12 Ekim 2013 Cumartesi

Beni Karınca Kadar Seviyorsan

Beni Karınca Kadar Seviyorsan, Aysun Saygı Köknar  tarafından yazılmıştır. http://kitapgalerisi.com'da %30 İndirim ve aynı gün kargoya teslim avantajıyla alabilirsiniz. | Alfa Yayınları, Roman, 9786051067841, 290 Sayfa, Ekim/2013



Kitabın 9.10. ve 11. sayfalarından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.



Sevgili eşim Erbil'ciğim,
Sen gideli henüz iki hafta oldu olmasına ama yıllar geçtikçe her "sefer" biraz daha uzun gelmeye başladı, İki gün önce sabaha kadar lapa lapa kar yağdı. Gün ışıdığında kapının önü yarım metre karla kapanmıştı bile. Ama sen merakta kalma erzağımız, kömürümüz çok şükür yığılı bizim. En kötüsü yakarız sobayı otururuz aşağı. Kahvaltıda ajanstan dinledik kar yağışı birkaç gün daha sürecekmiş. Bastıran kar sebebiyle okullar tatil edilince bizimkiler bayram ettiler. Sıkı sıkı giyinip ya iki apartman arasındaki boşlukta kardan adam yapıyor ya da sobanın arkasındaki camın önüne yerleşip tarçınlı saleplerini yudumlarken, arkadaşlarının yokuştan kayıp şekil şekil düşüşlerine makaraları koyveriyorlar. Soğuktan yanakları al al olan afacanlar, arada bir cama birkaç kartopu sallayınca daha da fazla gülüyorlar. Mutfakta yemek pişirirken bizimkilerin gülüşleri bana dünyanın en güzel şarkısını dinliyormuşum gibi neşe veriyor. Keşke sen de olsaydın.

İkisi de sürekli seni sorup duruyor. Neşe geri sayıma devam ediyor. Bu sabah gözünü açar açmaz "Babamın gelmesine yedi gün kaldın" diye figan edip, kulaklarımı sağırlaştırdı. Oğlansa gitgide içine kapanıyor. Sana daha çok sarılmak istediğini kulaktan kulağa oyununda ansızın fısıldayınca nutkum tutuldu. Kulağımdan nefesinin buğusu uzaklaştığında yaşlar sicim olmuştu bile. Annem ne oluyor mânâsında bir göz kırptı: "Aman anneeee ne olcak işte! Yine başladı" diye geçiştiriverdim: "Şu meret gözüm durup dururken akıveri-yor, hiç durmayan bu yaşlardan da bıktım usandım artık" diye hızlıca işaret parmağımla sildim. Hep canımı sıkan gözyaşı problemim o an için paçamı kurtarmama yardım etti.
Az evvel annemle Neylân Hanım bizdeydi, sana mektup yazacağımı söyleyince 'selam et' dediler yazayım da üstümde kalmasın. Kocacığım valizinin en altına koyduğum yün atletlerini sırtına geçirmeyi ihmal etme, böbreklerini sıcak tut ki gene başına dert açmasın.
Canım kocacığım Cim'im hayat arkadaşım, sıkı dur sana çok önemli bir haber ediyorum. Sen buradayken zaten bir haftası geçmiş, önemsememiştim. Gideli de iki hafta oldu ben hâlâ aybaşı olmadım. 'Amaaan Melek! ne oluyor sana' diyorum kendi kendime. On sene önce doktor yumurtalığımın tekini almadan evvel 'Hanım sizin nasıl olsa bir kızınız, bir oğlunuz olmuş. Bunu alalım ilerde başınıza bir iş çıkarmasın. Ancak bir daha evlat sahibi olamazsınız' dedi demesine ama... Gece uykularımı bölen bir ses sürekli bana yalnız olmadığımı fısıldıyor. Beni yiyip bitiren bu şüpheyi daha fazla susturamadım. Dün gece gene iki de bir de uyanıp, sabahı sabah edince doğruca doktor Münire hanımın yolunu tuttum.
Kocacığım müjdemi isterim... 'yolda bir bebeğimiz var!' bu cümle doktor hanımın ağzından döküldü, midemin üzerine yuva yapmaya çalışan bir kumru ilk çırpısını koyuverdi. İçimi bir titreme alıp, midem aniden bulantıya başladı. Ahh keşke burda, yanımda olsaydın. Tüm olan biteni senin gözlerine bakıp, ellerini tutarak anlatabilseydim. Yüzün heyecan landığında hep olduğu gibi al al olsa, gözlerin önce büyüse sonra sevinçle parıldayıp ince bir çizgi haline dönüşseydi. Ardından o iri parmaklarını usulca saçlarımdan geçirip başımı omuzuna yaslasaydın. Öylece sevinç ve şaşkınlıkla sarılıp sussak ya da kimselere duyurmadan sessizce ağlaşsaydık. Lavanta kokulu yatağımızda birbirimize dönük uzansak, nefesim nefesine çarparken gözlerimizdeki ışıkları bir yakıp bir söndürerek upuzuuun bir aradan sonra biz bu bebeği istiyor muyuz diye oltalar atıp; içimizdeki cevaplan beraberce çıkarsaydık. 

Belki o zaman kendimi bu kadar yalnız hissetmez, titremezdim. Iyyy zaten çok soğuk belki ondan titriyorum. Belki de sobanın odunu bitmiştir. Neyse, bilirsin bende laf gani. Satırlarıma son verirken seni ne çok sevdiğimi ve her gün daha çok özlediğimi bil. Hepimiz haftaya dönüşünü iple çekiyoruz.
Sağ salim dönmen ümidiyle Allah'a emanet ol.
Karın...
Meleğin...
Anneciğimin babama bu mektubu yazışından yaklaşık olarak 9 ay 10 gün sonra ciğerlerimi yakacak olan o ilk nefesi almak için gene babamın seferde olduğu ayaz bir geceyi seçip dünyanın kapısını çaldım. Sessiz sedasız dünyaya geliş planım tutmuş, annem yeni bir bebek hiç istememesine rağmen hayatıma son vermeye kıyamamıştı. Hatta rahmine düştüğüm andan itibaren babamın seferde olduğu gecelerde gönlüne hüzün basınca teybe bir Adnan Şenses plağı takıp:
Neden saçların beyazlanmış arkadaş Sana da benim gibi çektiren mi vaaar Biliyorum her gün meyhanedesin Yaşamaya küstürüp içtiren mi vaaaarrr...

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder