hikaye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hikaye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Temmuz 2013 Çarşamba

Buralar Bıraktığın Gibi...

Buralar Bıraktığın Gibi...

Buralar Bıraktığın Gibi, Murat Uğurlu | İletişim Yayınları'ndan Ağustos 2013'te çıkacak bir hikâye kitabı...

Buralar Bıraktığın Gibi:

"Hastanenin bahçesinde uzun uzun yürümüştük seninle. Elini omzuma koymuş, sonra nedense bana babanın öldüğü günden bahsetmiştin. Çocukmuşsun sen daha o zaman, minnacıkmışsın. Annenin bağrışlarına uyanmış, tuvaletin kapısına yığılıp kalan babanı oyun oynuyor sanmışsın. Sen bunları anlatırken Çiçek, saçların ne güzeldi, evet ben böyle düşündüm. Zaten hep güzeldi ama, o gün daha bir güzeldi çünkü çok mutsuzdum. 'Baban taburcu olsun, bizim oranın yaylalarına gidelim,' demiştin de, çıkarken nefes nefese kalırım, bir de benim kalbimle uğraşırsın dediğimde sıcacık gülmüştün."


Milim ilerlemeyen trafik, çeri domates, muzlu süt, şezlonglar, sigortacılar, başından beri yalnız olanlar, hatırlayanlar, unutanlar, hiçkimsenin umursamadığı bir şeye delicesine kapılanlar... Havasız odalar, yarım yarım bırakılanlar... Cohen mırıldanıyor bir şeyler, bir başkası Eva Braun'unu kaybedyor. Edip Cansever sessiz ve insansız sokakları geziyor... Bir yerlerde gözleri hemen dolan çocuklar var.

Murat Uğurlu serin bir dille yazıyor hikâyelerini. Bütün gece yağmur yağmış da sanki şehre, camdan bakıyoruz birlikte sokağa, yan yana fısıl fısıl anlatıyor anlatacağını. Kimin yarası yok ki?

Buralar Bıraktığın Gibi, insanın çöreklenen, dostça anlayan, fark eden, sarıp sarmalayan hikâyelerle yeni bir yazarı takdim ediyor...

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

KitapGalerisi Facebook / KitapGalerisi Twitter

14 Haziran 2013 Cuma

Feyza Hepçilingirler - Kırlangıçsız Geçti Yaz | Kitaptan okuma parçası

# Feyza Hepçilingirler - Kırlangıçsız Geçti Yaz | Kitaptan okuma parçası #

Öykünün tadını bilenlere Feyza Hepçilingirler'den bir şölen daveti: Kırlangıçsız Geçti Yaz...

           

Sevginin Eskimezliği

Yıllar önce görülen bir düşün gerçekleşmesi gibi çıkar insanın karşısına Ayvalık. Mezarlığın bulunduğu tepeyi arkada bırakıp yokuş aşağı sallandınız mı, çam ağaçlarının arasından, sizi şaşkına uğrattığını bilerek açıverir yüzünün perdesini. Aaa, deyip irkilince siz, o, güzelliğine güvenen genç kız çapkınlığıyla tatlı tatlı gülümser. Hep bu şaşırtıcı yoldan gelip gitti Ayvalık'a, Ayvalık'ın sürprizini doyasıya yaşamak istedi. Yeni yollar onu ilgilendirmiyor.

Yıllarca uğranmamış doğum yerlerine gelindiğinde insanı nelerin beklediğini bildiği için, kendisini düş kırıklıklarına hazırladı sayılır. Şu tepeye doğru sıklaşan çam ağaçlarının arasındaki evlerde oturanlar değişmişlerdir; birçoğunun kızı evlenmiş; oğlu, kaçırdığı kızı, gelin diye getirip ailesinin başına yıktıktan sonra, çekip büyük kentlere çalışmaya gitmiştir. Başka yerlerdeki yaşamın güçlüğüne yak uydurmayan kolaygöçer takımı, bir de Ayvalık'ta şanslarını denemek için gelip uydurma evcikler kondurmuşlardır tepelere. Ya bir yağ, ya bir sabun fabrikasında iş bulma umudu; zeytin zamanı toplayıcısına, sırıkçısına bırakmıştır yerini. Bu gerçeğe çabuk alışanlar daha önce, geç alışanlar daha sonra benimsemişlerdir yeni yerlerini; aman, olsun, güzelliği yeter, deyip yurt tutmuşlardır Ayvalık'ı; bir bölümü de İzmir'de şansını denemek için yeniden yola koyulmuştur.

Salim, Ayvalık'ı, dışardan bakanların gördükleri gibi değerlendirmesinin olanaksız olduğunu düşündü. Yalnız deniz, tepedeki çamlar, az önceki zeytin ağaçları değildi Ayvalık onun için; yeni kazılan temellere girilerek oynanan saklambaç oyunuydu, ellerde kızarması beklenen kaya kınasıydı, akşamüstleri bir bez içinde ovuşturulan ekmek ve peynir kırıklarından hazırlanmış kuşyemi kahvaltısıydı, okul günleriydi, annesinin ölümüydü, anneannesinin, acıları örtmeyi ve ne olursa olsun sevgiyi eksiltmemeyi bilen, öpülesi kırışıklarla dolu yüzüydü.

Anneannesi dışında her şey değişmiş olabilir. Geceleri kilim serip oturdukları deniz kıyısına apartmanlar dikilmiş, İğdeli kahvenin adı Dallas Bilardo Salonu'na, Sümüklü Neco diye takıldıkları Öksüz Necmi, iki oğlan babası orta yaşlı bir balıkçıya dönüşmüş olabilir; ama anneannesi hep bildiği gibi kalacaktır: Sitem etmeyen, ağzına dek gelen acı sözleri ağulu şerbet gibi içine akıtan; yoksulluğunu ekmeğine katık edip Salim'e baklava, börek sunmaya çalışan güler yüzlü ihtiyar. Anneannesinin değişmeyeceğine duyduğu sonsuz güven olmasa, bunca yıldan sonra kalkıp gelmeye cesaret edemezdi. Yakınlarından, tanışlardan neler duyacağını aşağı yukarı biliyor: Hayırsızlık suçlamaları, bayramlarda gönderilmemiş tebriklerin sitemi, iki satırcık olsun yazmamış olmanın günahı birer birer dile getirilecek, yüzüne çarpılacak. Hele Selim Ayvalık'taysa... Ağabeyim olacaksın, niye bir arayıp sormadın beni, ne iş tutarım, nasıl yaşarım, hiç merak etmedin mi, diye arka arkaya sıralayacaktır tüm biriktirdiklerini.

---

Feyza Hepçilingirler - Kırlangıçsız Geçti Yaz | Everest Yayınları, Hikâye, 140 sayfa, Haziran 2013.

Bu alıntı tanıtım amaçlı yapılmıştır.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap