Kitabın 57. 58. ve 59 sayfalarından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.
Birinci Bölüm
Rus Ruleti
28 Ekim 1914-18 Şubat 1915
28 EKİM günü yolda geçmişti. 29 Ekim Perşembe günü beş grup da hedefine ulaştı. Türk denizciler ambarlarda topluca namaz kılıp helalleştiler.
Her grup hedefi olan limana hücuma geçti. Yavuz'un hedefi Sivastopol'du.
Sivastopol'dan başka Odesa, Kerç, Yalta, Kefe ve Novorosiski üs ve limanları bombardıman edildi.
Toplam üç gambot, bir mayın gemisi, bir topçeker, 20 ticaret gemisini hatırdılar, 50'den fazla petrol ve buğday deposuyla bir telsiz istasyonunu tahrip ettiler, 3 subay, 72 eri esir aldılar.
Amiral Souchon olayı İstanbul'a şöyle bildirdi:
"Çatışmayı Rus filosu başlatmıştır."
Birkaç kişi dışında herkes, Padişah, Sadrazam, Nazırlar, subaylar, aydınlar, yazarlar, tarihçiler, Osmanlılar ve genel olarak Almanlar uzun zaman gerçeğin böyle olduğunu sanacaklardı.
Sonuç fiyaskoydu. Rus donanması bir kayba uğramamış, Karadeniz'deki üstünlüğünü korumuştu.
Enver Paşa Rus ruleti oynamış ve kaybetmişti.
Devlet hazır olmadan savaşa girdiğiyle kalacaktır.
Haber İstanbul'u sarstı. Olayı bir Alman oldubittisi sanan bazı Nazırlar istifa etti. Sadrazam da istifa etmişti, Padişahın ricası üzerine istifasını geri aldı. Savaşı önlemek için çok çabaladı. Ama altı limanı birden bombalanan Rusya'yı yatıştırmak mümkün değildi. Rus Büyükelçisi İstanbul'u terk etti. Onu İngiliz ve Fransız Büyükelçileri izledi.
Rus ordusu bu olaya 1 Kasımda Doğu sınırını geçip saldırarak karşılık verdi. İngiltere de fırsatı kaçırmadı. Bir İngiliz savaş gemisi İzmir körfezine girerek iki gemiyi batırdı.
O kadar korkulan savaş başlamıştı.
4 uzun yıl sürecekti.
Gazeteler olayı büyük başlıklarla verdiler. En etkili başlığı İkdam gazetesi atmıştı:
"Silah başına!"
Savaşı o güne kadar bir alaya bile komuta etmemiş bir Başkomutan (Enver Paşa) ile hiç savaş görmemiş Prusyalı bir süvari tümeni komutanı (Liman Paşa) yönetecekti.
RUS ÇARI II. Nicola savaşın başlaması dolayısıyla bir bildiri yayımlayarak Çarlık Rusyasının değişmez amacını ilan etti;
"Bu savaşın ecdadımız tarafından bize vasiyet edilen tarihi emellerin gerçekleşmesine imkân vereceğine inanıyorum."
Başbakan Trepov, Rus Meclisinde yaptığı konuşma ile bu bildiriye açıklık getirecektir:
"İstanbul ve Çanakkale Boğazları ile İstanbul şehri, Rus milletinin yüzyıllar görmüş samimi amaçlarıdır. Bütün tarihi boyunca beslemiş olduğu bu emeller şimdi gerçekleşmek üzere. İngiltere ve Fransa ile yaptığımız anlaşma ile Boğazlar ve İstanbul üzerindeki hakkımız tanınmıştır. Rus milleti ne için kanını döktüğünü bilsin!"2
İstanbul'u işgal için Odesa'da bir kolordu oluşturmaya başlayacaklardı.
Enver ve Bronsard Paşalar ejderhayı azdırmışlardı.
İNGİLTERE Başbakanı Asquit savaşa giren Osmanlı Devleti'ni çok
I sert bir üslupla suçladı:
"Osmanlı Devleti'ni çok ağır biçimde cezalandıracağız."
Birkaç gün önce Malta Tersanesi Komutanlığına atanan Amiral Limpus, bu sırada daha Londra'daydı. Donanma Bakanlığında göreviyle İl-gili temaslar yapıyordu. Çanakkale Boğazı girişindeki tabyaların ertesi gün bombardıman edileceğini öğrenince şaşırdı, bir İngilizin sinirlenebileceği kadar sinirlendi.
İki yıla yakın Türkiye'de kalmış, ayrılalı iki ay olmuştu. Çanakkale Boğazı'nı iyi bilirdi. Savunma düzeni çok zayıftı. Tabyalardaki bütün toplar eski, çağı geçmiş toplardı. Bir gün Boğazı zorlamak gerekirse geçmek için güçlük çekilmeyecekti.
Ama böyle hesapsız bir hareket uyuyan Türkleri uyandırır, savunmayı güçlendirirlerdi. Bu tehlikeyi belirterek bombardımandan cayılması için ilgilileri uyardı:
"Bu çok yanlış olur. Yapmayınız!"
Donanma Bakanı Winston Churchill'in Çanakkale Boğazı'nın savunması hakkında bilgisi vardı. Sanayisiz bir devletin gücü kadardı. Kuvvetlice bir filo bu savunmayı yıkıp Marmara'ya geçebilirdi. Biraz güçlendirilmesi bir sorun yaratmazdı.
Verdiği emri geri almadı.
Bir İngiliz-Fransız filosu, ertesi gün Boğaz girişindeki dört tabyayı3 bombardıman ederek bir gövde gösterisinde bulunacak, böylece Türk savunmasını da yoklamış olacaktı.
3 KASIM 1914 Salı sabahı Seddülbahir tabyasmdaki gözcü ufukta belirmeye başlayan savaş gemisini izliyordu.
Saat 05.28'di.
Yaklaşık 3 aydır, sayıları gittikçe artan İngiliz ve Fransız savaş gemileri, Çanakkale Boğazı'nı sıkı denetim altında tutuyorlardı. Nöbette kalan gemiler Boğaz'a girişin uzağında aç köpekbalıkları gibi dolaşıp durmaktaydılar.
Sabah pusu ağır ağır açılıyordu. Gözcü ilk geminin arkasından bir başka geminin daha geldiğini fark etti. Sonra da öteki gemileri.
Ooof!
Hemen nöbetçi subayı uyandırdı.
"Komutanım, gemiler!.."
Nöbetçi subay Müstahkem Mevki Komutanlığını arayarak durumu bildirdi. Beş dakika geçmeden tabyalar silah başı yaptı.
Önde birbirinin dümen suyunda ilerleyen dört büyük savaş gemisi vardı. Bunları irili ufaklı 14 savaş gemisi izliyordu. Kıyılara 15 kilometre kala yavaşladılar.
kitap

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder