demet altınyeleklioğlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
demet altınyeleklioğlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Temmuz 2014 Perşembe

Cariyenin Kızı Mihrimah (Cep Boy)

Cariyenin Kızı Mihrimah (Cep Boy), Demet Altınyeleklioğlu tarafından yazılmıştır. http://kitapgalerisi.com'da % 30 İndirim ve aynı gün kargoya teslim avantajıyla alabilirsiniz. | Artemis Yayınları, Roman, 9786051424743, 770 Sayfa, Temmuz/2014
Kitabın 502. ve 503. sayfalarından  tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.
Mihrimah saraya dönene kadar bir daha hiç
konuşmadı. Esma'nın sesi, saralıymış, deyip duruyordu kafasının içinde. İlletliymiş.
İçinde bir yerlerin acıdığının bilincindeydi ama bir yandan da bu ayıptan ve Esma'yla Ali'ye yapacağı kötülükten kazasız belasız kurtulduğu için duyduğu sevinç giderek büyüyordu.
Gerçekten, Firdevs'ten hiçbir farkı kalmayacaktı Şadırvan'ın arkasına geçseydi. Hizmetçisi, sevdiği adamla gizlice hamam aralığında buluşmuştu. O da Şadırvan aralığında buluşacaktı Alaiyeli'yle. Bir o işi yapmadığı kalacaktı. Belki de saldıracaktı adam üzerine. Hayatı denizlerde, zindanlarda geçmiş bir adamın, güzel bir kızı görünce aklından neler geçeceğini nereden bilecekti. Üstelik o kız kendi rızasıyla koştu ra koştura ona gelmiş, "Al götür beni buralardan Alaiyelim," diye yalvarmışsa. Orada olmasa bile başka bir yerde yapacaktı bunu mutlaka. Seyrine bile dayanamadığı o kirlenme duygusu geldi aklına, ürperdi.
Korkunç sarsıntılarla ilerleyen arabada, karşısında oturan Esmaya, İsmail'in derdini ondan sakladı diye güya küsmüş gibi yapıyordu. Kız da yüzüne bakmaya korkuyordu zaten. Fakat oturuşuna, duruşuna bir huzur geldiğinin de farkındaydı. Saraydan çıktıkları andan beri yerinde doğru dürüst duramayan, durmadan konuşan, soran, sürekli dönüp dönüp arkasına bakan Esma gitmiş, o hanım hanımcık dadısı geçip durmuştu karşısına.
Aklına gelen bir düşünceyle, gülmek geldi içinden. Güldüğünü belli etmemek için eliyle yüzünü örtmeye çalıştı. Ne kadermiş benimki de, diye düşündü. Bir anda hayatıma iki erkek karıştı. Biri kocam olacak, öteki aklımdan, rüyalarımdan çıkmayan adam. Biri topal ve bitli, beriki saralı. Sevdadan yana hiç şansı olmadığına karar verdi.
Araba at meydanında durdu. Esma fırlayıp hanımının inmesine yardım etmek istedi. Mihrimah surat asarak kızın uzattığı eli tutmadı. Kendi başına indi. Basamağa takılan iç eteğini kurtarmak için çekiştirdiğini fark eden Esma, hemen eğilip yardımcı oldu. Mihrimah, kız doğrulurken dadısının yüzündeki bulutu gördü. Çektirdiğim korkular yetmiyormuş gibi bir de küslük çıkardım, diye homurdandı içinden. Ben kötü bir kızım. Talihsiz. Kalpsiz.
Sadrazam İbrahim Paşa'nın sarayı az berideydi. Paşa Enişte'nin bir sürü hizmetkarı, uşağı, hizmetçisi cirit atıyordur buralarda, diye geçirdi aklından. Her an onu haremden görüp tanıyan biri çıkabilirdi karşılarına.
Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

15 Temmuz 2014 Salı

Kara Kraliçe Kösem (Cep Boy)

Kara Kraliçe Kösem (Cep Boy), Demet Altınyeleklioğlu tarafından yazılmıştır. http://kitapgalerisi.com'da % 30 İndirim ve aynı gün kargoya teslim avantajıyla alabilirsiniz. |  Artemis Yayınları, Roman, 9786051424736, 814 Sayfa, Temmuz/2014
Kitabın 434. ve 435. sayfalarından  tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.
Hala dehşet içindeydi. Handan Sultan dairesine dönerken kara kara düşünüyordu. Nereden çıkardı bu kız, Eftalya'nın öldüğünü?
Hiçbir delili, ispatı yoktu.
Ortada ne bir ceset, ne bir kan vardı. Gören, duyan tanık da yoktu.
Sadece "Eminim validem," diye dizlerini dövüyordu. "Eftalyam öldü. O artık cennette."
Eee, nasıl bu kadar emin konuşabiliyordu.
"Öldü de ne demek? Hasta mıydı?"
Bunu sorar sormaz kızın yüzünde beliren esrarengiz tebessüm gözünün öndeydi.
"Yanlış dedim efendimiz. Ölmedi. Eftalya öldürüldü..."
Ayağa fırlayışını hatırladı. "Olmaz öyle şey!" Az daha, haremde benim haberim olmadan kimse öldürülemez, diye bağıracaktı. Bereket kendini çabuk toparlamıştı. "Kim, kim yapabilir böyle bir şeyi? Kim cesaret eder buna?"
Bilmiyordu ama Mahpeyker'in duruşunda, bakışında, gözlerinde öyle bir ifade vardı ki, kızın öldürüldüğüne gizliden gizliye kendisi de inanmaya başlamıştı. Tevekkeli değil diye söylendi sessizce, sırra kadem bastı. Ne ses, ne nefes. Kaçsa arkasında bir iz, bir haber bırakmaz mıydı? Yer yarılmış, kız içine düşmüştü sanki. Demek... Ama kim yapardı bunu? Neden yapardı? Bilmedikleri bir düşmanı mı vardı acaba?
Bu işi kurcalamak mıyım, diye sordu kendi kendine. Aklı hemen, hayır, diye kestirip attı. Kurcalama.
Ama o kurcalamasa bile o kız kurcalayacaktı. Bir bit yeniği vardı bu işin içinde.
Hiç uçarı, kaçarı yok Handan, dedi kendi kendine. Kimse bu kıza engel olamaz.
Aklı, ölüm hariç, diye tısladı.
Karıştırma şimdi aklımı, diye homurdandı kadın. Dirisi lazım bana. O kızı kimse haseki sofasında tutamaz. Görmedin mi, ne kadar güzel, ne kadar akıllı. Kaç tuzak kazdım önüne, hiçbirine düşmedi.
Bir ara, odadakiler biraz uzaklaşınca, "Eh artık burada iki kadın biraz zor olacak herhalde," diye fısıldamıştı kulağına. "Yani sen ve o. Mahfiruz. Sultan oğlumuza söylesek de diyorum, helalini bir süreliğine kasırlardan birine gönderse. Eee ne de olsa Mahfiruz artık çocuklu kadın. Şehzade Osman'a karşı sorumlulukları var. Bebek bu, huzur, sükun bırakır mı ortada? Hünkarımızın huzuru bozulmasın diye yani... Birkaç ay sonra döner. Şehzademiz de biraz ele avuca gelir."
Mahpeyker'in bu yemin üzerine atlaması lazımdı, değil mi? Ama hayır. Hemen itiraz etmişti hüzünle. "Böyle bir ayrılığa sebep olmak istemem Sultanım." Ayol gözleri bile bulutlandı, diye geçirdi aklından o anı hatırlayınca.
"Ne Hünkarımı şehzadesinden, ne küçük prensi pederinden ayırmayı doğru bulmam. Kendi saadetim ve huzurum için başkasının mutluluğuyla oynamayı Tanrı bana göstermesin."
Bak sen şu laflara, diye başını salladı.
Evet, başka çare yoktu. Kız bildiği yolda yürüyecekti. Tabii Handan'ın, onun boynuna geçireceği iple. Nereye kadar giderse, oraya kadar gitsin diye salacaktı ipini. Duracağı yeri bilmezse, bildirirdi. Çekiverirdi ipi.
Daireye döndüklerinde akşam ezanı okunuyordu. "Haber gönder," dedi Nevcihan'a. "Mahfiruz Sultan gayrı gelebilir."
Mahfiruz yerine haberi geldi. "Sultan çok özür diliyor. Aniden rahatsızlandı. Münasip başka bir zamanda validemizi rahatsız ederiz gayrı diyor."
Handan Sultan, kadın anlayacağını anladı tabii, dedi kendi kendine. Ne dağlıdır o. Hemen kılıcını kuşandı baksana şuna.
Kuşanırsa kuşansın, dedi aklı.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

10 Temmuz 2014 Perşembe

Moskof Cariye Hürrem Cep Boy

Moskof Cariye Hürrem Cep Boy, Demet Altınyeleklioğlu  tarafından yazılmıştır. http://kitapgalerisi.com'da % 30 İndirim ve aynı gün kargoya teslim avantajıyla alabilirsiniz. |  Artemis Yayınları, Roman, 9786051424729, 807 Sayfa, Temmuz/2014
Kitabın 444. ve 445. sayfalarından  tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.

"Canını seven kaçsın!"
Hürrem korkuyla sıçradı. Dışarıdan anlayamadığı bağırtılar geliyordu. Bir de gittikçe şiddetini arttıran ve giderek yaklaşan bir uğultu. "Ne oluyor?" diye pencereye koştu. Kafesin arkasından, saray duvarının gerisinde kalan şehrin karanlığından başka bir şey göremedi önce. Birden o karanlığa uğursuz bir leke gibi vuran kızıllığı fark etti. İlerde bir başka kızıllık daha gördü. Ve bir tane daha. Gerilerde bir tane de daha. Aman Tanrım, yangın, diye geçirdi içinden. İstanbul yanıyor!
Koridordaki ayak sesleri ve kadın çığlıkları, çocuk ağlamaları birbirine karışmışa. Hürrem korku içinde çocuklarının odasına doğru koşmaya başladı. Hizmetkarları da telaşlı bir halde oraya buraya kaçışıyordu.
 "Ne oluyor?" diye bağırdı Hürrem. Ama kızlar öyle bir korku içindeydiler ki onu ne gördüler, ne duydular.
O sırada Merzuka, Setaret Kalfa, Emine korkudan kocaman açılmış gözlerle Hürrem'in yanına koştu. Merzuka Şehzade Mehmet'i bağrına basmıştı. Setaret Kalfa da, uyandığı için yaygarayı basan Mihrimah Sultan'ı oyalamaya çalışıyordu.
Hürrem çocuklarını sağ salim görünce sakinleşti. "Ne oluyor? Nedir bu kıyamet?"
"Bilmiyorum ben. Bağrışmalarla uyandım." Setaret Kalfa'nın sesi korkudan boğuk boğuk çıkmıştı. Hürrem'e kadının kara suratı sanki ağarmış gibi geldi.
Merzuka, "Yangın!" diye soludu araya girerek. "Her yer yanıyor."
"Ya bu yaklaşan uğultu ne? Sanki gök gürlüyor."
"Bilmiyorum. Bilmiyorum!" Merzuka titriyordu.
Şimdi ne yapacağım, diye düşündü Hürrem. Yapayalnızdı. Süleyman kaç gündür ortalarda yoktu. Damat aldığı o yılanla av peşindeydi ormanlarda. Ne yapmalıyım, ne yapmalıyım diye odanın içinde söylenerek dolaşırken kapı açıldı ve Hafza Sultan, yanında Cafer'le odaya girdi. Hürrem hemen koşarak kadına sarıldı. Telaştan başını örtmeyi bile unutmuştu yaşlı kadın.
"Hadi," diye emir verdi. "Hemen gidiyorsunuz buradan."
"Ne oluyor Kadın Anam?"
Cafer, Hürrem'i kapıya doğru ittirirken Hafza Sultan, "Yeniçeriler," diye homurdandı. "Yeniçeriler kazan kaldırdı. Her yeri yakıp yıkıyorlar."
Kazan kaldırmak mı? O da ne demekti? Hürrem iyice ser-semlemişti.
Cafer'in, "Kaybedecek vakit yok hanımım," diye yalvaran sesiyle toparlandı. "Hemen gitmeliyiz buradan," diye ekledi Cafer telaşla.
Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

12 Aralık 2012 Çarşamba

"Hürrem, Bulgar Okuyucusunun Gönlünü Fethetti"


"Hürrem, Bulgar Okuyucusunun Gönlünü Fethetti"

Türkiye’de gerek yazın alanında gerekse görsel medyada “Sultanlar konsepti”nin doğmasını sağlayan Demet Altınyeleklioğlu’nun Artemis Yayınları’ndan çıkan Moskof Cariye Hürrem romanı, Bulgaristan’da günün sanat olayı oldu.

Bulgarcaya çevrilen ve Muhteşem Yüzyıla Damgasını Vuran Kadın Hürrem adıyla yayınlanan roman, 28-30 Kasım tarihlerinde göz kamaştıran tanıtım etkinlikleriyle okuyucuyla buluştu.

Demet Altınyeleklioğlu ve Artemis Yayınları Genel Yayın Yönetmeni Ilgın Sönmez, Hürrem’in Bulgarca çevirisini yayınlayan Lettera Yayınevinin düzenlediği tanıtım etkinlikleri çerçevesinde davetli olarak Bulgaristan’daydı.


BULGARCAYA ÇEVRİLEN MOSKOF CARİYE HÜRREM 10 GÜNDÜR ENÇOK SATANLAR LİSTESİNDE BİRİNCİ SIRADA...

Sofya, Filibe ve İslimiye’deki tanıtım toplantılarına Türkiye’nin Sofya Kültür ataşesi ve Filibe Başkosolosu, Bulgaristan’ın önde gelen sanatçıları, gazeteciler ve çok kalabalık okuyucu toplulukları katıldı. Büyük ilgi gören bu toplantılarda, kitaplarını Demet Altınyeleklioğlu’na imzalatmak isteyen Bulgar okuyucuları uzun kuyruklar oluşturdu.

Hürrem’in piyasaya çıkmasına Bulgar medyası da büyük ilgi gösterdi. Demet Altınyeleklioğlu Sofya ve Filibe de üç Bulgar kanalının canlı yayınlarına konuk oldu. Çeşitli toplantılarda okuyucu söyleşilerine katılarak soruları cevaplandırdı. En önde gelen Bulgar gazeteleri de yazarımızla yaptıkları röportajlara sayfalarında geniş yer verdi.

Hürrem, dört günde Bulgaristan’da en çok satanlar listesinde ilk sıraya yükseldi. On gündür yerini kimseye kaptırmadı.

Demet Altınyeleklioğlu’nun Cariye’nin Kızı Mihrimah romanı da Bulgarcaya çevriliyor. Lettera Yayınevi, Mihrimah’ın önümüzdeki bahar aylarında okuyucuyla buluşacağını Hürrem hayranlarına müjdeledi.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap


14 Eylül 2012 Cuma

Demet Altınyeleklioğlu - Kara Kraliçe Kösem


Demet Altınyeleklioğlu - Kara Kraliçe Kösem (Bugün Çıktı)

Koskoca bir devleti, sayısız padişahı dize getiren, onu Osmanlı’da Kösem yapan zekası, sonunda kadere boyun eğecekti belki de...

Ama, cihana hükmeden Mahpeyker Kösem Sultan’dı o.

Tarihi padişahlar değil, o yazmıştı. Ve ant olsun ki, adı tarih sayfalarından eksik kalmayacaktı.

Azrail, bir tek canını alabilirdi. Varsın, alsındı!

Kara Kraliçe Kösem, ilk kez Kitap Galerisi'nde!

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

20 Temmuz 2011 Çarşamba

CARİYE'NİN KIZI MİHRİMAH - DEMET ALTINYELEKLİOĞLU

TUTKUSU HÜRREM, GÜCÜ SÜLEYMAN,
MASUMİYETİ İSE ESARETİYDİ!..

Üç kıtaya yayılan bir imparatorluk, sayısız entrikanın döndüğü bir saray, güç ve tutkunun kızı bir güzel, üç kalp ve bir aşk.

Osmanlı Sarayı’nın muhteşem atmosferinde, kudretle, aşkla kuşatılmış bir hayattı onunki. Çevresinde korkunç ölüm oyunları örülüyor, gölgelere sinmiş suikastçiler fırsat kolluyordu. Yaşamak için öldürmek zorunda kalmayı kabullenemeyen masum bir kalp ve çaresiz, telaşlı çırpınışları Osmanlı’nın unutulmaz dönemlerinden birinin saklı kılavuzuna dönüşecekti. Mihrimah’ı, elle tutulur hiçbir özelliği olmayan bir adamla evlenmeye zorlayan korkunç sır, annesi Hürrem’le arasındaki anlaşmada gizliydi. O güçte bir annenin, o tutkuda bir babanın kızı, Hafza’nın torunu, Sinan’ın açmazı, Rüstem’in gelini olmanın aykırı bir bedeli vardı. Artık ne Barbaros Hayreddin Paşa’nın kadırgaları, ne de Mimar Sinan’ın göğe astığı kubbeler güldürebilirdi kırgın prensesin yüzünü. Gözlerine çöreklenen tuhaf derinliğin esiri Mihrimah, kalbinden geriye kalan koca boşluğu, adını tarihe kazıyarak dolduracak ve...

...Hürrem-Mihrimah işbirliği, Cihan Devleti’nin kaderini değiştirecekti.
MUHTEŞEM SÜLEYMAN İLE BÜYÜK AŞKI, MOSKOF CARİYE HÜRREM’İN MAHZUN VE GÜZEL KIZIYDI MİHRİMAH.

İKTİDAR SAVAŞALRI VE AŞKLA YAZILMIŞ KADERİNİ, SÜSLÜ SARAY SALONLARINDA BİR YÜK GİBİ TAŞIDI.

  • Genel Özellikler
  • Eser Adı : CARİYE'NİN KIZI MİHRİMAH
  • Yayın Evi : ARTEMİS
  • Barkod : 9786054377244
  • Isbn : 9786054377244
  • Sayfa Sayısı : 765
  • Basım Tarihi : AĞUSTOS / 2010
  • Ebat : 21 X 13,5
  • Yazar : DEMET ALTINYELEKLİOĞLU

HÜRREM MOSKOF CARİYE - DEMET ALTINYELEKLİOĞLU

ÇOK SES GETİRECEK ÇOK SATACAK SERİNİN 1. KİTABI Haremden saltanata giden tehlikeli yolda yürüyen bir kadın. Hürrem, tarihi gerçekler ve kimi gerçek karakterler kullanılarak kurgulanan bir roman ve yazarımız Demet Altınyeleklioğlu, kendi hayalgücünün ürettiği müthiş bir Hürrem hikayesi anlatırken, 16. Yüzyılın saray atmosferine, kokusuna, rengine, dokusuna ve duygusal haritasına da yeniden hayat veriyor 16. yüzyılın özellikle ilk yarısına hiç kuşkusuz Osmanlı Hakanı Kanuni Sultan Süleyman, İngiltere Kralı Sekizinci Henry ve Kutsal Roma Germen İmparatoru Şarlken damgasını vurmuştu. Bu hükümdarların iktidar mücadesi ve savaşları kadar aşkları da tarihin seyrini değiştirdi. Sultan Süleyman ve güzel cariyesi Hürrem, Sekizinci Henry’nin başını kestirerek öldürdüğü iki kraliçesinden biri olan Anne Boleyn ve Şarlken’in Avrupa’yı din savaşlarına sürüklemesinde başrolü oynayan karısı Isabella… Birbirini tanımayan bu üç güzel kadının, hemen hemen aynı yıllarda iktidar mücadelesi verdiği üç saray, romanlara, filmlere, TV dizilerine ilham veren büyük aşklara, inanılmaz entrikalara, komplolara, kanlı cinayetlere sahne oldu. Fakat bu öykülerin hiçbiri; haremle, dünyanın en kudretli hükümdarı Sultan Süleyman arasındaki tehlikeli yolda yürüyen Hürrem’in macerası kadar masalsı değildi.
  • Genel Özellikler
  • Eser Adı : HÜRREM MOSKOF CARİYE
  • Yayın Evi : ARTEMİS
  • Barkod : 9786054228201
  • ISBN : 9786054228201
  • Sayfa Sayısı : 825
  • Basım Tarihi : OCAK/2011
  • Ebat : 17 X 11
  • Yazar : DEMET ALTINYELEKLİOĞLU

19 Temmuz 2011 Salı

CARİYENİN GELİNİ NURBANU - DEMET ALTINYELEKLİOĞLU

İKTİDAR HIRSIYLA BİLENMİŞ İKİ KADIN, AŞKA TUTSAK İKİ ERKEK...

Güneş doğudan değil, Nurbanu’nun gözlerinde doğar. Yıldızlar Nurbanu’nun gözlerinde parıldar... 

Cariye Cecilia’nın yolu, Hürrem’in kızı Mihrimah’la kesişti. Mihrimah, “Senin adın artık Nurbanu olsun,” dedi. 

“Tanrının ışığını saçan Kraliçe.” İktidar hırsıyla bilenmiş iki kadın. Aşka tutsak düşmüş iki erkek. 

Tutku, entrika, tuzak, ödenemeyen bedeller.

Çoksatan kitapların yazarı Demet Altınyeleklioğlu'ndan Osman Hanedanı serisinin çok önemli bir basamağı: Nurbanu...