ölümün sesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ölümün sesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Ocak 2014 Salı

Ölümün Sesi

Ölümün Sesi, Sir Arthur Conan Doyle tarafından yazılmıştır. http://kitapgalerisi.com'da %20 İndirim ve aynı gün kargoya teslim avantajıyla alabilirsiniz. | Tutku Yayınları, Polisiye Roman, 9786054308798, 381 Sayfa, Temmuz/2012


Kitabın 212. ve 213. sayfalarından  tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.

Bu sırada büyük bir köşkün önünde durmuştuk. Kâhya arabamızı götürmek için hemen yanımızda bitivermişti. Ben de bu sırada Holmes'un peşi sıra çakıl yolu takip ederek eve doğru yürümeye başlamıştım. Köşkün kapısı, biz yanına vardığımızda usulca açılıverdi. Karşımızda şimdi boyun ve bilek kısımları pembe şifonlarla bezenmiş muslin elbiseli, sarışın ve biraz kısa boylu bir kadın duruyordu.
Vücudu biraz öne doğru eğilmiş vaziyette, bir elini kapıda tutarken diğerini kararsız bir şekilde havada tutuyordu. Bu sırada merakı gözlerinden okunabiliyordu. Hemen konuya girdi:
"Bir gelişme var mı?" diye söze soruyla başlarken iki kişi olduğumuzu görünce nezaketen sevindiğini belli ederek, derin bir iç çekti.
"İyi bir haber getirmiş olabilir misiniz?" "Hayır."
"O zaman kötü bir haber getirdiniz?" "Hayır."
"En azından buna sevinebiliriz. Lütfen içeri girin, kapıda kaldınız. Uzun ve yorucu bir günün ardından dinlenmeniz gerekiyor."
"Dostum Watson'ı sizinle tanıştırmama izin verin. Birçok olayda beraberdik ve kendisinin bana çok yardımı dokunmuştur. Tesadüfen onunla karşılaşınca bize yardımı dokunacağını düşünerek, kendisini buraya davet ettim."
"Çok memnun oldum Bay Watson." dedi, içtenlikle elimi sıkarken. Bu ani ziyaretinizde bir eksiğimiz olursa lütfen bizi bağışlayın."
"Bayan Clair, eski bir asker olduğum için böylesi durumlara alışkın olduğumu ifade etmek isterim. Burada size ve dostum Holmes'a yardımcı olabilirsem, ne mutlu bana."
"Bay Holmes" dedi kadın, akşam yemeği hazırlanmış olan yemek odasına girdiğimizde, "Size bazı şeyler soracağım. Ama rica ederim bana samimi cevaplar verin."
"Bundan kuşkunuz olmasın hanımefendi."
"Duygusal olarak nasıl tepki vereceğime takılmayın lütfen. Hiçbir koşul altında krize de girmeyeceğim, bayılacak da değilim. Her şeyi bana olduğu gibi söyleyin."
"Emin olabilirsiniz."
"Bay Neville'in yaşadığına inanıyor musunuz?"
Fazlasıyla net bir soruydu. Holmes biraz sıkılır gibi olmuştu.
Kadın bir kez daha hatırlatma ihtiyacı hissederek;
"Sizden dürüst bir cevap bekliyorum." dedi merakla beklerken.
"Peki... Size karşı açık konuşacağım: İnanmıyorum!
"Ölmüş olduğuna mı inanıyorsunuz peki?"
"Evet."
"Öldürülmüş olma ihtimali var mı?"
"Bunu kastetmedim. Bilemiyorum... Olabilir de olmayabilir de..."
"Hangi gün ölmüş olabilir sizce?"
"Pazartesi."
"Bay Holmes, ondan bugün bir mektup aldım!"
Bu beklemediği bir gelişmeydi. Holmes, ani bir hareketle yerinden sıçradı.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

13 Haziran 2013 Perşembe

Arne Dahl - Ölümün Sesi | Kitaptan okuma parçası

# Arne Dahl - Ölümün Sesi | Kitaptan okuma parçası #

Avrupa polisiyesinin parlayan yıldızı Arne Dahl'ın Ölümün Sesi kitabı çok ses getirdi, çok beğenildi. Yazarın on kitap süren Intercrime serisi tüm dünyada 2,5 milyon adet sattı, ilk kitap Ölümün Sesi beyaz perdeye de aktarıldı. Ölümün Sesi'nden tadımlık bir okuma parçası sunuyoruz...

                   

- 1 -

Kışa sızmaya çalışan bir şey vardı.

Ne olduğunu çıkaramıyordu, ama bir şey vardı. Belki tatlı bir esinti, yoğun gri bulutların ortasından yayılan bir tutam ışık ya da muhtemelen tüm kış boyunca özel park yerini -üstünde hâlâ adı yazılı park yerini- çevreleyen su birikintisine bastığında çıkan çıtırtının yerini alan şıpırtı.

Bir an durdu ve gözlerini kısarak sabah gökyüzünü kaplayan bulutlara baktı. Gökyüzü her zamanki gibiydi, bulut örtüsü sahil şeridinin üzerinde bir koruma kalkanı gibi sallanıyor, onu dostça selamlıyordu.

Her zamanki sessizlik.

Az ötede sükûnet içinde küçük kasaba vardı; tek yaşam belirtisi evlerin bacalarından çıkan ince dumanlardı. Kayın baştankarasının hiç durmayan ötüşlerini duyup saçakların hemen altındaki yuvasından başını uzattığını gördü. Sonra otomobilini kilitledi ve çalışanların kullandığı küçük, gösterişsiz kapıya doğru birkaç metrelik mesafeyi yürüdü. Daha da gösterişsiz anahtar demetini çıkarıp üç kilidi teker teker açtı.

Bankanın içi sıradan bir pazartesi gibi kokuyordu, hafta sonu kapalı kaldığı için biraz havasızdı, ama Lisbet birazdan, her zamanki gibi ikinci olarak geldiğinde, içeriyi havalandırır, odayı neşeli gevezelikleriyle doldururdu.

Kendisi işe hep ilk gelen olurdu; rutin buydu.

Her şey tam olarak her zamanki gibiydi.

Kendisine de bunu defalarca söyledi: Her şey tam olarak her zamanki gibi.

Bunu biraz daha tekrarlamış olabilirdi.

Kendisine ait banka bölmesine giderek çekmeceyi açtı. Dikdörtgen biçiminde altın yaldızlı bir kutu çıkarıp uzun, sivri uçlu dart oklarından birinin dikkatle elinde tarttı; kendi özel silahı.

Bir dart okunun nasıl olması gerektiğini çok fazla insan bilmez, oyunu oynayanlardan bile bilmeyenler vardır. Kendi oklarının boyu uzundu, on iki santimetre olacak şekilde özel olarak tasarlanmışlardı ve bunun neredeyse yedi santimetresi rakiplerini her seferinde şaşırtan uzun bir uçla kısacık, diken gibi apareylerden oluşuyordu.

Üç ok aldı, bölme duvarının yanından geçip büroya girdi. Orada bir hedef tahtası vardı. Yere hiç bakmadan ayak parmaklarının ucuna basarak hedeften tamı tamamına 4,4 metre uzaklıktaki küçük siyah atış çizgisinde yerini aldı ve üç oku da eşit aralıklarla fırlattı. Üçü de geniş 1 halkasının içine saplandı. Henüz ısınma turuydu bu üstelik.

Tüm oklar gitmesi gereken yere varmıştı.

Her şey olması gerektiği gibiydi.

Ellerini kavuşturup hafif bir çıtırtı sesi çıkarana kadar önüne uzattı, sonra birkaç saniye parmaklarını havada salladı. Ceket cebinden anahtar demetini tekrar çıkardı, bölme duvarından bankanın halka açık kısmına geçti, kasanın yanına gidip kilidi açtı. Kasa kapısı boğuk bir gıcırtıyla ağır ağır açıldı.

Kapıdan çıkan ses, her zamanki gibiydi.

Bölmesine kalın para desteleriyle dolu bir kutu götürüp paraları masasının üzerine yaydı. Her zaman yaptığı gibi paraları şöyle bir inceledi.

---

Arne Dahl - Ölümün Sesi | Doğan Kitap, Polisiye, Çeviren Şen Süer, 368 sayfa, Mayıs 2013.

Bu alıntı tanıtım amaçlı yapılmıştır.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

20 Mayıs 2013 Pazartesi

İsveç'ten gelen polisiye rüzgârları: Arne Dahl - Ölümün Sesi

# İsveç'ten gelen polisiye rüzgârları: Arne Dahl - Ölümün Sesi #

Arne Dahl'ın yazmış olduğu ve Türkçeye çevrilen ilk kitabı olma özelliğini taşıyan Ölümün Sesi, İsveç polisiye edebiyatını tüm dünyaya duyuran Stieg Larsson'ın başarısını akla getiriyor ister istemez.

                   

Doğan Kitap son dönem yayımladığı polisiye - macera kitaplarıyla yayın politikasını kuzey ülkeleriyle sağlamlaştırmaya devam ediyor.

2012'de Hollanda'dan Herman Koch'un Akşam Yemeği adlı müthiş romanını yayımlayan Doğan Kitap, geçen aylarda da tüm dünyada polisiye edebiyatın fenomenlerinden biri haline gelen Jo Nesbo'nun Nemesis romanını yayımlamıştı. Bunun da ardından hız kesmeden devam eden Doğan Kitap, İskandinav polisiyesinin kraliçesi Camilla Lackberg'den yine birinci sınıf bir polisiye olan Vaiz'i okurlarla buluşturmuştu.

Türün meraklıları bayram etmeye devam edebilir. Sebebi açık: Arne Dahl'ın Ölümün Sesi romanı geliyor bu sefer de!

Arne Dahl'ın Ölümün Sesi romanı da, tıpkı Jo Nesbo'nun Nemesis'i gibi bir banka soygunuyla başlıyor. Devamı kitapta...

Arne Dahl - Ölümün Sesi tanıtım bülteni:

1990'ların ortaları.

İsveç'te yaşanan büyük ekonomik krizin ardından, binlerce kişinin işten atılması ya da iflas etmesinin üzerinden çok zaman geçmemiştir.

Bir seri katil, İsveç'li zengin işadamlarını kendi evlerinde, iki el ateşle öldürmeye başlar. Duvara saplanan kurşunlar işin içinde Rus mafyasının olduğu şüphesini uyandırır... Başka bir ipucu da yoktur; katil bir evden alelacele çıkıp geride bir caz müziği kaseti bırakana kadar...

Bu zorlu cinayet vakalarını çözmek için İsveç'in çeşitli bölgelerinden, birbirinden yetenekli altı polis memurundan oluşan, özel bir polis gücü toplanır.

Cinayetlerin arasındaki bağlantıyı araştıran A Takımı katili bulmak için müthiş bir takibe koyulacaktır.

Arne Dahl - Ölümün Sesi | Doğan Kitap, Polisiye, Çev. Şen Süer, 368 sayfa, Mayıs 2013.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap