emrah serbes etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
emrah serbes etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Ağustos 2014 Çarşamba

Deliduman

Deliduman, Emrah Serbes tarafından yazılmıştır. http://kitapgalerisi.com'da % 20 İndirim ve aynı gün kargoya teslim avantajıyla alabilirsiniz. | İletişim Yayınları, Roman, 9789750515606, 350 Sayfa, Temmuz/2014
Kitabın 5. 6. ve 7. sayfalarından  tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.

2013 yazında, büyük şehirlerde başlayıp kısa süre içinde küçük ilçemiz Kıyıdere’yi de etkisi altına alan toplumsal hadiselerin nedenini merak ediyorsanız eğer, 2012 yazının bok gibi geçmesini bir yana bırakırsak, size öncelikle kız kardeşimin güzelliğini ve bazı meziyetlerini anlatmam gerekir. Çünkü kız kardeşimin güzelliğini ve bazı meziyetlerini bilmeden, o yaz, yıllardır hiçbir şey yapamamanın ruhu yakan acısını nasıl yendiğimizi ve kopkoyu bir karamsarlıktan umuda birdenbire nasıl geçiverdiğimizi asla anlayamazsınız. Kız kardeşim Çiğdem İyice dokuz yaşındadır, Evliya Çelebi İlköğretim Okulu 3-A sınıfında okur, derslerinde açık arabirincidir ve el yazısı inci gibidir. Benimkine benzemez, Sümerolog falan olmanız gerekmez ne yazdığını anlamak için. Ayrıca sınıflarında açık ara birinci giden öğrenciler gibi içe kapanık ve bencil değildir, hayli sosyaldir. Sadece arkadaşlarınca da değil, yeryüzündeki bütün canlılarca çok sevilir, mesela yolda kediler köpekler gördüğünde onu, yanından geçerken durup hayranlıkla bir daha bakarlar. Bir seferinde hiç unutmam, Migros’un açık otoparkında kabuğuna kapanmış bir kaplumbağa görmüştük, o kederli kaplumbağa bile kız kardeşimi görünce kabuğundan çıkmış, başını takdir edercesine öne arkaya sallamıştı. Bu özelliklerine ek olarak kız kardeşim, yaşına göre selvi boylu sayılır, neşelidir ve enerjiktir. Aynı zamanda da ağırbaşlıdır. Yaşı ile örtüşmeyen sevimsiz bir ağırbaşlılık da değildir bu, çocukça saflığını muhafaza eden bir ağırbaşlılıktır. Bir yerlere gideceği zaman dimdik yürür, oklava gibi zannetmeyin, gayet zarif ve asaletlidir yürüyüşü, onu otuz metre öteden görseniz, ‘İşte asil bir kadın yaklaşıyor,’ dersiniz. Kadınlarda asaletin yaşı olmayacağını farz ederek söylüyorum bunu. Kız kardeşimi bir tanısanız var ya, gülüşüyle, bakışıyla, sesiyle ve sessizlikleriyle öyle bir büyü yaratır ki üzerinizde; yanaklarını, alnını, saçlarını ve boynunu bir milyon sefer de öpseniz doyamazsınız. Her öpüşünüzde kokusunu içinize çekmenize rağmen. Ona baktıkça kardeş olduğumuza inanmakta bile güçlük çekiyorum bazen, sırf bu yüzden gözlerimin dolduğu oluyor. ‘Sen de biraz abarttın,’ diyeceksiniz. Evet, abarttım. Çünkü bu dünyada o kadar çok mankafa var ki abartmayınca hiçbir şeyi anlamıyorlar. Kız kardeşimin güzelliğinin ve bazı meziyetlerinin ise bir an önce anlaşılması gerekiyor.
Kız kardeşimin başlıca meziyetleri arasında, salonun ortasında bacaklarını yüz seksen derece açıp oturmak ve insan denen canlının en doğal duruş biçimi buymuş gibi rahat tavırlarla gözlerinizin içine bakmak gelir. Ayrıca hentbol topunu ayağında yüz elli sefer sektirebilir. Bunları bile gölgede bırakan en doğaüstü meziyeti ise moonwalk’tur. Geçen kış sadece tekniğini göstermiştim ona, ‘Ayağının birini yere tam bas, diğerini burnunun ucuyla bas, sonra iki ayağının konumlarını benzer biçimde değiştirerek geriye yürü, elini kolunu da koordineli biçimde hareket ettirmeyi unutma,’ demiştim. Kız kardeşim safi yetenek olduğundan tekniği aldı yürüdü, fizik kurallarına meydan okurcasına kaymaya başladı evin parkelerinde. Akabinde Idefix’ten sipariş ettiğimiz Moonwalker filminden ve Youtube’taki videolardan faydalanarak bununla uyumlu dans figürlerini geliştirmeye başladık. Bir ay içinde görenlerin hayranlıkla karşıladığı beş dakikalık bir performansa çevirdik olayı. Bununla da yetinmedik, o güne kadar sadece kot pantolon paçalarını yaptırmak için uğradığımız Merkez Terzi Orhan’a beyaz takım elbise diktirdik, on beş gün boyunca çarşı pazar dolaşıp eli boş döndükten sonra GittiGidiyor’dan beyaz kravat bulduk, Markafoni’den mavi gömlek sipariş ettik, KİPA Alışveriş Merkezi’ndeki bütün mağazaları gezip en bol tokalı, en cafcaflı deri kemeri aldık, dedemin eski beyaz şapkalarından birine siyah şerit çektik, kız kardeşimin beline uzanan güzelim kestane saçlarını sıkı sıkı topuz yapıp o şapkanın içine sığdırdık ve 18 Mayıs 2013 Cumartesi günü saat 14.00 sularında, Uludağ Üniversitesi’nin konferans salonunun kulisinde, 21. Michael Jackson olarak sahne sıramızı beklemeye başladık. O kadar çok Michael Jackson’ı bir arada görünce insanın ister istemez siniri bozuluyor. Bizden sonra bile sahneye çıkacak altı Michael Jackson vardı. Kız kardeşim gibi büyük yetenekler değildi tabii hiçbiri, takım elbiseyi şapkaya uyduran gelmişti. Diğer Michael Jackson’lara baktıkça ‘Keşke daha özgün bir şeyler öğretseydim kız kardeşime’ diye kendi kendimi yiyordum. Bana da dayım olacak it öğretmişti bu moonwalk denen naneyi. Kim bilir ona da kim öğretmişti yüz yıl evvel. Ben moonwalk yapmaya başladığım zamanlar, kimsenin moonwalkerlık gibi bir merakı yoktu. 80’li 90’lı yıllara damgasını vurmuş, Michael Jackson’ın kariyerindeki ve özel hayatındaki sıkıntılarla beraber 2000’li yılların ortalarına doğru unutulur gibi olmuştu, ben de o zaman başlamıştım işte.
Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

28 Kasım 2012 Çarşamba

"Emrah Serbes - Hikâyem Paramparça..."


"Emrah Serbes - Hikâyem Paramparça..."

Seni sevmeyen birini sarhoşken arayamazsın. Seni sevmeyen birini gece yarısından sonra arayamazsın. Seni sevmeyen birini öğleden sonra bile arayamazsın. Belki akşamüstü mesaj çekersin.

Ölenlerin ölü taklidi yaptığını düşünüyordum ben o zaman. Yaşayanların yaşıyor taklidi yaptığını hissediyorum şimdi.

Bataklıkta dans ediyoruz. Bataklıkta olduğumuzu hatırlatanları boğarak. Kıyametin tek adaleti, herkes için kopması.

-----------------------------------------------------------------------------

“Annemin öldüğünü anlatma, onun etkisi altında olduğum için kendisini sevdiğimi düşünmesin.”

“Tamam Galip.”

“Karanlıkta uyuyamadığım için gece lambasını açık bıraktığımı anlatma, beni ottan boktan korkan biri zannetmesin.”

“Tamam Galip.”

“İlk defa âşık olduğumu anlatma, beni bu konularda tecrübesiz biri zannetmesin.”

“Tamam Galip.”

“Geçen sene el frenini çekmeyi unutup Kartal’ı boklu dereye yuvarladığımızı anlatma. Malının kıymetini bilmeyen biri olduğumu düşünmesin.”

“Tamam Galip.”

“Babamın orospu çocuğu olduğunu anlatma. Onu bizzat ben anlatmak istiyorum.”

“Tamam Galip.”

Gecenin ilk müşterisi olan, sabahçı kahvelerinde, çorbacılarda ayılan genç adamlar. Bazen en anlamsız yüzü yaşamanın ve bazen yel değirmenini arayan içli bir hatıra. Henüz ölmemişler ve ölümle tanışmamışlara yazılmış hikâyeler... Namluya sürülmüş küfür... Büyümemiş bir çocuk...

Pati yapan arabalar, yutkuna yutkuna dinlenen şarkılar ve hayattan meseleler. Kutlanan yenilgiler, “hayat kerpiçten bir gökdelen sevgili kardeşim, yanlış bir parantezde yaşıyoruz. Bırak konuşalım, iki çift laf edelim, yüz yüze bakıyoruz...”

Emrah Serbes, hayatı kendine katık eden, sokaktan çağlayan bir sesle yeraltının dumanını anlatıyor bize. Bitmez bir ergen öfkesiyle kuyuya düşmüş çocuklara sesleniyor.

Emrah Serbes’ten parça parça anlar, parça parça anılar.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

19 Kasım 2012 Pazartesi

"Tüyap İstanbul Kitap Fuarı'nın ilk 2 günü - 2"


"Tüyap İstanbul Kitap Fuarı'nın ilk 2 günü - 2"

Fuarın ilk günü öne çıkan yayınevi ise Everest oldu. Saat 14:00'da Everest İlk Roman Ödül töreni yapıldı. Bu seneki kazanan Ercüment Cengiz'in "Gırnatacı" adlı romanı oldu. Törene ilgi büyüktü, salon ağzına kadar doldu. Alfa Yayın Grubu kurucusu Faruk Bayrak ve Alfa Yayın Grubu Genel Müdürü Vedat Bayrak da törene bizzat katılarak, Everest İlk Roman Ödül'ü ne kadar önemsediklerini kanıtlamış oldular.


Ercüment Cengiz ödülünü Everest Yayınları Genel Yayın Yönetmeni Sırma Köksal'ın elinden aldı. Jüri başkanı Cemil Kavukçu da sempatik bir konuşma yaparak, günün en heyecanlı ismi Ercüment Cengiz'i biraz olsun sakinleştirmeyi başardı. "Gırnatacı" ilk olarak Everest'in standında satışa sunuldu ve büyük ilgi gördü.


Kapı Yayınları'ndan İskender Pala, imza salonuna geçti ve çok büyük bir ilgiyle okurlar salona akın etti. İskender Pala oldukça özenli bir şekilde hiçbir okurunu kırmadan imza dağıttı. İskender Pala'nın 2 imza günü daha olacak. Etkinlik takvimine mutlaka bakın...


2. Gün çok hareketli geçti. İlk güne göre daha kalabalıktı fuar alanı. Koridorlarda adım atarken epey zorlandık. Herkesin elinde kitaplarla dolu poşetler görünce çok mutlu olduk. 2. Güne imza günleri ve etkinlikler damgasını vurdu. En kalabalık imza günleri ise Everest'ten Ahmet Ümit, Ahmet Telli ve Ayşe Kulin'e, Kapı'dan Ahmet Turgut'a, Doğan'dan Zülfü Livaneli'ye nasip oldu.


Ahmet Telli, imza gününü Everest standında gerçekleştirdi ve saatlerce imza dağıttı. Ahmet Ümit ve Ayşe Kulin'in imza gününde ise resmen izdiham yaşandı. Kuyruk o kadar uzundu ki, yayınevi yetkilileri sarmal bir yapıyla okurları sıraya sokmak durumunda kaldı. Hem Ahmet Ümit hem de Ayşe Kulin okurların getirdikleri bütün kitapları teker teker imzaladılar. Kitaplarını imzalatan okurların mutlulukları ise gözlerinden okunuyordu.


Buket Uzuner'in Javier Sierra'yla gerçekleştirdiği söyleşiye ilgi büyüktü. Sonrasında ise Interexpo Salonu'ndan Su romanı üzerinden çevre sorunlarıyla ilgili bir etkinlik daha düzenledi. Duyarlı okurlar Buket Uzuner'in bu etkinliğinden çok etkilendiler ve söyleşi sonrası yine kitaplarını imzalattılar.


Sevinç Çokum, Kapı Yayınları standında imza günü gerçekleştirdi. Sevinç Çokum'un kemik okur kitlesi Kapı standında hazır bulundu. Daha sonra Kapı Yayınları standında son kitabı "Aşkın Elçisi"yle gündeme oturan Ahmet Turgut imza günü düzenledi. Ve Ahmet Turgut yoğun ilgi nedeniyle saatlerce standtan çıkamadı.


Günışığı Kitaplığı'nda Karin Karakaşlı'yı, Kırmızı Kedi'de Haydar Ergülen ve İnci Aral'ı, Hayy Kitap'ta Ender Saraç'ı, Remzi Kitabevi'nde Enver Aysever'i, Can Yayınları'nda Adnan Binyazar'ı, İletişim Yayınları'nda Emrah Serbes'i imza dağıtırken gördük. Her biri okurlarıyla buluşmaktan büyük bir mutluluk içindeydi.




- Kitap Galerisi adına yazı: Tuna Bahar.