artemis etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
artemis etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Eylül 2013 Perşembe

Nerdesin Aşkım?


Nerdesin Aşkım? Arzum Uzun Tarafından yazılmıştır.  http://kitapgalerisi.com'da %30 İndirim ve aynı gün kargoya teslim avantajıyla alabilirsiniz. | Artemis Yayınları, Roman, 9786051423531, 400 Sayfa, Eylül / 2013





Kitabın 1.2. ve 3. sayfaları yazılmıştır. Tanıtım amaçlıdır.

"Ekekler ve kadınlar hakkında bilmeniz gereken tek şey, kadınların deli,erkeklerin aptal 
olduğudur. Ve kadınların deli olmasının temel nedeni, erkeklerin aptal olmasıdır." GEORGE CARLIN


COCO'NUN   AYAK   BİLEKLERİMİ   ISIRMASIYLA   GÜNE   BAŞLA-
dığımda saat, takriben, kuşların bokunu henüz yemediği o dakikaları göstermekteydi. Kendimi eziyet yatağımdan kurtarıp güçbela kanepeye atışımın üzerinden uzun zaman geçmemişti. Sol ayağımla bir iki tekme savurup mendebur ve bir o kadar da gıcık ex-sokak hayvanatını kendimden uzaklaştırmaya çalışmadım değil. Yapamadım!

Büyük bir güçle sivri dişlerini zavallı bileklerime geçirip bana, eve aldığım şeyler konusunda ne çok yanlış yaptığımı hatırlatmak istercesine, ısırdıkça ısırdı, pislik!

Kendi karnını doyuramayan. kendini yeterince sevmeyi bile beceremeyen biriydim. Kedi beslemek neyimeydi benim? İnsan kendi doğasının yüceliğine ve yapabileceklerine o kadar çok güveniyor ki bazen, hemen bir sonraki adımda da aynı şiddetle çuvallıyor. Umur dünyası işte! Karşımdaki de dört ayaklı kanıtı Coco! Coco kedi adı olarak zaten saçmayken, erkek bir kedinin adı olarak ultra saçmaydı. Bense o kadar akıllı ve şuurlu bir insandım ki, sokaktan sırf o cici vicdanım ve Cem'in o gün de bugünkü kadar çekici görünen memeleri yüzünden aldığım bir kedinin tacizlerine her sabah kurban gidiyordum! Hayatımdaki her şey inatla rahatsız ediciydi. Bir tür çile dolduruyordum, kaderimi dürteyim!
Son bir tekmeyle Coco'yu bertaraf ettikten sonra biraz daha uyumayı denedim, beceremedim. Nihayetinde büyük bir öfkeyle yerimden kalkıp mutfağa geçtim ve su ısıtıcısını çalıştırdım. Coco Bey'i mamaladım. En azından berbat bir  kahve içerek ve gülümseyerek güne merhaba diyebilirdim, değil mi? Tamam, Gülben Ergen'in, arkasına saklandığı acı dolu gülümsemelerinden biri olmazdı bu. Saba Tümer'in ağlamamak için attığı kahkahalarından biri de. Ama kesinlikle işe yarayabilirdi.

Mamayı gören Coco, anında cilvelenmeye başladı. Bu kadar basitti, değil mi? Bir avuç rüşvetle, dünyadaki her şeyin sevgisini satın alabilir, sonra da seni sevdiğini düşünerek avunabilirdin. Mesela söz konusu insanlar olduğunda ilgini ve özverini verirdin onlara, sonra da seni çok sevdiklerine inanarak ayn, salaklıkla devam ederdin hayatına. 

Görünen o ki, öyleydi!
Kahveyi fincana koyup bir Lucky yaktıktan sonra sevmek sevilmek üzerine tüm düşüncelerimi   unutmayı çalışarak tekrar gülümsemeyi denedim. Tam başarır gibiydim ki, yatak odasından gelen Cem'in horultusuyla yüzleştim! Tepeden tırnağa titredim şerefsizim! Tüylerim ürperdi! İşte sevgim, işte horlamanın kapılarını ardına kadar açan özverim!

Rabbim ne demeye, hemen her konuda fazlasıyla mü-kemmel yarattığı bir adama, belirgin tek kusur olarak bu frekansta anırmayı eklemişti ki? Herhalde vardı bir bildiği. Ya ben, ya ben? Ayı gibi horlayan bir sevgiliye ne demeye tahammül ediyordum? Cevabı açıklıyorum: Kimideki en iyi opsiyon oydu.
Şimdi... Şöyle olmuştu; önceki sonbahar, canımı anca kurtardığım   badirelerin  ertesinde,  bu  bahara  çıkamam diye düşünüyordum. Hayatımın en can sıkıcı skandallarını arka arkaya yaşarken, bir daha asla biri beni sevmeyecek, istemeyecek, arkamdan iş çevirmeden durmayacak, sadece yanımda olmayı başaramayacak sanıyordum.

Tarihin en klişe psikiyatrik hatasını işleyip deli doktoruma, Cenk Tangöllüoğlu'na köpek gibi aşık olmuş, kendisi tarafından yüksek doz lityum dayanmak suretiyle, neredeyse öte yana göçmeye yüz tutmuştum.
Mevzuya uyan masam, sözde beni tedavi etmek maksadıyla, o pisliği haberim olmadan yediğime içtiğime karıştırmaya belki aylarca devam edeceklerdi. Ve ben, yine bilmeden, ilaçla alkolü karıştıracak, eşek cennetini boylayacaktım bir gün. 


Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

2 Ocak 2013 Çarşamba

Muhteşem Gatsby şimdi ciltli versiyonuyla...


Toplumu sarsan yasaklar, sindirilmemiş özgürlükler, caz ve bir Amerikan rüyası trajedisi...

Muhteşem Gatsby, F. Scott Fitzgerald’ın kariyerinin en büyük başarısı olarak kabul ediliyor. Caz Çağı’nın bu en önemli eseri, on yıllardır her yaştan okurun beğenisini topladı.

1920’ler Amerikasında, The New York Times’ın, “Cin ulusal içkimiz ve seks ulusal saplantımızdı!” dediği bir dönemde geçiyor bu ustalıkla kaleme alınmış hikaye. Sınıflar arasındaki derin uçurumları gözler önüne sererken okura eşi bulunmaz bir edebiyat şöleni sunuyor.

Varlıklı Jay Gatsby ve güzeller güzeli Daisy Buchanan arasındaki aşk, Long Island’daki gösterişli partiler, baş döndürücü bir atmosferde çağını aşan bir sesle okura ulaşıyor.

Altı kez sinemaya uyarlanan Muhteşem Gatsby, yirminci yüzyıl edebiyatının en büyük klasiklerinden biri olarak kabul ediliyor.

F. Scott Fitzgerald, Muhteşem Gatsby (Ciltli), Çev. Füsun Elioğlu, Artemis Yayınları, Ocak 2013.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

7 Eylül 2012 Cuma

ERICH VON DANIKEN - TANRILARIN ARABALARI


  TANRI BİR ASTRONOT MUYDU?

 20 SAYFALIK BÜYÜLEYİCİ FOTOĞRAFLAR EŞLİĞİNDE İNSANLIK TARİHİYLE İLGİLİ BİLDİKLERİNİZİ UNUTMAYA HAZIR OLUN!

 Dünyaca müthiş bir üne sahip olmanın yanısıra alanında kültleşen Tanrıların Arabaları, gezegenimizin, başka dünyalardan gelen yaratıklar tarafından ziyaret edildiğinin kanıtı olarak kabul ediliyor.

 Erich von Däniken tarihi kalıntıları, kayıp şehirleri, roket alanlarını inceliyor ve insanlık tarihine müdahalede bulunan dünyadışı varlıklara dair bilimsel kanıtları ortaya koyuyor.

 En inanılmazı da, Däniken’in teorisi, atalarımızın bizzat bu ‘galaktik öncüler’ olduğunu öne sürüyor ve bunu arkeolojik buluntularla kanıtlıyor...

 

3 Eylül 2012 Pazartesi

Artemis, Karakozak Operasyonu


CEM ŞANCI - KARAKOZAK OPERASYONU

 SAVAŞLAR BAŞLAMADAN KAZANILIR.

Arap Baharı isyanları sonrasında kendi halkına karşı silah kullanan Suriye’ye savaş açmak üzere olan NATO, Türkiye tarafından durdurulmuştu. Savaş ilan edilmeden önce Türkler çok önemli bir operasyon gerçekleştirmek zorundaydı. Neydi bu gizli operasyon?..

Osmanlı İmparatorluğu’nun kurucusu Osman Gazi’nin dedesi Süleyman Şah’ın mezarı, Suriye’de, Türkiye sınırının 30 kilometre güneyinde, bugün Karakozak denilen mevkide yer alıyordu. Suriye, I. Dünya Savaşı sonrasında, bu türbenin de bulunduğu küçük bir alanı manevi değeri nedeniyle Türkiye’ye devretmişti. Türk askeri tarafından korunan, gönderine Türk bayrağı çekilen bu türbe ve karakol, aynı zamanda Türkiye’nin, kendi sınırları dışındaki tek toprağıydı. Türkiye ve müttefikleri Suriye’ye savaş açtığında, herkes savaşın ilk mermisinin Karakozak Karakolu’na atılacağını biliyordu.

Suriye, olası bir savaş ihtimaline karşı tanklarını karakolun etrafında teyakkuzda bekletiyordu. Türkiye ise bu tankları devre dışı bırakmak ve ülke dışında sahip olduğu tek toprağı korumak için on bir kişilik seçkin bir ekibi görevlendirmişti.

NATO, Suriye’ye savaş açtığını 48 saat içinde açıklayacaktı. Harekata başlamak üzere paraşütleriyle uçağa yerleşen ekibin komutanı Albay Erkan’ı Başbakan bizzat aramıştı. “Karakolu korumaya almak için 48 saatiniz var Albay! Ne gerekiyorsa yapın!” Deneyimli komando birliği daha önce hiç bu kadar zor bir görev üstlenmemişti.

 - KitapGalerisi'nde...

Artemis, Nehirlerin Kadını


PHILIPPA GREGORY - NEHİRLERİN KADINI 

 Beyaz Kraliçe’nin annesinin hikayesi... 

 TUTKU. TEHLİKE. BÜYÜ. 

Güller Savaşı sırasında, ateş hattında tehlikeli bir yolculuk yapan Bedford Düşesi Jacquetta’nın büyüleyici hikayesi eşliğinde, bir ülkenin kaderinin değişimine tanıklık edeceksiniz. Nehir tanrıçası Melusina’nın soyundan gelen Jacquetta, doğumundan itibaren geleceği görme yeteneğine sahipti. Çocuk yaşta amcasının evine yaptığı bir ziyarette, kendi gücünün tıpatıp benzerini, büyücülükle suçlanan genç mahkum Jeanne d’Arc’ta gördü. 

Birlikte tarot falı baktıkları sırada, Felek Çarkı kartının büyük sırrına ortak oldular. Ne yazık ki Jeanne’ın kaderinde, korkunç bir ölümle karşı karşıya kalmak vardı. Jacquetta, düş görmeye cüret eden bir kadını bekleyen tehlikelerle işte o zaman tanıştı. Kendini, hazır olmadığı bir evlilik, zamansız ayrılıklar ve amansız ölümlerle dolu çalkantılı bir hayatın içinde buldu Jacquetta. 

Yolu, Kral VI. Henry’nin sarayına düştüğünde, yeni kraliçenin sadık ve yakın arkadaşı olacak ve bir krallığın entrikalarında kaybolacaktı. Her şeye rağmen, kralı, kraliçesi ve kızı Elizabeth için savaşmaktan vazgeçmedi. Felek Çarkı, İngiltere tahtına hiç kimsenin beklemediği birini geçirecekti ve bu kişiyi sadece Jacquetta biliyordu. KitapGalerisi'nde...

Artemis, Meleklerin Kanı


NALINI SINGH - MELEKLERİN KANI 

 New York Times çoksatarı yazar Nalini Singh, meleklerin vampirlere hükmettiği, kana susamış yaratıklarla dolu ama bir o kadar da baş döndürücü bir dünyanın kapılarını aralıyor… Ölmeden önce göreceğiniz son şey, onun gözleri olacak... 

Vampir avcısı Elena Deveraux, işinde en iyisi olduğunu biliyordu. Ancak yeni görevi için doğru kişi olup olmadığından emin değildi. Üstelik öldürücü bir güzelliğe sahip ve hiçbir ölümlünün kızdırmak istemeyeceği Başmelek Raphael tarafından görevlendirilmişti. Elena’nın başarısızlık gibi bir seçeneği yoktu. 

Görevi imkansız olsa bile. Bu kez peşine düştüğü kişi, yoldan çıkmış bir vampir değil, yoldan çıkmış bir başmelekti. Elena, kendini daha önce benzeri görülmemiş bir cinayetler zincirinin tam ortasında bulacak ve tutkunun tehlikeli uçurumlarına doğru çekilecekti. Bu av onun sonunu getirmese bile, Raphael’in baştan çıkarıcı dokunuşlarına kendini teslim etmesi, Elena’nın hayatının en büyük hatası olabilirdi. Çünkü başmelekler, ölümlü oyuncaklarıyla oynarken onları fark etmeden kırabilirdi. KitapGalerisi'nde...

Artemis, Kitap Galerisi'nde!


- Kitabın fragmanını izlemek için tıklayınız...

Artemis Yayınları, Kitap Galerisi'nde...

31 Ağustos 2012 Cuma

Artemis Yayınları'ndan yeni bir kitap: Parlak Gölgeler


MELISSA MARR - PARLAK GÖLGELER 

 Kızın gördüğü peri, Antik Yunan heykellerini andıran bir mükemmelliğe sahipti ve kendi sarayındakiler gibi gölgelerle yoğrulmamıştı. Karanlık ve ışık birlikte yayılıyordu periden. Böylesini hiç hissetmemişti. Sonra kız, perinin duruşundaki kibri fark etti.

Bu tavır genç kıza, herkesi öldürebilecek olmanın verdiği güvenle saraylarda dolaşan diğer perileri hatırlattı. Ancak Ani, bu gizemli perinden korkmak yerine, ona doğru çekildiğini hissediyordu. Parlak Gölgeler, Kitap Galerisi'nde...