12 Ekim 2013 Cumartesi

Asya'nın Batıya İsyanı

Asya'nın Batıya İsyanı, Pankaj Mishra  tarafından yazılmıştır. http://kitapgalerisi.com'da %20 İndirim ve aynı gün kargoya teslim avantajıyla alabilirsiniz. |  Alfa Yayınları, Tarih, 9786051067940, 423 Sayfa, Ekim/2013



Kitabın 25.26. ve 27.sayfalarından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.

MISIR: "BİR DİZİ BÜYÜK TALİHSİZLİĞİN BAŞLANGICI"
5 Mayıs 1798 günü, Napoleon sabah erken Paris'ten ayrılıp, Mısır'a doğru yelken açan 40.000 kişilik bir Fransız ordusuna katıldı. Kuzey İtalya'daki zaferlerinden sonra popüler bir general olarak, Britanya'yı istila etmek için sivil üstleriyle görüşüyordu. Ama Kraliyet Donanması hâlâ çok güçlüydü ve Fransızlar ona karşı koymaya hazır değildi. Bu arada, Dışişleri Bakanı Charles Maurice de Talleyrand'm inancına göre, Fransa'nın zenginleşmek için sömürgelere ihtiyacı vardı ve Mısır'da bulunmak, yalnızca Fransızların Kuzey Amerika'daki toprak kayıplarını telafi etmekle kalmayacak, Hindistan'daki topraklarında oldukça kârlı ticari ürün yetiştiren İngiliz Doğu Hindistan Kumpanyası'na da ciddi bir meydan okuma olabilecekti.
Hindistan'a yayılan İngilizler, Fransızları kıyıdaki üslerinin büyük bölümünden söküp atmıştı. 1798'de İngilizler, Hindistan'daki en kurnaz hasımlarından biriyle, Fransa'nın müttefiki Tipu Sultan'la şiddetli bir savaşa kilitlenmişti. Fransızların Mısır'ı kontrol etmesi, Hindistan'da güç dengesini İngilizlerin aleyhine çevirirken, Osmanlı İmparatorluğu'nda gözü olan Rusları da caydırabilirdi. "İngiltere'yi Hindistan'ın güvenliği konusunda titretir titretmez,' diyordu Napoleon, "Paris'e dönüp düşmana öldürücü darbeyi indireceğim." Napoleon, ülkesinin jeopolitik amaçlan dışında, Doğuyu fethetme hayali de kuruyordu. Ona göre "Büyük ünler ancak Doğuda kazanılır; Avrupa çok küçüktür."1 Mısır'dan, Büyük İskender tarzı bir Asya fethine çıkmayı planladı; bir file binecek ve elinde yeni bir dini müjdeleyen yeni, şahsen gözden geçirip düzelttiği bir Kuran olacaktı.
Napoleon büyük bir bilim insanı, filozof, sanatçı, müzisyen, astronom, mimar, topograf, zoolog, ressam ve mühendis birliğiyle birlikte Mısır'a gitti; hepsinin amacı, geri Doğudaki Fransız Aydınlanması'nı kaydetmekti. Olayın ciddiyeti modernleşen Avrupa ile Asya arasında ilk büyük temas- Napoleon'un dikkatinden kaçmadı. Akdeniz'de gemisinin güvertesinde  askerlerini  uyardı: "Bir fetih gerçekleştirmek üzeresiniz; bunun dünya ticareti ve uygarlığı üzerindeki etkileri Ölçülemez." Mısır halkına hitaben, özgürlük ve eşitliğe dayanan yeni Fransız Cumhuriyeti'ni tasvir eden büyük bildiriler de hazırladı; hatta Hz. Muhammed'e ve genel olarak İslama büyük hayranlığını ifade etti. İddiasına göre, Hıristiyan Teslisi reddetmeleri nedeniyle aslında Fransızlar da Müslümandı. Mısırlıları despot efendilerinden kurtarmakla ilgili de biraz gürültü kopardı insani müdahale kılığı altında yürütülen iki yüzyıllık imparatorluk savaşlarından sonra aşina olduğumuz bir gürültü.
Temmuz 179S'de hiçbir uyarıda bulunmadan İskenderiye'de ortaya çıkan Fransızlar, Kahire'ye doğru ilerlerken bütün askeri direnişlerin üstesinden geldi. Mısır o sırada, Memluklar denilen eski köle askerlerden oluşan bir kast tarafından yönetilmesine rağmen, ismen Osmanlı İmparatorluğu'nun bir parçasıydı. Zayıf ordusu,sayıca Mısırlılardan fazla olan ve en son askeri teknolojiyle desteklenen deneyimli Fransız askerlerle savaşacak donanıma sahip değildi.
Birkaç kolay zaferden sonra Kahire'ye ulaşan Napoleon, o zamanki Azbekiya Gölü kıyısında bir konağa el koydu, yedeğindeki bilginleri yeni bir Mısır Enstitüsü'ne yerleştirdi ve Mısır'ı siyasal açıdan cumhuriyetçi çizgiye uygun olarak biçimlendirmeye koyuldu. Bilge insanlardan oluşan bir Divan, Paris'te yürütme yetkisini kullanan Kurul'un Mısır versiyonunu yarattı. Ama yönetici sınıfın, Osmanlı Memlukların terk ettiği Kahire'de bilge kişiler nerede bulunacaktı? Kahire'nin teolog ve kadıları siyasal mevkilere terfi ettirildi, Napoleon tarafından danışılmak üzere huzura çağırıldı -Asya'da sözde laik Batılıların İs-lamı güçlendirmeye yönelik ilk girişimi.
Aydınlanmaya bağlılığını bastıran Napoleon, ülkede Fransız yanlısı güçlerin ana gövdesini oluşturacakları umuduyla muhafazakâr Müslüman din adamlarının gönlünü okşadı. Peygamberin doğum gününde Mısır kıyafetleri giydi ve laik kafalı askerlerin huzurunu kaçıracak şekilde, Fransızların kitlesel olarak İslama dönecekleri imasında bulundu. Bazı dalkavuk (belki de alaycı) Mısırlılar, onu Peygamberin saygın damadının adıyla, Ali Bo-napart olarak alkışladı. Bu durum Napoleon'u cesaretlendirip, İslamın en kutsal yapılarından biri olan El-Ezher Camii'ndeki cuma hutbesinin kendi adına okunmasını din adamlarına önermeye teşvik etti.
Mütedeyyin Müslümanlar şaşkına döndü. Divan başkanı Şeyh el-Şarkavi yeterince kendine gelip "Peygamberin himayesine sahip olmak istiyorsunuz... Müslüman Arapların sizin bayrağınızın altına yürümelerini istiyorsunuz. Arabistan'ın ihtişamını geri getirmek istiyorsunuz...


Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder