Kitabın 102. ve 103. sayfalarından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.
Bebek aşkı
1981 Kışı
HARVARD MASS GENERAL'DAKİ SOM YILIMDA konsültasyon servisi başasistan doktoru pozisyonuna getirildim. Bu görevimde, psikiyatrik sorunlu tıp hastalarına verilen günübirlik hizmette daha az deneyimli asistan doktorlara gözetmenlik ettim. Kısa sürede öğrendim ki sırf böyle havalı bir ünvanım ve Charles Nehrine bakan büyükçe bir ofisim var diye (benden sadece bir yıl geride olan) Ivy League stajyerlerim, onlara öğretecek çok şeyim olduğunu düşünmüyorlardı. Beni bir gözetmenden çok ağabeyleri gibi görüyorlardı.
Nihayetinde en yakından tanıyabildiğim asistan doktorlar, benim eğitim verdiğim yıldan olan doktorlar oldu. Şanı alıp yürüyen küçük terapi/eğitim ya da kısaca T-grubumuzda zamanla birbirimizi ve kendimizi tanıdık. Kıdemli bir psikanalistin önderlik ettiği ve haftada bir buluşan grubumuzun amacı, bize grup psikoterapi tekniklerini yaşatarak öğretmekti. Aslında tam olarak bir terapi grubu değildi ama nihayetinde çoğumuz için öyle oldu.
T-grubumda birlikte sıkça takıldığım çocuklardan biri, Jim Schaeffer'di. Jim birkaç yaş büyüktü çünkü geri dönüp psikiyatri ihtisasını yapmadan önce bir araştırma laboratuarında çalışmıştı. Onun gruptaki insanlarla ilgili duyguları konusundaki açıkyürekliliğine hayrandım. Birinden hoşlanmadığı zaman o kişiden bunu hiç saklamazdı. Varlıklı bir aileden geliyordu ama bu konuda sevimsiz davranmazdı. Zekiydi ve kimi zaman kontrolden çıkan rekabetçi bir yanı vardı. Ayrıca çapkınlığıyla da ünlüydü.
T-grubumuzun buluşmasının bittiği bir gün klinik binamıza dönerken Jim, "Mike Calhoun'un ne kadar moron olduğuna inanmıyorum" dedi. "Geçmişine dair anlattığı hikâye öyle uydurmaydı ki kendi bile inanmadı."
"Nasıl yani, rock grubuyla Avrupa'yı turladıktan sonra NASCAR şoförlüğü yaptığına sonra da her şeyden vazgeçip psikiyatrisi olduğuna inanmadın mı? Doğrusu bana gayet olabilirmiş gibi geldi" dedim gülerek.
"Ya Arlene'e ne demeli?" dedi, grup liderimizi kastederek. "Bana mı öyle geliyor yoksa herkes onu evine götürüp sarılıp yatmak mı istiyor?" Aniden bana dönerek, "Gary, sakın bakma, Pam Sefton bize doğru geliyor. Uf, muhteşem bir kadın-doğumcu ya! Saçım nasıl söylesene?" dedi.
Dönüp kıza bir göz attım ama tipim olmadığını söylememe fırsat kalmadan Jim konuştu. "Selam Pam, ne var ne yok? Çok güzel görünüyorsun."
Pam gülümsedi. "Selam Jim. Seni görmek daima güzel. Gary sana rastladığıma sevindim. Bülten tahtasında bugün psikiyatri için kadın-doğum kliniğine geleceğin yazıyor."
"Seni şanslı kurt" dedi Jim, çaktırmadan.
"Gary rica etsem birkaç dakika benimle yürüyebilir misin? Seninle bir hastayı konuşmak istiyordum."
"Tabii" dedim. "Görüşürüz Jim."
kitap

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder