20 Mart 2014 Perşembe

Yargı, Cemaat Ve Bir Darbe Kurgusunun İç Yüzü

Yargı, Cemaat Ve Bir Darbe Kurgusunun İç Yüzü, Pınar Doğan, Dani Rodrik  tarafından yazılmıştır. http://kitapgalerisi.com'da %20 İndirim ve aynı gün kargoya teslim avantajıyla alabilirsiniz. | Destek Yayınları, Siyaset, 9786054994199, 288 Sayfa, Mart/2014


Kitabın 192. ve 193. sayfalarından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.


Seminerin bir de hiç konuşulmayan taraflarına bakın
Seminer üzerine tartışmalar, doğal olarak seminerin iç ayaklanmayla ilgili kısımlarına yoğunlaştı. Ancak seminerin bir gününde Yunanistan'la olası bir gerginlik/savaş durumunda alınacak önlemlerin görüşüldüğü gözden kaçmamalı.
Bu önemli çünkü seminerdeki konuşmaların darbe planlarını ispatladığını iddia edenlerin mantığını Yunanistan'la ilgili bölümlere uygularsak, Yunanistan'ın, Türkiye'ye savaş açması gerekiyordu.
Neden mi? İşte seminer ses kayıtlarından kimi bire bir alıntılar:

1. Ordu Yunanistan'a taarruza hazır!
Seminer katılımcısı:
"Taarruz kademesinde 3. Zırhlı Tugay ihtiyata asil taarruz 65. Mekanize Piyade Tugay bölgesinde olmak üzere Meriç Nehri'ni geçerek Lavara Karakilise Karingos istikametinde taarruzla Karimbos ve Tagsades bölgesini ele geçirecektir."

İşgal planı hazır: Taarruz Karaağaç üçgeninden, Meriç Nehri'nin batısı işgal edilecek!
Çetin Doğan:
"Tamam. Evet... Şimdi... Eee Behzat Paşa siz hangi tugayları tasarruf edip nasıl bir işgal planı düşünüyordunuz?"
54 ve 55 yukarıda Karaağaç üçgeninden taarruz ediyor. Oradaki tertibiniz nasıl? (...) 33 'ü oraya mı indiriyorsunuz?"

Harekât üç safhada icra edilecekmiş!
Seminer katılımcısı:
"Görev bölümü perdede arz edilmiştir. Harekât üç safhada icra edilecektir. 1. safha intikal ve yığınak safhasıdır. (...) Taarruz safhasında 5. Kolordu Sulucadere istikametinde taarruzla Yunanistan topraklarının Evros bölgesine kadar olan kısmını ele geçirecek, 2. Kolordu ateşle taarruz, bozucu taarruz, taktik akın, sızma gibi özel harekât nevilerini uygulayarak düşman ve stratejik tesislerine azami zayiat verecek şekilde stratejik savunma icra edecektir. 3. safha müteakip harekât safhasıdır. Bu safhada ele geçirilen bölgelerde savunma tedbirleri alınacak ve müteakip harekâta hazır olunacaktır."

Apache'lerle ateş edecekler!
Seminer katılımcısı:
"Bütün ateşlerini kesmek zorunda, topçu ateşlerini, hava savunma ateşlerini hepsini kesecek ki sadece Apache'ler ateş edebilsin komutanım."
Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

Ölümün Şarkısı Özgürdür

Ölümün Şarkısı Özgürdür, Şebnem Şenyener tarafından yazılmıştır.http://kitapgalerisi.com'da % 30 İndirim ve aynı gün kargoya teslim avantajıyla alabilirsiniz. | Everest Yayınları, Roman, 9786051417080, 259 Sayfa, Mart/2014

Kitabın 126. ve 127. sayfalarından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.

Varsayımdan uzak dur! Dedektife yakışmaz, elinde kanıt var mı? Ondan bahset! New York'ta üzerinde 5 pakete kadar uyuşturucu bulundurmanın cezası 7. derecedendir.
Hikâyenin kıssadan hissesi nedir, eroin kıça gelmez... Ve senin Şefin sadece şehri işgal eden kuşlardan değil, daha da büyük bir faciadan, o büyük taşaktan, o "bizim şey "den kurtarmak üzere yapılacak en büyük işi neredeyse başarmış biridir.
Yani bu soruyu bir tek kendin mi düşünüyorsun? Bu örgütle mücadele ederken kaç tane şehit verdik biz. Buraya kafayı koyuyoruz, yakalıyoruz, yakalıyoruz, yine mantar gibi bitiyorlar. Bu ne iştir? Şef, paçaları kolları sıvayıp, yağlanıp dört bir tarafa meydan okuduğunda kendi kendine ben bu işin köküne kibrit suyu ekerim diye mi düşündü zannediyorsun?
Bak, açıkça söyleyeyim. Dünya tarihinde hayat beş kere ortadan kalkmış, biz şimdi altıncısını yaşamaktayız. Kendimize ve çevremize verebildiğimiz zarar göz önüne alınınca, günün birinde insanoğlunun da sonunun geleceği kesin.
Evet, şüphesiz muhteşem Lucretius'un ölümsüz dizeleri de hepimizle birlikte dünya yüzünden kalkar o gün!
Bunun meteor vs'den çok, kendi elimizden çıkan bir toplu imha silahıyla gerçekleşmesi kuvvetli bir ihtimal. Ve bak sana söyleyeyim, bunun ticaretini bu meret çeteler yapar. Hiç hissettirmeden hem de...
Bak, son iki yüz yılın gerçeği de, ne dersen de... Hadiseyi sana istatistikleriyle anlatayım. Bu hafta hepimiz, yüzlercemiz, yerel, eyalet ya da federal düzeyde bütün kanun birimleri bölgelerinde yığınla adamı tutukladık. Tutuklananların sayısı yüz yirmi beş civarında. Hepsi mafya üyesi. Bunlara giydireceğimiz hükümler kara para aklamaktan başlayıp cinayete kadar varıyor; geniş bir büfe var önümüzde.
Şefinin bu yöndeki başarısını küçümseyemezsin!
Mafya operasyonlarının hiçbiri birbirine benzemez. Hani kar tanecikleri gibidir, o bakıma avukatları da bunu bilir ve müvekkillerine geçmişteki örneklerin gelecektekileri garantilemeyeceğini söyler. Yine de biz, hafızamızı fazla zorlamadan, şu geçenlerde tarihin en büyük mafya operasyonu adını verdiğimiz girişimimizin sonuçlarına bir bakalım. Sana abartmadan şefinin büyüklüğünü göstermiş olurum. Artık açıklamaya gerek var mı? Mafyaya bir gün içinde girişilen en büyük tutuklama harekâtı olarak tarihe geçiyor. Evet ve Şefin sayesinde.
Neden hâlâ hayatta bu meret? Bunca mücadele boşuna mı verildi? Bunca can boşuna mı yandı? Bizim kökümüze fitil koymaya mı niyetli bu meret? Yani bizim kamuyu korumaktan aciz olduğumuzu mu göstermeye niyetli?
Nasıl bir ahtapot ile uğraşıyoruz, biliyorsun!
New York beşibiryerdesi, Bonanno, Colombo, Gambino, Genovese ve Luchese! Bir de New Jersey'deki uydu DeCavalcantes'i ekleyelim. Şef Keskin in liderliği sayesinde Federal Soruşturma Bürosu ve New York polisi mafyayı en kuvvetle var olduğu yerde çökerttiklerini söyleme cesaretine sahip. Yani eğer bir şey başarıl-dıysa bu başarıda sorumluluğun büyük kısmı Şefindir.
Hem de mafya peşindeki ajanların çoğunun başımıza gelen yeni felaketlerle yeni mücadele birimlerine kaydırıldıkları bir dönemdeyiz, biliyorsun. O sebeple, kadro azalmasına rağmen bir günde tarihin en büyük tutuklama operasyonu gerçekleştirildi. Dedektif Kaos de istersen! Fakat bu bir liderlik meseledir.
Hani mafya sendikalardan, çöp, giyim ya da inşaat sektöründen, limanlardan temizlendirdi.
Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

Öykünmece

Öykünmece, Feyza Hepçilingirler tarafından yazılmıştır. http://kitapgalerisi.com'da % 30 İndirim ve aynı gün kargoya teslim avantajıyla alabilirsiniz. |  Everest Yayınları, Öykü, 9786051417127, 159 Sayfa, Mart/2014
Kitabın 102. ve 103. sayfalarından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.


"Kulaklarını tıka. Bana inan! İyi bir şeyler oluyor." dedi köprüye. Oysa tünel işini çoktan bitirmiş yatmaya gidiyordu. Sarı kanatlı bir ırmaktan üstüne dünler sıçradığını fark etmemişti.
Bunu anlayınca padişah babasına çıkıp kırlangıçları şikâyet etti. Kendisine çok hoş bir sürpriz hazırlanmakta olduğunu bile anlamayacak kadar cesurdu. Ona düşen tek şey, yaprakların dökülmesini beklemekti.
Öğleden sonra merdivenin dibine kadar yuvarlandığında aklına geldi. Artık bu tenden kurtulabilirdi. Yılanın elbise değiştirmesi gibi soyundu derisinden, yeni bir kuyruk edindi. Kadınlık kokusu sürülüp güneşe bırakılmış kafaların iki üç boy küçüldüğünü elbette biliyordu; çünkü bu, kurumuş kafa elde etmenin en bilinen yoluydu.
Kolbaşının kır atı şahlanmıyor, her zamanki gibi hapşırıyor-
du yine. Aygaz müziğine bu yüzden aldırmadı. Düpedüz şemsiye tutuyordu ve Teşvikiye sırtlarına bulutlar indirmeyi sürdürmekte kararlıydı. Unutulmaz "Gece ve Buğu" şiirinde Charles Rimbaud böyle diyordu. Kurtların dişlerinin yalancılıklarına ya da yaratıcılıklarına göre parladıklarını anlamıştı; ama çok parlamanın çok yaratıcılığı, az parlamanın az yaratıcılığı gösterip göstermediğinden emin değildi. Belki de çok ışık, yeterli derecede uyuduklarını gösteriyordu. Daha fazla sarkmasın diye lordun yüzüne, daha sonra çene adı verilecek bir düğüm atması gerektiğini bu sırada kavradı.
Marketin dar sokağına açılan garda toplanmış bekleşen deniz kaplumbağalarının kırmızı bir gölde kaybolan namuslarının - aslında kendilerinin değil, oğlan kardeşlerinin namusuydu; ama onlar için fark etmiyordu - peşinde olduklarını anlaması uzun sürmedi, "iyiyim." demeyip yalnızca teşekkür edeceklerini anladığı için hatırlarını sormadı. Birkaçı sorulmamış hatırları toplayıp giderken ötekiler kapıyı kırıp iskeleye girme kararı aldı. Ne de olsa günlerden ekimdi ve fabrikanın bu akşam da geç açılacağı önceden bildirilmişti.
"Şu anda sayfayı bağlıyoruz. Rica etsek eşinizin ağzından bir açıklama yapar mıydınız?" diyen sayfa sekreterine, "Eşim bu konuda şöyle der," dedi. "Geçmişin izinde ilerleyen..." Açıklamasını tamamlamadı; çünkü o sırada izin kaçmakta olduğunu fark etmişti. Arkasından yetişip ona kuyruk sokumu meselesini hatırlatmayı görev bildi.
Delikanlının biri, elinde bir kalburla geçiyordu; göz göre göre ellerini çaldılar çocuğun. Bunun üzerine yas ilan edildi. Yağmura hazırlıksız yakalandığı için yüzünün derisi çekmeye başlamıştı. Ateşe tutulmuş bir yaprak gibi buruştu, sertleşti. Alttan gelen taze yüz, göz çukurlarının birinden fışkırırken eski yüz kara bir böcek kabuğu gibi döküldü.
Kocalarının başına bir şey geldiğinde kendi kadersizlİkleri-ne ağlayan kadınlar, meydanda toplanmış ağlıyorlardı, içlerinden birinin kocasını, şehrin bulvarlarına şehriye düştüğü günden beri tanıyordu. O gün de böyle, işlek bir zulüm dökülmekteydi asfalta, bu yüzden her yer kaygandı. Zenci olmaktansa şişman, kısa boylu, kel bir beyaz olmayı isteyip istemediğini sormuştu şişman, kısa boylu, kel bir beyaz olan adama.
Eğilmeden dizlerini kaşıyacak kadar uzun kolları olan başka bir adam, ustasına öğretmek için ezberlediği sözü oracıkta söyleyiverdi: "Üstüne vazife olmayan işi öğrenme! O iş, vazifen olur
sonra."
Büyük bir gerçek kırıldığı içindeydi prenses; buna rağmen az kullanılmış bir jeton bulma umudunu hiç yitirmediğine göre sarayın bahçesine dönebilirdi.
Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

Selahaddin Eyyubi Ve Haşhaşiler

Selahaddin Eyyubi Ve Haşhaşiler, Corci Zeydan tarafından yazılmıştır. http://kitapgalerisi.com'da % 30 İndirim ve aynı gün kargoya teslim avantajıyla alabilirsiniz. | Kapı Yayınları, Roman, 9786055107437, 382 Sayfa, Mart/2014
Kitabın 236. ve 237. sayfalarından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.
O esnada Seyyidetülmelik yatağından kalkmış mürebbiyesini çağırmak üzereydi. Mürebbiye güler yüz ile yanına girince güzel bir haber getirdiğine hükmederek yüreği çarpmaya başladı. "İnşallah iyi bir haberin var." dedi. Mürebbiye gülerek cevap verdi: "Pek hayırlı bir haber. Sultan Selahaddin sizinle görüşmek için geliyor." Seyyidetülmelik'in bu ani haberden yanakları pembeleşerek "Bu görüşmeyi kendi kendiliğinden mi istedi?" diye sordu.
"Evet, hanımcığım! İhtimal ki sizi memnun edecek bir diyeceği var. Kalkınız, kıyafetlerinizi giyiniz."
Seyyidetülmelik hemen kalktı. Giyinmeye başladı. Mürebbiye ona yardım etti. Gayet sade bir kıyafet giydi. Saçlarını düzeltti. Yüzüne bir yaşmak koydu. Dizleri titrediği hâlde kabul salonuna gitti.
Biraz sonra konakta ayak sesi işitildi. Karakuş yanlarına girerek "Sultan geliyor." diye haber verdi.
Seyyidetülmelik onu karşılamaya hazırlandı. Birkaç saniye geçmeden Selahaddin içeri girerek büyük bir nezaketle selam verdi. Seyyidetülmelik ayağa kalkmak istedi. Selahaddin tebessüm ederek oturmasını işaret etti.
"Hemşire oturunuz. Mısır'ın haricindeydim. Onun için ziyaretinizde bulunamadım. Nasılsınız? İnşallah iyi bir hâldesiniz."
Seyyidetülmelik, Selahaddin'in kendisine hemşire diye hitap ettiğini işitince büyük bir rahatlama ve memnuniyet duydu.
"Hamdolsun, iyiyim. Hakkımdaki himaye ve saygınızın minnettarıyım."
Selahaddin, Seyyidetülmelik'in karşısındaki sedirin üzerine oturdu. Karakuş'a da oturmasını işaret etti. Mürebbiye ayakta duruyordu. Selahaddin, Seyyidetülmelik'e hitap ederek "Sizin istirahatiniz için hiçbir şeyin eksik edilmemesini adamlarıma emrediyorum. Bir eksiğiniz yoktur zannederim." dedi.
"Hiçbir eksiğim yoktur. Üstat Bahaeddin bu yolda hiçbir kusurda bulunmaz. Allah ondan razı olsun. Sultan Hazretlerinin bana hemşire demesi de beni cidden bahtiyar ediyor."
"Eğer bu kardeşlikten memnun oluyorsanız o hâlde yüzünüze yaşmak koymanıza lüzum yoktur."
Seyyidetülmelik bu yeni devletin sahiplerinin mert ve namuslu adamlar olduklarına kanaat getirmişti. Yüzündeki yaşmağı aşağıya çekti.
"Pek doğrudur." dedi. Utancından yere bakmaya başladı.
Selahaddin Seyyidetülmelik'in yüzünden zayıflamış olduğunu anladı.
Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap