Kadere Karşı Koy A.Ş. Alev Alatlı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kadere Karşı Koy A.Ş. Alev Alatlı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Kasım 2013 Salı

Kadere Karşı Koy A.Ş.

Kadere Karşı Koy A.Ş., Alev Alatlı tarafından yazılmıştır. http://kitapgalerisi.com'da %30 İndirim ve aynı gün kargoya teslim avantajıyla alabilirsiniz. | Everest Yayınları, Roman, 9789752893825, 306 Sayfa, Mart/2013

Kitabın 2. ve 3.sayfalarından  tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.


Şimdi, Figen, Şehvar'ın mutfağına çok emek vermişti, anlıyor musunuz? Tasarlayan, malzemeyi ithal eden, günlerce ustaların tepesinde bir başına dikilip ("Aristokrat karı, kıçını kıpırt-madı, ayol!") yerleştiren oydu. Hor kullanıldığını düşündüğü için haklı olarak kızıyordu.
"Bir daha sana bir iş yaparsam, iki olsun!"
"Aaaa! Üstüme varma, Figoş!"
Figen, "Ne halin varsa gör!" dedi, ama içi rahat etmedi. Bunu, oklava her yuvarlandığında belli belirsiz irkilmesinden anlıyordum. Çok titizdir. Evinde de, işinde de çok titizdir. Yüksek mimardır. İstanbul'da sayısı bir elin beş parmağını geçmeyen hazır mutfak ithalatçısı şirketlerden birisi de onundur. Bu şehirde "benim" diyen bir zengin yoktur ki, Figen'in "minimum 20.000 DM, 100.000 DM'ye kadar yolu var" Alman mutfaklarından birisine sahip olmasın. Mesela, Cem Boyner.
Boyner'in mutfağı, Wellmann GMBH'nin "Tielsa" serisinden olup, beyaz lakedir. Anladığım kadarıyla da bu seri, avant-garde "Bulthauph" ya da "Poggenpohl'" markalarından sonra gelir ama yine de muhteşemdir, bir sanat eseridir hatta anıt mutfaktır! "Home Decoration" olsun, "Fame" olsun, Figen'in mutfaklarına sayfalarında yer verebilmek için yarışırlar. Fiyatları benim ölçülerime göre inanılmazdır ya, bunların önünde poz veren klas insanlar da bana göre inanılmazdırlar. Ama siz bana bakmamaksınız. Hanife Abla'ya da bakmamaksınız, çünkü o da Poggenpohl kadınlarının yemek pişirrneyeceklerini iddia eder, onca masrafın kendisi gibi "köylü karılar içinde dolma sarsın," diye yapılmış olmasına hayıflanır.
"Sen ne diyorsun, anam, Ulus'ta benim müşterim var. Mutfakta bir ahçı kadın, bir de hizmetçi var. Karı haftada bir de beni alıyor, camları sildirmek için!"
Figen, Hanife Abla'nın kayıtsızlığı ürünlerinin büyüsünden eksiltecekmiş gibisinden endişelenir.
"Sus, Hanifa'nım, sus, maşallah de! Kadınlar benim mutfakların reklamını yapıyorlar!"
"Eh, ucunda sana bir şey varsa, o zaman bir şey demem."
İçten olduğu kuşkusuzdur. İyi olalım diye gözümüzün içine bakar.
Dediğim gibi, işte o gün, bu Hanife Abla elindeki oklavayı masanın üzerine bıraktı. Bir yandan eteğini tutan çengelli iğneyi kapatmaya çakşırken -bayramı seyranı bahane edip aldığımız onca giysiden birisini bir gün olsun üstünde görelim, değil mi? Hayır, ille de yerbezi olmaya çeyrek kalanı giyecek!- bir yandan da aynen böyle dedi:
"Dünyanın götüne parmak atmış karılarsınız, maşallah! Boş-veriiin, işiniz gücünüz mü yok!"
Gözünü masadan ayırmadığından olsa gerek, Hanife Abla'nın ne demek istediğini ilk kavrayan da Figen'di. Su şırıltısı gibi bir kahkaha attı.
"Di mi, ama Hanife Abla! Söyle, bari sen söyle!"
"Öyle ya, anam! Siz benim gibi misiniz? Bak, işte, bayramdan bu yana benim herif benimle konuşmuyor. Yemek de yimi-yor. Niydim? Yimesin, konuşmasın."
Kendinden bir hayli genç biriyle, ikinci kocası, evli olduğunu, adamın işsiz olup habire hır çıkardığını bilirdik. Sırılsıklam âşık olduğunu da bilirdik. Bu bakımdan, umursamaz tavrını ben şahsen inandırıcı bulmadım.
"Ne oldu, yine?"
"Aman, de bırak gitsin! İrfan'ın düğününde geline bilezik taktım diye gücenmiş. Neden ona sormamışık! Maksat o değil, gelini istemiyor, biliyon mu? Şimdi, artık odasından hiç çıkmıyor."
Hanife Abla, haftada bir gün de Berrin'e giderdi. O da ilgilendi,
"Hayrola?!"
"Ayol, bize içerledi kadın!" diye açıkladı Figen, kıkır kıkır, "Haklı vallaha! Uğraştığımız şeye bak!"
Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap