babıali kültür yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
babıali kültür yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Şubat 2014 Perşembe

Tarih Korkusu

Tarih Korkusu, Yusuf Halaçoğlu tarafından yazılmıştır.http://kitapgalerisi.com'da %20 İndirim ve aynı gün kargoya teslim avantajıyla alabilirsiniz. |  Babıali Kültür Yayınları, Tarih, 9786055545895, 224 Sayfa, Ocak/2014
Kitabın 84. ve 85. sayfalarından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.

Y.O.: Sınırın açılmasıyla ilgili sadece Karabağ'ın ön şart olarak sunulması sizce yeterli mi? Başka ön şartlar da olmalı mı? Mesela soykırım iddialarından vazgeçilmesi gibi?
Y.H.: İşte tarihçiler komisyonu kurulması istendi. Onun şartlarından bir tanesi de doğrudan doğruya soykırım olmadığını ortaya koyacak bir sonuçtur. Yoksa ben kabul etmiyorum deseniz bile devlet olarak dışarıda hâlâ bunu yürütecekler vardır. Hâlâ karşımızdaki birtakım devletler, Türkiye'yi ya Avrupa Birliği'nde görmek istemeyen devletler veyahut Türkiye'den hoşlanmayan, Türklerden hoşlanmayan devletler, parlamentolarında soykırım kararı alıyor. Bunlar ne insan haklarına uyuyor, ne demokrasiye uyuyor, ne hukuka uyuyor aslında ama alıyorlar bu kararları. Bunların ortadan kaldırılabilmesinin bence bütün dünyaya da deklare edilebilmesinin yolu; Ermenilerin, diğer başka grupların tarih araştırmaları yapıp, şu sonuca ulaşıldığını belirtmeleri bence çok daha etkili olacaktır.
Nitekim dikkat ederseniz bu konuda Ermeni tarafından, yani Diaspora Ermenilerinden Hovanisyan -Amerika'daki Prof. Hovanisyan- şunu söyledi geçen gün. Bir beyanatı yayımlandı gazetelerde. Dedi ki: "Ben şahsen böyle bir tarih komisyonuna karşıyım ve böyle bir komisyona girmem. Çünkü girdiğimiz takdirde, arşivlerde hiçbir zaman, biz bir buçuk milyon Ermeni'nin öldüğünü ispat edemeyiz. Ancak Türkler getirirler, 200-300 bin Ermeni'nin öldüğünü söylerler, bunun da hastalıktan ve savaş sırasında öldüklerini beyan ederler ve bunu gösterirler. Dolayısıyla biz burada kaybederiz." dedi.
Y.O.: Ermenistan'ın arşivleri kapalı zaten, değil mi?
Y.H.: Zaten kendi arşivleri kapalı. Açık olsa zaten, kimlerden silah aldıkları ortaya çıkacak veya kimlerle işbirliği yaptıkları ortaya çıkacak. Nitekim biz hem Rus arşivlerinden hem de Fransız arşivlerinden zaten büyük çapta elde ettik bunları. Yani Taşnak belgelerinin bir kısmını elde ettik ve burada zaten yazıyor ne olduğu. Yani Amerika'dan gelen bir gemi dolusu Winchester tüfeğinin kime gönderildiği ortada veya İtalya'dan gelen bir gemi dolusu Ermenilerin aldıkları silah kime geliyor Anadolu'ya? Yunanistan'dan gelen 15.000 tüfek kime geldi? Bunların hepsinin kayıtları bizim elimizde zaten var. O tarihteki gazetelerin kimden para aldıkları bile var. Bırakın gerisini siz, bana nasıl ispat edeceksiniz? Gazete kupürünü bana gösteremezsiniz. Kimden para aldığını biliyorum çünkü. Şimdi o zaman benimle nasıl masaya oturacak? Nasıl tarih araştırması yapacak? Ermeniler öldü, ölenleri de biz zaten kitaplarımızda söylüyoruz, neden Öldüklerini de söylüyoruz, saldırıları da söylüyoruz. Saldırı sonucu ölenleri de söylüyoruz ama onların mahkemeye çıkarıldıklarını da biliyoruz biz. Hastalıktan ölenlerin miktarını da biliyoruz ama asıl ölen Ermenilerin nerede öldüğünü biliyoruz biz. Türkiye sınırları dışında, Rusya tarafında öldüğünü de biliyoruz yalnız 200.000'e yakın Ermeni'nin. Onu da ispat edecek durumdayız. Dolayısıyla bizimle masaya oturduklarında, soykırım iddiasında bir daha asla bulunamazlar.
Y.O.: O yüzden de masaya oturmaktan kaçıyorlar. Ellerinde malzeme kalmayacak çünkü.
Y.H.: Bu tasarı gerçekleşir ve masaya oturulabilirse bu iş biter.
Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

29 Ekim 2013 Salı

Çok Değil, Güzel Yazan Yaşar!

Çok Değil, Güzel Yazan Yaşar!, Harun Tuncer, Erhan Genç tarafından yazılmıştır. http://kitapgalerisi.com'da %20 İndirim ve aynı gün kargoya teslim avantajıyla alabilirsiniz. | Babıali Kültür Yayınları, Edebi Yazılar, 9786055545628, 168 Sayfa, Eylül/2013


Kitabın 57.sayfasından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.

Cenap Şehabeddin Bey'in Hitabesi


Bu büyük memleketin dimağını elli seneden beri güzellik ve büyüklük ziyalarıyla tenvir eden bir dehâet güneşi mü-vacehesindeyiz.  Abdülhak Hamid büyük şairlerimizin en büyüğüdür. Yarım asırdan beri cümle-i edebiyemizin şems-i merkezîsi o idi. Türk'ün tarih-i zekâsında o başlı başına bir safha-i tekâmül teşkîl eder.
Mazi onun mimar-ı heykeli, bugün şu ihtifal samimi bir müessis-i heykeli ve istikbal bir kürsi-i heykelidir. Bu ihtifale samimi diyorum, çünkü onun cemaat-i zahiresi heyet-i hâzıramız, fakat cemaat-i hakîkiyesi silahı ve kalemi, sabanı ve destgâhı kalbi ve dimağı ile bütün vatan ve bütün millettir.
Hamid'in dehası kendisi için, mısraları ve cümleleri etrafındaki ruhlar için velûddur. Her eseri atide doğacak bir kütüphane-i edebiyatı taşır.
Bundan yetmiş beş sene evvel kış İstanbul ufkundan çekilmek üzere idi. Bir şubat sabahı güneş sisler arasından sıyrılmadan evvel Bebek sahilinde hazırlanan bahar mukaddematı ile birlikte Abdülhak Hamid doğdu. Gözleri arzın ilk manzarası olarak Boğaziçi'nin güzelliğini görmüştü. Bebek koyundaki dalgacıklarla beraber ağlayan bu bebek birkaç sene sonra zekâsının girye ve teranesine bütün Türk afakini sığdıracaktı.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap