Kör Ayna Kitabı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kör Ayna Kitabı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Mart 2014 Pazartesi

Kör Ayna

Kör Ayna, Joesph Roth  tarafından yazılmıştır.http://kitapgalerisi.com'da %20 İndirim ve aynı gün kargoya teslim avantajıyla alabilirsiniz. |  Can Yayınları, Roman, 9789750719325, 405 Sayfa, Şubat/2014

Kitabın 250. ve 251. sayfalarından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.

Solovienkî adı çok iyi aklında kalmıştı. Daha doğrusu kafasında iyice yer etmişti. Bu ad şimdi ona çok yakındı.
Valevski'lerin çiftliğini bulmak pek zor olmadı. So-lovienki, Kiev'in üç kilometre güneyindeydi. Fallmera-yer çok heyecanlandı, yüreği sıkışır gibi oldu. Bir an İçin onu cepheye, oradan da buralara getirmiş olan alın yazısına sonsuz teşekkür borçlu olduğunu hissetti. Fakat hemen ardından şimdi onu bekleyenlerden de korkmadı değil. Cephe, savaş, ani hücumlar, yaralanma, ölümle göz göze gelme; bütün bunlar artık çok geride kalmıştı, kendisini bekleyenlerin yanında soluk birer anıydı geçmişte yaşadıkları. Geride bıraktıklarına o kadınla karşılaşmaya olan hazırlıklar gözüyle baktı. Fakat böyle bir şeye gerçekten hazır mıydı? Hem o kadın şimdi evinde miydi? Belki de düşman ordularının topraklarına girdiğini duyunca daha güvenilir bir yöreye kaçmıştı? Evdeyse acaba kocası da yanında mıydı? Her ne olursa olsun, mutlaka oraya gitmeli, ne olduğunu görmeliydi!
Fallmerayer atları arabasına koşturdu ve yola çıktı.
Bir mayıs sabahıydı, ortalık yeni aydınlanıyordu. Çiçekler açan çayırlardan, virajlı, toprak köy yollarından, hiç insansız arazilerden geçtiler. Talim yapan askerlere rastladılar. Gök kubbesinin altında tarlakuşlarının şakımasını dinlediler, çam dolu korulardan, ışıldayan kayın ağaçlarının arasından geçip yollarına devam ettiler. Sabah esintisinin uzaklardaki barakalardan taşıdığı asker şarkılarını dinlediler. Fallmerayer bir an çocukluğunu anımsadı, doğduğu toprakların doğasını gözünün önüne getirdi. Doğup büyüdüğü yer, savaş çıkana kadar görev yapmış olduğu tren istasyonuna yakın bir yöredeydi. Babası da demiryollarında görev yapmıştı. Ancak ondan daha aşağıda bir görevde bulunmuştu, depo sorumlu-suydu. Fallmerayer'in tüm yaşamı demiryollarının gürültüsü ve kokulan arasında geçmişti. Ancak o bir doğa çocuğu da olmuştu. Lokomotif düdükleri kuşların coşkulu şarkılarına karışmıştı. Taş kömüründen yükselen ağır koku, çiçekler açan çayırların kokusuna sinmişti. Trenlerin peşinden giden grimsi dumanlar tepelerin üzerinde duran mavi beyaz bulutlarla bir araya gelmiş, ruhunda hoş bir hüzün, sonsuz bir özlem uyandırmıştı. Nasıl da değişik bir dünyaydı buralar; hem hüzün hem de coşku doluydu her yer, hafif inen yamaçlarda tek tük leylaklar açmıştı; burada güzel boyalı tahta çitlerin arasından mor salkımlar yükselmiyordu. Geniş damlan sazla örtülü kulübemsi, alçak köy evleri, göz alabildiğine uzanan bir doğada kaybolmuş, tepelerin arasına sığınmış küçük köyler. Birbirine komşu İki ülke nasıl da birbirinden farklıydı! Acaba bura İnsanları da farklı mıydı? Acaba o beni anlayacak mı? Bunları düşünmeden edemedi Fallmerayer. Acaba o beni anlayacak mı? Valevski ailesinin çiftliğine yaklaştıkça kafasını dolduran bu gibi sorular yüreğini daha çok sıkıştırdı. Yaklaştıkça, kadına orada rastladığından daha da çok emin oldu. Onları birbirinden sadece birkaç dakikanın ayırdığına iyice inanmaya başladı. Evet, Kontes Valevska evdeydi!
İki yanı kayın ağaçlan dikili dar bir toprak yol, çiftlik evine doğru yükseliyordu. Fallmerayer hemen arabadan aşağı atladı ve süreyi biraz uzatmak için yürüyerek yoluna devam etti. Az sonra yaşlıca bir bahçıvan yanına yaklaştı ve ne arzu ettiğini sordu. Fallmerayer de Kontes'i görmek istediğini söyledi. Bahçıvan hemen haber vereceğini söyleyip uzaklaştı. Az sonra tekrar yanına geldi ve saygıdeğer Kontes'in kendisini beklediğini belirtti.
Kontes Valevska karşısında duran Fallmerayer'i tabii hemen tanıyamadı.

7 Şubat 2014 Cuma

Kör Ayna

Kör Ayna, Joseph Roth  tarafından yazılmıştır.http://kitapgalerisi.com'da %20 İndirim ve aynı gün kargoya teslim avantajıyla alabilirsiniz. |  Can Yayınları, Öykü, 9789750719325, 405 Sayfa, Ocak/2014


Kitabın 288. ve 289. sayfalarından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.


"Ve sonra savaş başladı.
Dostumu yedek üsteğmen olarak bir hafif süvari alayına verdiler. Rus sınırında konuşlandırılmış alayındaki görevine, savaşın hemen ilk günlerinde başlaması gerekti. Gwendolin, kentimizde yaşayan annesi ile babasının yanına yerleşti. Dostum, karısıyla yollamış olduğu mektubunda benden, bu yıl kaplıcadaki görevime giderken onu da yanıma almamı ve kendisine 'göz kulak olmamı' -tam olarak böyle yazıyordu- rica ediyordu.
Sizin de bildiğiniz gibi o yıllarda insanlar cepheye birkaç aylığına yollandıklarını sanıyordu. Ben ise bunun çok daha uzun, belki de birkaç yıl süreceğini tahmin ediyordum. Karısına 'göz kulak olmayı' pek beceremeyeceğimden de emindim. Fakat yine de dostumun benden istediğini yerine getirdim ve kaplıcadaki görevime giderken karısını da beraberimde götürdüm.
Fakat ne yazık ki aradan daha birkaç hafta geçmeden cephe doktoru olmak üzere çağrı aldım. Bunun üzerine de dostumun karısı Gwendolin'i, askere çağrılmayan -kamburu vardı- bir meslektaşımın 'koruması altına' bırakmak zorunda kaldım.
Cepheden geri dönmem tam iki yıl sürdü. Orada son olarak tifo hastalarının yattığı bir hastanede görev yapmış ve aynı hastalığa yakalanmıştım. Sabahları üniformam üzerimde hasta askerleri, öğleden sonra da kocaları cephede olan hasta kadınları muayene etmeye başladım. O yıllar kentteki yalnız kadınlar için çok uygun bir süreçti. Dostumun karısının odasından çıkarken gördüğüm avukat Lakatos, kaplıcaya tedaviye yollanmış Bosnalı, Hersekli, Hırvat, Sloven köylüsü askerlerin yanında cılız bir yetim çocuktu. Özellikle sağlığına kavuşmak isteyen kadınların geldiği kaplıcamız, en büyük başarıya, büyük salonunda iyileşmek isteyen cesur savaşçıların sıra sıra oturduğu savaş yıllarında erişmiştir.
Dostumun  karısı  Gwendolin  de  tabii  oradaydı... Aradan geçen yıllarda anavatanı düşman İngiltere'yi, kökenlerini unutmuş gibiydi. Avusturya-Macaristan ordu-sundaki çok renkli erkekler yelpazesi İngiltere'ye olan bütün duygularını söndürmüş olacaktı. Gwendolin artık Avusturyalı bir vatansever oluvermişti! Buna hiç şaşırmadım, ne de olsa kadınların davranışlarını sevgileri belirler. Savaşın bitmesiyle dostum kentine geri döndü. Eskisi gibi hâlâ âşıktı ve âşık her erkek gibi karısının ona hep sadık kalmış olduğuna kesinlikle inanmaktaydı. Karısı Gwendolin'in savaşın bitmiş olmasına çok öfkelendiğini söylememe gerek yok sanırım. Belki de kocasının dönmüş olmasına da kızmıştı. Fakat onu karşısında görür görmez savaş yıllarında öğrendiği ustalıkla boynuna sarıldı. Dostum ise bunu doğal olarak karısının o andaki heyecanı ve sevgisine yordu.
Artık Avusturya-Macaristan Monarşisi yoktu. Dostum isteseydi küçülmüş ve değişmiş Avusturya'nın bir diplomatı olarak yaşamını sürdürebilirdi (çünkü aslına bakılırsa o, tutkulu bir diplomattı), fakat o mesleğinden istifa etti. Ne de olsa yeterince parası vardı. Karısının ailesi de varlıklıydı. O günden sonra bütün günlerini karısı Gwendolin'e ayırmaya karar verdi."
Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap