9 Ekim 2013 Çarşamba

Düş Bahçelerinin Uzağında

Düş Bahçelerinin Uzağında, Lesley Kagen tarafından yazılmıştır. http://kitapgalerisi.com'da %20 İndirim ve aynı gün kargoya teslim avantajıyla alabilirsiniz. | Martı Kitabevi, Roman, 9786053481751, 416 Sayfa, Ağustos/2013



Kitabın 13. 14. ve 15.sayfalarından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.

Birinci Bölüm
Burada görkemli bir manzaramız var.
Yürekleri burkacak bir hikâye anlatmasaydım, manzarayı detaylı olarak tasvir edebilirdim ve bu abartılı değil, yerinde bir tanımlama olurdu. Hatta bu konuda Monaka Kızılderilileri de bana arka çıkardı. Efsanelerinden birine göre, Shenandoah Vadisi'nin güzelliğinden yıldızlar başlarını oraya doğru eğmiş, ışıl ışıl parıldayan taçlarındaki en ışıldak mücevherleri, bereketli sularımıza lütfederek katmaya razı olmuşlardı. Fakat bu, ileriyi hesap edemediklerini de gösteriyordu. Onların ilgisine ihtiyaç duyan nice nehirlerimiz ve derelerimiz vardı. Mavi Sırt Dağları insanı büyüleyici, yeşil örtülü bir beşikte sallıyordu adeta. Derin bir nefes aldığında yılın hangi günü olursa olsun burun deliklerin Noel ağaçlarının kokusuyla dolar, atlar orada daha hızlı koşar, çiçekler daha uzun boylu olur, hatta kuşlar daha tatlı öterdi.
Virginia Milletler Topluluğu'nda nadiren hata yapmasıyla bilinen babam, Yargıç Waltcr T. Carmody bu cennet gibi vadinin adını bana isim olarak koyduğunda gerçekten tuhaf bir işe imza atmış oldu. Shenandoah, "Yıldızların güzel kızı" anlamına geliyordu. Sayın yargıç, bu ismi kardeşim Jane Wo-odrow'a koymalıydı çünkü ben Woody kadar güzel değildim. Aynı yumurta ikiziydik ama birbirimize pek benzemiyorduk. Sarı saçlarım sıcaklarda büklüm büklüm ve yeşil gözlerim, kardeşimin gözlerinin aksine ailenin diğer üyelerinin göz renklerinden farklıydı. Ben gülmediğim sürece uzaktan kimse bizi ayırt edemezdi. İki ön dişim arasında biraz boşluk vardı ama derslerden pekiyi aldığım sürece bu durum umurumda değildi. Kardeşimle, evin arka bahçesine seksen iki adım uzaklıktaki ihtiyar meşe ağacının en güçlü dallarında sarmaş dolaş uzanırdık. Babam yaptığı resimden gurur duyan bir ressam gibi adını ağacın gövdesine kazırdı. Bizi, "İkizlerim," diye çağırdığı günlerde onunla kalenin zeminine boylu boyunca serilirdik. Gıdığından yayılan tıraş losyonu kokusunu içimize çekmeye doyamazdık. Büyükayı ve Avcı Takımyıldızlarını işaret ederken kolalı, beyaz tişörtünün altında kararlı kalp atışlarını dinlemekten büyük keyif alırdık. Hemen hemen her defasında bu yıldızların yerini karıştırırdım ama Woody onların yerlerini unutmazdı. Babamı memnun etmek için benim gibi, "Ah evet, işte Küçükayı." benzeri numaralara girişmez, akşam yemeğinin bulaşıklarını yıkarken annemin melek gibi sesini hatırlatarak yavaşça şarkı söylemeye başlardı.
Fakat annem kaybolduktan sonra, Lilyfield dahil her şey değişti.
Lilyfield, kasabanın dışında elli dönümlük ağaçlı bir arazide inşa edilen evimizin adıydı. Kısa bir süre öncesine kadar, Carmody'lerin yerini bilen birisi size, Lilyfıeld'in bahçe düzenleme ödülü alabileceğini söylerdi. Bayan Mur-doch, 1937 yılında, 'Virginia Güzellik Yanşması'na katılmıştı ama şimdi eski günlerini mumla arıyordu. Yanlış anlamayın, Lolly Murdoch görenlerin hâlâ ikinci kez baktığı bir kadındı ama tıpkı Lilyfield gibi buruşmuş teninin altındaki güzelliği görebilmek için daha dikkatli bakmak gerekiyordu.
Evimizin her ne kadar onarılmaya ihtiyacı olsa da, bu sabah ona göz gezdirdiğimde, bana hâlâ taç giyen dünya güzeli kadar göz alıcı göründü. Yine de, bakımını eksik ettiğinde bir şeyin hemen çürümesi endişe vericiydi. Annem kaybolalı daha bir yıl bile olmamıştı.
Kalemizde yok yoktu. Tüylü yastıklarımız, haşatı çıkmış pikelerimiz ve battaniyelerimiz vardı. O günlerde neredeyse tatlıdan başka bir şey yemeyen kardeşim için hazırladığım cevizli helva odamızdan hiç eksik olmuyordu. Geçen doğum günümüzde aldığımız birbirinin eşi fenerler kolaylıkla ulaşabileceğimiz bir yerde duruyordu. Bu Ağustos'un on beşinde Carmody ikizleri on ikinci yaşlarına basacaktı. Bir köşede, Woody'nin kurduğu bir sunak vardı. Üstünde Aziz Jude'un plastikten heykelinin bulunduğu, paslanmış kahve tenekesinden yapılmış derme çatma bir sunaktı ama Woody ona bayılıyordu. Kız kardeşim bu kutsallık zırvalarına hâlâ inanıyor olsa da ben inanmıyordum. Yitip giden amaçların azizlerinin en ulusunun önünde diz çökmekle vakit harcamıyordum çünkü bu durum çok farklı şekillerde beni yaralıyordu.


Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder