gabriel garcia marquez etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gabriel garcia marquez etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Şubat 2014 Cuma

Yüzyıllık Yalnızlık

Yüzyıllık Yalnızlık, Gabriel Garcia Marquez tarafından yazılmıştır.http://kitapgalerisi.com'da % 20 İndirim ve aynı gün kargoya teslim avantajıyla alabilirsiniz. | Can Yayınları, Roman, 9789750719363, 461 Sayfa, Şubat/2014


Kitabın 212. ve  213. sayfalarından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.
Ürsula, "Böylesi daha iyi,' dedi. "Keşke papaz olsa da, sonunda Tanrı bu evin kapısından içeri girse."
Çok geçmeden, Peder Antonio Isabel'in Jose Arca-dio Segundo'yu ilk ayinine hazırladığı anlaşıldı. Horozlarının boyunlarını  tıraş edip  dövüşe  hazırladıkları sırada papaz, Jose Arcadio Segundo'yu "mukabele" yoluyla gerekli bilgileri öğretiyor; kuluçkaya yatacak tavukları folluğa yerleştirirlerken basit örnekler vererek, evrenin yaratılışının ikinci gününde, Tanrı'nın civcivlerin yumurtadan çıkması gerektiğini nasıl düşündüğünü anlatıyordu. Papaz efendi o tarihlerde bunamaya başlamıştı. Bu bunaklığı giderek artacak ve yıllar sonra Papaz, şeytanın Tanrı'ya başkaldırışının belki de zaferle sonuçlandığını ve gaflet içindekileri faka bastırmak için gerçek kimliğini gizleyerek, gökler katındaki tahta şeytanın oturduğunu ileri sürecekti. Hocasının öğütleri ve direnci sonunda, Jose Arcadio Segundo birkaç ay içinde şeytanı şaşırtmak için yararlanılan teolojik oyunlarda, horoz dövüşü hilelerindeki kadar ustalaştı. Amaranta ona yakalıklı ve boyunbağlı, keten bir giysi dikti. Beyaz pabuçlar aldı. Muma bağlanacak kurdelenin üzerine, yaldızla adının başharflerini işledi. İlk ayinden iki gece önce, Peder Antonio Isabel, Jose Arcadio Segundo'nun günahlarını çıkarmak için onunla birlikte kilisedeki değerli eşyanın durduğu odaya kapandı. Yanlarına bir de günah sözlüğü almışlardı. Günah listesi öylesine uzundu ki, saat altıda yatmaya alışık yaşlı Papaz sonuna dek dayanamadı, koltuğunda uyuyakaldı. Papaz'ın sorulan, Jose Arcadio Segundo'ya yeni bir dünya açtı. Papaz'ın ona kadınlarla ayıp şeyler yapıp yapmadığını sormasına hiç şaşmadı ve dürüstlükle hayır diye karşılık verdi. Ama aynı şeyi hayvanlarla yapıp yapmadığı sorulunca aklı karıştı. Mayısın ilk cuma günü, ayin yapıldı, ama onun aklı hep Papaz'ın sorusundaydı. Hemen, Petronio'nun yanına koştu. Petronio, kilisenin marazlı kay-yumuydu. Çan kulesinde yatıp kalkardı. Yarasa yediği söylenirdi. Jose Arcadio Segundo, aklını kurcalayan soruyu ona sordu. Petronio, "İşlerini kancık eşeklerle yapan ahlaksız Hıristiyanlar da vardır' diye karşılık verdi. Jose Arcadio Segundo bu yanıtla da yetinmiyor, meraktan kıvranıyor, öyle peş peşe sorular soruyordu ki, sonunda Petronio'nun sabrı taştı. .
"Ben salı geceleri giderim," diye itiraf etti. "Kimseye söylemeyeceğine söz verirsen önümüzdeki salı seni de götürürüm."
Gerçekten de ertesi salı, Petronio, elinde o güne dek kimsenin ne işe yaradığını bilmediği tahta tabureyle çan kulesinden çıktı ve Jose Arcadio Segundo'yu yakındaki bir otlağa götürdü. Delikanlı bu gece gezintilerine kendini öylesine kaptırdı ki, çok uzun süre Çata-rino'nun dükkânında görünmedi. Tutkun bir horoz dövüşçüsü oldu. Elinde dövüş horozlarıyla eve ilk geldiği gün, Ürsula, "Bu meretleri buradan götür," diye ona çıkıştı. "Horozlar bu eve gereğinden çok acı getirdi, bir de senin taşımana gerek yok." Jose Arcadio Segundo hiç karşı koymadan horozlan evden götürdü, ama kendi evine gelsin diye her istediğini yapan nenesi Pilar Terne-ra'nın evinde horoz beslemeyi sürdürdü. Çok geçmeden de horoz dövüşü alanında,  Peder Antonio Isabel'den öğrendiği numaraları uygulayarak, yalnızca horozların sayısını artırmakla kalmadı, gönül eğlendirmeyi düşünecek kadar da para yaptı. Ürsula onu kardeşiyle karşılaştırıyor ve çocukluklarında tek kişi gibi olan ikizlerin sonunda nasıl böylesine ayrıldıklarını anlayamıyordu. Ursula'nın şaşkınlığı uzun sürmedi. Çünkü çok geçmeden Aureliano Segundo tembellik ve dağınıklık belirtileri göstermeye başladı.
Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

4 Ekim 2013 Cuma

Yüzyıllık Yalnızlık

Yüzyıllık Yalnızlık, Gabriel Garcia Marquez tarafından yazılmıştır. http://kitapgalerisi.com'da %20 İndirim ve aynı gün kargoya teslim avantajıyla alabilirsiniz. | Can Yayınları, Roman, 9789755101583, 356 Sayfa, Temmuz/2013



Kitabın 11.12. ve 13. sayfalarından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.


Albay Aureliano Buendia, yıllar sonra idam mangasının karşısına dikildiğinde, babasının onu buzu keşfetmeye götürdüğü o çok uzaklarda kalmış ikindi vaktini anımsayacaktı. O zamanlar Macondo, tarihöncesi kuşların yumurtaları kadar ak ve kocaman, parlak çakıllarla örtülü yatağı boyunca dupduru akan bir ırmağın kıyısında kurulmuş, yirmi hanelik bir kerpiç köydü. Dünya öylesine çiçeği burnundaydı ki, pek çok şeyin adı yoktu daha ve bunlardan söz ederken parmakla işaret edip göstermek gerekirdi. Her yıl mart ayında, paçavralar içinde bir çingene obası köyün dışına çergilerini kurar, boru ve dümbelek şamatası içinde yeni icatların çığırtkanlığını yaparlardı. Önce mıknatısı getirdiler. Kendini Melquîades diye tanıtan sakalı taraz taraz, elleri pençe gibi, irikıyım bir çingene, Makedonyalı bilge simyacıların sekizinci harikası dediği nesneyle akıl çelen bir gösteriye girişti. İki maden külçesini peşinden sürükleyerek kapı kapı dolaştıkça, tencerelerin tavaların, maşaların, mangalların yerlerinden tangır tungur yuvarlandığını, yuvalarından fırlamaya çalışan çivilerle vidaların umutsuzluğundan kirişlerin inlediğini, hele hanidir kayıp nesnelerin hem de çok arandıkları yerlerden ortaya dökülüp Melquiades'in büyülü demirlerinin peşinden paldır küldür akın ettiğini görenlerin aklı başından gitti. Çingene, kaba şivesiyle, "Eşyanın da canı var," diye İlan etti, "bütün iş, ruhlarını uyandırabilmek-te." Dizginsiz hayal gücü, değil doğa harikalarının, en olmadık mucizelerin ve sihirlerin bile Ötesine taşan Jose Arcadio Buendia, bu yararsız İcadın toprağın bağrından altın çıkarmaya yarayabileceğini düşündü. Dürüst biri olan Melquiades, "O İşe yaramaz bu," diye uyardı onu. Ama Jose Arcadio Buendia, daha o zamanlar çingenelerin dürüstlüğüne inanmadığı için, katırıyla bir çift keçisini mıknatıslı iki külçeyle takas etti. Evin kırık dökük eşyasıyla birkaç parça malı artırabilmek için bu hayvanlara bel bağlamış olan karısı Ürsula Iguarân, onu caydırmak İçin ne dediyse kâr etmedi. Kocası, "Çok yakında evin tabanını kaplamaya yetip de artacak kadar altınımız olacak," dedi de başka bir şey demedi. Düşüncesinin doğruluğunu kanıtlamak için aylarca uğraşıp didindi. îki demir külçeyi peşinden sürükleyip Melquiades'in büyülü sözlerini haykırarak ırmak yatağına varıncaya dek bütün yöreyi karış karış taradı. Sonunda bula bula, her bir parçası pastan birbirine kaynamış ve içi taş dolu koskocaman bir balkabağı gibi boğuk boğuk öten bir on beşinci yüzyıl zırhı çıkardı topraktan. Jose Arcadio Buendia ile dört kişilik keşif kolu zırhı sökmeyi becerdiklerinde, boynuna İçinde bir tutam kadın saçı olan bakır madalyon takılı, kireçlenmiş bir iskelet çıktı zırhın içinden.
Martta, çingeneler yine geldiler. Bu kez, Amsterdamlı Yahudilerin son buluşu diye gösterdikleri bir teleskopla dümbelek çapında bir büyüteç getirdiler. Köyün öteki ucuna bir çingene karısı diktiler, teleskopu da çerginin ağzına koydular. Beş real'i bastıran, gözünü teleskopa uydurup çingene karısını bir arşın ötede görüyordu. Melquiades,"Bilim uzaklığı ortadan kaldırdı," diye fetva verdi. "Çok yakında insanoğlu evinden dışarı adım atmadan dünyanın neresinde ne oluyorsa ' görebilecek." Yakıcı öğle sıcağı, dev gibi büyütecin akıllara durgunluk veren gösterisini gözler önüne serdi: Sokağın ortasına kuru ot yığdılar ve güneşin ışınlarını büyüteçle odaklaştırarak tutuşturdular tınazı. Mıknatıslarının başarısızlığını hâlâ içine sindiremeyen Jose Arcadio Buendia, bu icadı savaş silahı olarak kullanmayı aklına koydu. Melquiades yine onu caydırmaya çalıştıysa da sonunda büyütece karşılık iki mıknatıslı külçeyle sömürgeler için bastırılmış üç altın sikkeyi alıp kabullendi. Ürsula ağlayıp sızlandı. O para, babasının ömür boyu yemeyip içmeyip biriktirdiği, Ûrsula'nm da sakla samanı gelir zamanı diyerek yatağının altına gömdüğü altın dolu sandıktan alınmıştı. Bir bilim adamı kalenderliği içinde canını bile tehlikeye atacak kadar kendini "taktik" deneylerine kaptıran Jose Arcadio Buendia, karısını avutmaya hiç kalkışmadı. Büyütecin düşman birlikleri üzerindeki etkisini göstereyim derken, büyüteçte odaklasan güneşe bir çarpıldı ki, her yanı geçmek bilmez cılk yaralarla kaplandı. Böylesine tehlikeli bir icattan Ödü patlayan karısının bütün karşı koymalarına rağmen, bakalım tutuşacak mı diye kendi evini bile yakmaya kalkıştı. Saatlerce odasına kapanıp yeni silahının olanaklarını hesaplaya hesaplaya, sonunda öğretici açık seçikliği söz götürmez, inandırıcılığına karşı durulmaz bir elkitabı çıkardı ortaya. Kitaba, yaptığı deneyleri anlatan bir alay tarifnamesiyle birkaç sayfa açıklayıcı resim ekleyip bir ulakla hükümete yolladı.


Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap