim var mı?"
"Evet, ama sadece sizin ve benim için."
"O zaman, dışarı çıkmama kararımı tekrar gözden geçirmeliyim. Hereford trenini yakalayıp, onu bu gece görmek için yeterli zamanımız var mı?"
"Fazlasıyla." "O halde öyle yapalım. Watson, kusura bakmazsan seni yalnız bırakacağım ama birkaç saat içinde geri dönerim."
Onlarla istasyona kadar yürüdüm, sonra küçük şehirin sokaklarında dolaşıp otele geri döndüm ve kanepeye uzanıp bir roman okumaya başladım. Şimdi çözmeye çalıştığımız derin esrar karşısında romanın konusu o kadar zayıf kalmıştı ki, dikkatim sürekli dağılıyordu. Sonunda kitabı bir yana atıp günün olaylarını düşünmeye karar verdim. Diyelim ki bu mutsuz genç adamın hikâyesinin tamamen doğru olduğunu kabul ettik, peki, o zaman babasını bırakmasından, çığlığını duyup tekrar onun yanına dönmesine kadar geçen kısa sürede neler olup bitmişti? Korkunç ve ölümcül birşeyler olmalıydı. Ne olabilirdi onlar? Tıbbi bilgilerimle yaraların şeklinden ne çıkarabilirdim? Zile bastım ve tüm mahkeme kâğıtlarını istedim.
Adli tıbbın ifadesine göre, sol kafatası kemiğinin arkadan üçüncüsü ve art kafa kemiğinin sol yarısı, küt bir silahla vurularak kırılmıştı. Böyle bir darbe ancak arkadan yaklaşılarak vurulabilirmiş. Bu ifade, sanığın lehine olabilirdi, çünkü tanıkların anlattıklarına göre genç adam, babasının karşısında duruyormuş. Ama bu neye yarar ki? Darbe indiği anda yaşlı adam birdenbire sırtını dönmüş olamaz mı? Yine de bunu Holmes'a söylemek gerekirdi. Bir de ölürken söylediği şu esrarengiz 'arat' kelimesi vardı. Bunun anlamı ne olabilirdi? Sayıklama mı? Pek sanmıyorum. Ani bir darbeyle ölen bir adam sayıklamaz. Hayır, anlaşılan katilin kim olduğunu söylemek istemişti. Ama 'arat' derken neyi kastetmişti ki? Muhtemel bir açıklama bulabilmek için kafa patlattım.
Bir de genç McCarthy'nin gördüğünü söylediği şu gri palto vardı. Eğer anlattıkları doğruysa, katil kaçarken paltosunu unutmuş olmalıydı. Unuttuğunun farkına vardıktan sonra soğukkanlılıkla geri dönüp, oğul babasının üzerine eğildiği sırada, birkaç metrelik mesafeyi katederek paltosunu alıp gitmişti. Ne kadar esrarlı bir olay örgüsüydü bu! Sonunda Lestrade'in düşüncelerini bırakıp Sherlock Hol-mes'un sezgilerine güvenmeye ve genç McCarthy'nin masumiyetini güçlendirecek yeni kanıtların gelmesini beklemeye karar verdim.
Sherlock Holmes döndüğünde vakit epey geçti. Yalnızdı, Lestrade şehirde yatacak bir yer ayarlamıştı. "Barometre hâlâ çok yüksek," dedi koltuğuna oturduktan sonra. "Umarım olay yerine görmeden önce yağmur yağ-maz. Öte yandan, böyle nazik bir işi halledebilmesi için insanın iyi gününde olması lazım ve ben bu uzun yol yorgunluğuyla bunu beceremem. Bu arada, genç Mc-Carthy'yi gördüm."
"Peki, ondan ne öğrendin?"
"Hiçbir şey."
"Olayla ilgili hiçbir şey anlatmadı mı?"
Holmes başıyla hayır dedi. "Hem de hiç. Bir ara onun katilin kim olduğunu bilip sakladığını düşündüm ama artık eminim ki o da herkes gibi olan bitenlere şaşkın. Yakışıklı ve sağlam yürekli bir genç, ama pek akıllı değil."
"Anlamadığım bir şey var. Bayan Turner gibi güzel ve genç bir kadınla evlenmeyi nasıl olur da erteler?" dedim.
Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

19 Aralık 2013 Perşembe

Ölümle Randevu

Ölümle Randevu, Sir Arthur Conan Doyle tarafından yazılmıştır. http://kitapgalerisi.com'da %20 İndirim ve aynı gün kargoya teslim avantajıyla alabilirsiniz. | Tutku Yayınları, Polisiye Roman, 9786054308729, 368 Sayfa, Mayıs/2012
Kitabın 196. ve 197. sayfalarından  tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.

"Hiç de değil. 'G' ve 't' Almanca'da 'şirket' anlamına gelen 'Gesellschaft'ın kısaltması.
Bizdeki 'Co.' gibi. 'P' tabiki, 'Papier', yani 'kâğıt'. Şimdi de 'Eg' için uluslararası atlasımıza bakalım." Kitaplıktan kalın, kahverengi, ağır bir kitap indirdi. "Eglow, Eglonitz -hah! İşte buldum: Egria. Carlsbad yakınlarında Almanca konuşulan bir ülkede, Bohemya'da bir yer. Wallenstein'in burada ölmesi nedeniyle meşhur olmuş bir şehir; ayrıca çok sayıda cam ve kâğıt fabrikalarıyla da ün yapmış. Aha, dostum buna ne diyorsun?"
Gözleri parıldadı ve sigarasından derin bir nefes çekerek koca mavi dumanını zaferini ilan edercesine havaya üfledi.
"Kâğıt Bohemya'da imal edilmiş," dedim.
"Kesinlikle. Ve mektubu yazan adam bir Alman. Garip cümle yapısına baksana: 'Her kesimden sizinle ilgili edindiğimiz bilgiler.' Bir Fransız ya da Rus bunu bu şekilde yaz-mazdı. Sadece Almanlar fiilleri böyle kaba kullanır. Öyleyse yapılacak tek birşey kalıyor; Bohemya malı kâğıdına yazan ve yüzünü göstermemek için maske takan bu Alman'ın ne istediğini bulmak. Ve yanılmıyorsam, kendisi bütün şüphelerimizi gidermek üzere şimdi buraya geliyor."
Sözünü henüz bitirmişti ki sokaktaki kaldırıma sürtünen tekerlek gürültüsüyle at nalı sesi duyuldu, hemen ardından da zil aniden çaldı. Holmes ıslık çaldı.
"Seslere bakılırsa bir fayton bu," dedi. "Evet," diye devam etti, pencereden dışarı bakarak, "küçük şirin bir fayton. Güzel bir çift at tarafından çekilmekte. Her biri üç bin şilin eder. Bu işte para var, Watson; bakalım işin içinden neler çıkacak!"
"Ben artık gitsem iyi olur, Holmes," dedim.
"Sakın ha doktor. Olduğun yerde kal. Ben sensiz ne yaparım? Hem, bu iş çok ilginç olacak gibi. Kaçırırsan yazık olur."
"Ama senin müşterin..."
"Onu kafana takma. Yardımına ihtiyacım olabilir. İşte geliyor. Şu koltuğa otur doktor ve gözlerini dört aç."
Merdivenleri çıkan ve koridora kadar gelen yavaş ve ağır ayak sesleri, oda kapımızın önünde kesildi. Ve sert bir şekilde kapıya vuruldu.
"Giriniz!" dedi Holmes.
İçeriye, en az 1.90 boyunda, Herkül gibi kolları, bacakları ve göğsü olan bir adam girdi. Kıyafeti, İngilizlere göre zevksiz sayılacak derecede gösterişliydi. Kruvaze paltosunun kol yenleri ile yakası, kalın ve geniş astragan kürklüydü; omuzlarında taşıdığı koyu mavi rengindeki pelerin, ateş kırmızısı rengi ipek bir kumaşla astarlanmış ve zümrüt bir broşla boynuna tutturulmuştu. Baldırlarına kadar çıkan çizmelerini süsleyen kahverengi kürk, giysileriyle uyandırdığı barbar zenginliği tamamlıyordu. Bir eliyle geniş kenarlı bir şapka tutuyor, diğer eliyle ise, yanaklarından başlayarak yüzünün üst kısmını örten siyah bir büyücü maskesini oturtmaya çalışıyordu. Yüzünün görünen alt kısmından güçlü bir karaktere sahip olduğu anlaşılıyordu; inatçılık raddesine varan bir kararlılığı gösteren; kalın, sarkık bir dudak ve uzun, düz bir çene.
"Mektubumu aldınız mı?" diye sordu, kalın, sert bir ses tonu ve belirgin bir Alman aksanıyla. "Size geleceğimi söylemiştim." Kime hitap edeceğine karar verememiş gibi bir bana bir Holmes'a baktı.
"Lütfen oturunuz," dedi Holmes. "Sizi dostum ve meslektaşım Dr.Watson'la tanıştırayım.
Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap